TÜRKİYE’NİN İHTİYACI: YOLSUZLUKTAN, YOKSULLUKTAN VE TERÖRDEN ARINMIŞ BİR GELECEK (ARINMA)

Bir tarafta geçim derdiyle boğuşan emeklilerimiz, diğer tarafta işsiz gençlerimiz ve geçim sıkıntısı çeken ailelerimiz…

Fonlarda ve borsada yaşanan vurgun iddiaları, belediyelerde gündeme gelen yolsuzluk soruşturmaları, siyasi torpil tartışmaları ve giderek derinleşen ekonomik sıkıntılar…

Üstelik bütün bunların üzerine bir de “Senin hırsızın, benim hırsızım” anlayışı eklenince insan sormadan edemiyor:

Biz nereye gidiyoruz? Bu gidişatın sonu nereye varacak?

Geleceğimiz olan gençlerimizin bir kısmı işsizlikle, bir kısmı ise madde bağımlılığıyla mücadele ediyor. Okullarımızda yaşanan kundaklama olayları da toplumsal sorunların ne kadar ciddi boyutlara ulaşabildiğini gösteriyor.

Bütün bunları görmezden gelerek, sorunları konuşmadan, eleştirmeden ve çözüm aramadan nereye kadar gidebiliriz?

SİYASETİN EN ZOR TARAFI VATANDAŞIN HAYATINI ANLAYABİLMEKTİR

Ülkede yapılan hizmetleri anlatmak başka şeydir, vatandaşın o hizmetlerin gölgesinde nasıl bir hayat yaşadığını anlayabilmek bambaşka bir şey…

Bir emekli ay sonunu getiremiyorsa, bir genç geleceğinden endişe ediyorsa, bir aile çocuğunun ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyorsa siyasetçinin öncelikle dönüp bu tabloya bakması gerekir.

Çünkü siyaset yalnızca yapılan yolları, köprüleri ve binaları anlatmak değildir. Siyaset, vatandaşın sofrasındaki ekmeği, cebindeki parayı ve geleceğe dair umudunu da görebilmektir.

Yolsuzluk iddiaları karşısında sessiz kalmak, siyasi torpile göz yummak, haksızlığı yapanın kimliğine göre tavır değiştirmek kabul edilemez.

Hırsızlığın partisi, yolsuzluğun rengi, haksızlığın bahanesi olmaz.

Kim yaparsa yapsın, iddialar bağımsız ve tarafsız biçimde araştırılmalı, suçu sabit olanlar hukuk önünde hesap vermelidir.

SULAR BULANMADAN DURULMAZ… PEKİ, BU BULANIKLIK NASIL GİDERİLECEK?

Atalarımız ne demiş?

“Sular bulanmadan durulmaz.”

Ancak bulanıklığın kendiliğinden ortadan kalkmasını beklemek yetmez. Kurumlara güveni yeniden tesis etmek, kamu kaynaklarını korumak, liyakati esas almak, adaleti sağlamak ve hesap verebilirliği güçlendirmek gerekir.

Bugün Türkiye’nin ihtiyacı, kişilere ve partilere göre değişen bir adalet anlayışı değil, herkese eşit uygulanan hukuktur.

İhtiyacımız; yoksulluğun kader olarak kabul edilmediği, gençlerin iş bulabildiği, emeklilerin insanca yaşayabildiği, kamu kaynaklarının korunduğu ve vatandaşın devlete güven duyduğu bir Türkiye’dir.

MHP GENEL BAŞKANIM SAYIN DEVLET BAHÇELİ’NİN SÖZLERİ VE YENİ DÖNEMİN SİYASİ MESAJI

MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin grup toplantısında dile getirdiği;

“Yürütmede Recep Tayyip Erdoğan,

Yasamada Milliyetçi Hareket Partisi,

Türkiye’de Cumhur İttifakı,

Dünyada Türk Asrı”

sözleri, önümüzdeki döneme ilişkin siyasi hedefler ve MHP’nin Meclis’teki temsil gücünü artırma iradesi üzerinden okunmalıdır.

Bu mesaj yalnızca iç siyasete dair bir formül olarak değerlendirilmemelidir. Türkiye’nin devlet kapasitesi, savunma gücü, Türk dünyasıyla ilişkileri ve uluslararası alandaki konumu da bu hedeflerin önemli başlıklarıdır.

Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken bir nokta var:

Güçlü devlet, yalnızca güçlü savunmayla değil, güçlü adaletle, sağlam ekonomiyle ve vatandaşın devlete duyduğu güvenle de mümkündür.

Cumhur İttifakı’nın ortaya koyduğu hedeflerin toplumsal karşılık bulabilmesi için vatandaşın ekonomik sıkıntılarına, gençlerin geleceğine ve kamu yönetimindeki sorunlara somut çözümler üretilmesi gerekir.

MHP NEDEN DAHA FAZLA SORUMLULUK ALMAK İSTİYOR?

Düne kadar bakanlık talep etmediğini ifade eden MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin bugün yasama alanında MHP’nin ağırlığının artmasına vurgu yapması, siyasi sorumluluk ve Meclis’teki temsil gücü açısından değerlendirilmesi gereken bir mesajdır.

Burada asıl mesele yalnızca kimin hangi makamda olacağı değildir.

Asıl mesele; devletin bekası, milletin refahı, hukukun üstünlüğü ve kamu yönetiminde hesap verebilirlik adına hangi adımların atılacağıdır.

MHP’nin yasamadaki ağırlığının artması hedefi; daha fazla denetim, daha güçlü yasama çalışmaları ve vatandaşın beklentilerine cevap veren politikalarla anlam kazanacaktır.

Cumhur İttifakı’nın başarısı da yalnızca siyasi birliktelikle değil, vatandaşın hayatında meydana getireceği somut iyileşmelerle ölçülecektir.

TERÖRSÜZ TÜRKİYE, TERÖRSÜZ BÖLGE… PEKİ, YA DİĞER SORUNLAR?

Terörün sona ermesi, Türkiye’nin huzuru ve güvenliği açısından önemli bir hedeftir. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefleri konuşulurken devletin güvenliği, ülkenin birliği ve milletin ortak geleceği esas alınmalıdır.

Fakat vatandaşın beklentileri bununla sınırlı değildir.

Terörle mücadele kadar yoksullukla mücadele de önemlidir. Devletin güvenliği kadar vatandaşın adalete güveni de önemlidir. Ülkenin uluslararası gücü kadar emeklinin geçim gücü, gencin iş bulma imkânı ve ailenin huzuru da önemlidir.

Türkiye’nin önünde üç büyük hedef olmalıdır:

Yolsuzluktan arınma: Şeffaflık, liyakat, adalet ve hesap verebilirlik.

Yoksulluktan arınma: Üretim, istihdam, adil gelir dağılımı ve insanca yaşam.

Terörden arınma: Millî birlik, ülke bütünlüğü, kalıcı huzur ve güvenlik.

Bunlar birbirinin alternatifi değil, birbirini tamamlayan hedeflerdir.

SON SÖZÜM ŞUDUR

Benim meselem bir partiyi körü körüne savunmak ya da diğerini peşinen suçlamak değildir. Benim meselem devletimizin itibarı, milletimizin refahı ve geleceğimiz olan gençlerimizin yarınlarıdır.

Cumhur İttifakı’nın ortaya koyduğu hedefleri destekleyenler de eleştirenler de aynı soruyu sormak zorundadır:

Bu ülkenin insanı daha huzurlu, daha müreffeh ve daha güvende yaşayabilecek mi?

Çünkü vatandaş artık yalnızca vaat değil, sonuç görmek istiyor. Söz değil, icraat; ayrıcalık değil, adalet; kayırmacılık değil, liyakat bekliyor.

Dileğimiz odur ki Türkiye; yolsuzlukların gölgesinden, yoksulluğun kıskacından ve terörün tehdidinden kurtulsun. Gençlerimiz umutsuzluğa değil, geleceğe tutunsun. Emeklimiz geçim derdiyle değil, huzurla yaşasın.

Güçlü Türkiye hedefi; güçlü devlet, adil yönetim ve refah içinde yaşayan bir milletle anlam kazanır.

Yolsuzluktan arınmış, yoksulluktan kurtulmuş, terörden uzak; adaletin, liyakatin ve huzurun hâkim olduğu bir Türkiye’ye kavuşmak temennisiyle…

Ne devletimizin itibarı zedelensin ne milletimizin umudu tükensin.

Saygılarımla.