Ne kadar sevmeseniz de, ne kadar nefret etseniz de, ne kadar küfretseniz de…
Partimiz MHP, liderimiz Devlet Bahçeli!
Biz ülkücüler, bu devletin temel taşlarıyız.
Bu böyle biline!
Dün komünizme karşı mücadele, ASALA terör örgütüne karşı Abdullah Çatlı ve arkadaşlarının mücadelesi, 12 Eylül'de zindanlarda çekilen çileler…
Bugün Devlet Bahçeli ve Terörsüz Türkiye…
Yarın Türk Asrı ve Turan!
Bu yazıyı siyasi ve sendikal kimliğimle kaleme alıyorum.
Ben, bu davanın dününü de bugününü de bilen, ülkücü hareketin çilesini çekmiş, bedelini ödemiş ve yaşananları unutmayan bir kardeşinizim.
Bugün bazılarına birkaç soru sormak istiyorum.
1. 1980 ÖNCESİ: KOMÜNİZMLE MÜCADELE VE 5.000 ŞEHİT
Bu ülkenin sokaklarında, üniversitelerinde ve meydanlarında vatanı, milleti ve inancı uğruna mücadele eden ülkücüler değil miydi?
Ülkücü hafızasında 5.000 şehitle anılan bu mücadelede nice genç toprağa düştü, nice ocak söndü.
Onların ideali makam, mevki veya menfaat değil; güçlü bir Türkiye, büyük Türk milleti ve Turan ülküsüydü.
2. 12 EYLÜL: İŞKENCELER, ZİNDANLAR VE ÇEKİLEN ÇİLELER
12 Eylül darbesinde ülkücüler de ağır bedeller ödedi. İşkencelerden geçenler, zindanlarda ömür tüketenler ve darağaçlarında can verenler oldu.
Dün vatanı için mücadele eden nice ülkücü, darbe döneminde devletin mahkemelerinde yargılandı ve cezaevlerinde çile çekti.
Peki, bütün bu fedakârlıklar unutulabilir mi? Soruyorum.
3. ASALA'YA KARŞI MÜCADELE: ABDULLAH ÇATLI VE ARKADAŞLARI
Türk diplomatlarımızı hedef alan ASALA cinayetleri karşısında Türkiye'nin güvenliği ve milletimizin onuru söz konusuydu.
Abdullah Çatlı ve bazı ülkücü kardeşlerimiz, ASALA'ya karşı yurt dışında mücadele eden ve örgütün etkisiz hâle getirilmesinde rol oynadığı ileri sürülen isimlerdi. Bu konuda TBMM araştırma kayıtlarının bulunduğu da ifade edilmektedir.
Burada asıl sorulması gereken şudur: Devletin güvenliği için birtakım faaliyetlerde kullanıldığı ileri sürülen bu insanlar, daha sonra neden yalnız bırakıldıklarını düşündüler?
Devletin bekası için bedel ödeyenlerin emeği ve fedakârlığı, tarihî gerçekler ışığında mutlaka değerlendirilmelidir.
4. DEVLET BAHÇELİ VE TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİ
Bugün MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, Terörsüz Türkiye hedefiyle Türkiye'nin önüne yeni bir dönem koymuştur.
PKK'nın 2025 yılında fesih ve silah bırakma kararı açıkladığını duyurması, bu sürecin önemli bir aşamasıdır. Ancak kalıcı bir sonuca ulaşılması; silahların gerçekten bırakılmasına, örgütsel yapının sona ermesine ve devletin güvenliğinin eksiksiz sağlanmasına bağlıdır.
Dün terörün karşısında duran ülkücü irade, bugün de Türkiye'nin birliği, devletin bekası ve milletimizin kardeşliği için sorumluluk almaktadır.
Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedefleri; tavizsiz güvenlik, millî birlik ve devletin egemenliği esaslarıyla hayata geçirilmelidir.
Bu süreçte Sayın Devlet Bahçeli'nin ortaya koyduğu siyasi iradenin tarihî sorumluluğu doğru anlaşılmalıdır.
BİZİM MEFKÛREMİZ MAKAM DEĞİL, MİLLETTİR
Ülkücülük, yalnızca bir partiye mensup olmak değildir. Ülkücülük; sadakattir, fedakârlıktır, vefadır, disiplindir ve gerektiğinde bedel ödemektir.
Bizim ülkümüz, Türk milletinin birliği, Türkiye Cumhuriyeti'nin ebedî varlığı ve Türk dünyasının bütünleşmesidir.
Mefkûremiz Turan'dır.
İşte bu anlayışla bugün de diyoruz ki:
Yürütmede Recep Tayyip Erdoğan, yasamada Milliyetçi Hareket Partisi; Türkiye'de Cumhur İttifakı, dünyada Türk Asrı!
Sayın Devlet Bahçeli'nin liderliğinde MHP'nin üstlendiği sorumluluğu yalnızca bugünün siyasetiyle değerlendirmek, ülkücü hareketin tarihî birikimini görmezden gelmektir.
Dün Alparslan Türkeş'in ortaya koyduğu ülkü, bugün de Türk milletinin geleceği için yaşatılmaktadır.
Biz dün neredeysek bugün de oradayız. Dün de Türk milletinin yanındaydık, bugün de yanındayız, yarın da yanında olacağız.
Çünkü ülkücüler, bu devletin temel taşlarındandır. Devletin birliği, milletin dirliği ve vatanın bölünmez bütünlüğü bizim kırmızı çizgimizdir.
ŞİMDİ SORUYORUM:
Dün komünizme karşı mücadelede, 12 Eylül'ün zindanlarında ve ASALA'ya karşı verilen mücadelede bedel ödeyen ülkücüler, bugün Türkiye'nin terörsüz geleceğini ve Türk dünyasının yükselişini savunurken neden hâlâ sorgulanıyor?
Ülkücü hareketin tarihini, fedakârlığını ve mefkûresini bilmeden Türkiye'nin geleceğini anlamak mümkün müdür?
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'yi anlayamıyorsunuz. Anlayamadığınız için de kendisine hakaret ediyorsunuz.
Mehmet Fevzi Erdoğan
Saygılarımla.