Cumhur İttifakı’nda Yeni Dönem: MHP Ne Kazanır, Ne Kaybeder?

Bu yazımda, siyasi ve sendikal kimliğimle edindiğim tecrübeler ve şahsi değerlendirmelerim çerçevesinde, Cumhur İttifakı’nın geleceğine ilişkin görüşlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu “Yürütmede Erdoğan, yasamada MHP; Türkiye’de Cumhur İttifakı, dünyada Türk Asrı” formülü, Türk siyasetinde üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir mesajdır. Bahçeli, hem Cumhur İttifakı’nın devamını hem de MHP’nin TBMM’deki temsil gücünü ve siyasi ağırlığını artırmasını hedeflediğini açıkça ortaya koymuştur.

Peki, bu formül MHP’ye ne getirir, ne götürür?

1. MHP’ye Ne Getirir?

MHP’nin Meclis’teki milletvekili sayısını ve temsil gücünü artırması, yasama faaliyetlerinde ve ülkenin ekonomik ve sosyal politikalarının belirlenmesinde daha etkili olması anlamına gelir.

Daha güçlü bir MHP, Cumhur İttifakı içerisinde kendi siyasi önceliklerini daha fazla gündeme taşıyabilir. Yasamanın denetim görevini daha etkin yerine getirmesi de devlet yönetiminde hesap verebilirlik ve kurumsal işleyiş açısından önem taşır.

2. MHP’den Ne Götürebilir?

Burada göz ardı edilmemesi gereken bir gerçek var: Cumhur İttifakı’na destek vermek başka, iktidarın bütün icraatlarını sorgulamadan kabul etmek başkadır.

Ekonomide yaşanan sıkıntılar, emeklinin geçim mücadelesi, dar gelirlinin alım gücü, gençlerin işsizlik sorunu, liyakat tartışmaları ve kamu kaynaklarının kullanımı konusunda vatandaşın beklentileri ortadadır.

MHP, bu meselelerde çözümün ve denetimin güçlü bir parçası olabilirse siyasi sorumluluğunu yerine getirmiş olur. Ancak ittifakın ortağı olmanın getirdiği sorumlulukla vatandaşın eleştirileri arasında sıkışır ve kendi politikalarını yeterince hayata geçiremezse bunun siyasi bir bedeli de olabilir.

3. Cumhur İttifakı Devam Ederken Denge ve Denetim Mümkün mü?

Elbette, asıl tartışılması gereken noktalardan biri budur.

İttifak içinde bulunmak, yanlış gördüğün uygulamaları dile getirmeye engel olmamalıdır. Devletin itibarı, milletin refahı ve kamu kaynaklarının korunması söz konusu olduğunda siyasi aidiyetin ötesinde bir sorumluluk vardır.

Bizim anlayışımızda “Senin hırsızın, benim hırsızım olmaz.” Hangi siyasi görüşten, hangi makamdan gelirse gelsin, yolsuzluk ve usulsüzlük iddiaları hukuk çerçevesinde, bağımsız ve şeffaf biçimde araştırılmalıdır.

MHP’nin yasamadaki ağırlığını artırma hedefi, yalnızca daha fazla milletvekili kazanmakla ölçülmemelidir.

Asıl ölçü, milletin sorunlarına ne kadar çözüm üretildiği, kamu yönetiminde hesap verebilirliğin ne ölçüde güçlendirildiği ve vatandaşın beklentilerinin ne kadar karşılandığıdır.

4. Ülkücü Camianın Beklentisi Nedir?

Ülkücü hareketin geçmişinde teşkilat disiplini, sadakat, vefa ve fedakârlık vardır. Ancak vefa, sadece geçmişe bağlılık değil, milletin bugünkü meselelerine karşı sorumluluk almaktır.

Ülkücü taban, MHP’nin hem Cumhur İttifakı’nın devamında rol üstlenmesini hem de kendi ilkelerini, siyasi kimliğini ve milletin beklentilerini güçlü biçimde temsil etmesini bekleyebilir.

Çünkü siyasi güç, yalnızca Meclis’teki sandalye sayısıyla değil, ortaya konulan irade, üretilen çözümler ve toplumda oluşturulan güvenle de ölçülür.

MHP’nin Gücü, Sorumluluğuyla Ölçülmelidir

“Yürütmede Erdoğan, yasamada MHP” formülü, MHP’nin Cumhur İttifakı içindeki konumunun yeniden tartışılmasına yol açmıştır.

Bu yaklaşımın gerçek karşılığı ise zamanla, Meclis’teki temsil gücü ve uygulamadaki sonuçlarla görülecektir.

MHP’nin önündeki mesele yalnızca siyasi ağırlığını artırmak değildir. Aynı zamanda milletin ekonomik ve sosyal sorunlarına çözüm üretmek, yanlışlara karşı gerektiğinde söz söylemek ve devlet yönetiminde denge ve denetimin güçlenmesine katkıda bulunmaktır.

Cumhur İttifakı’nın devamı kadar, milletin güveninin korunması da önemlidir.

Benim için esas olan makamlar değil, ilkeler; koltuklar değil, sorumluluk; söylemler değil, icraatlardır.

Lider, teşkilat ve doktrin anlayışı; milletin derdiyle dertlenmeyi, devletin bekasını gözetmeyi ve kamu hakkını korumayı da gerektirir.

Türkiye’de Cumhur İttifakı, dünyada Türk Asrı hedefi konuşulurken bu hedeflerin milletin sofrasına, emeklinin cebine, gencin geleceğine ve devlet yönetimindeki adalete nasıl yansıyacağı da konuşulmalıdır.

Çünkü güçlü devlet, güçlü kurumlarla; güçlü siyaset ise milletin güveniyle ayakta kalır.

SAYGILARIMLA

Mehmet Fevzi Erdoğan