Ahlak Yoksa Dava da Yok
Ahlak çökerse toplum, adalet çökerse devlet zayıflar.
Türk milletine ne oluyor?
Her tarafımızdan başka bir yolsuzluk, başka bir dolandırıcılık, başka bir rüşvet, başka bir sahtekârlık haberi geliyor.
Televizyonu açıyoruz; kimi belediyelerde yolsuzluk iddiaları, kimi yerlerde fon oyunları, kimi yerlerde borsa dolandırıcılıkları…
Ortada ciddi bir ahlaki yozlaşma var.
Vallahi yuh olsun!
Ama bizi kahreden yalnızca bu işleri yapanlar değil.
Bizi asıl kahreden, yapanlar kadar onları savunanların, yapılanları küçümseyenlerin ve “Ama o bizim taraftan” diyerek ahlaksızlığa mazeret üretenlerin olmasıdır.
İşte asıl tehlike burada başlıyor.
Bugün öyle bir noktaya getiriliyoruz ki:
“Senin hırsızın kötü, benim hırsızım iyi.”
Böyle bir anlayış ne Türk töresine sığar, ne İslam ahlakına ne de insanlığın ortak değerlerine.
Bizim anlayışımız bellidir:
Hırsızın partisi olmaz.
Yolsuzluğun tarafı olmaz.
Rüşvetin bahanesi olmaz.
Kul hakkının mazereti olmaz.
Kim yaparsa yapsın, yanlış yanlıştır.
Dün hırsızlığa karşı çıkıp bugün kendi mahallesindeki hırsızlığı savunuyorsa insanın samimiyeti sorgulanır.
Çünkü ülkücülük de milliyetçilik de önce ahlak meselesidir.
Devletin malına sahip çıkmak, milletin hakkını korumak, kul hakkından korkmak; sloganlardan çok daha büyük bir davadır.
Biz “Lider-Teşkilat-Doktrin” diyorsak bunun temelinde de disiplin, sadakat, dava ahlakı ve şahsiyet vardır.
Dava, yanlış yapanı sırf bizden diye savunmak değildir.
Tam tersine, bizden olan yanlış yaptığında da “yanlış” diyebilmektir.
Çünkü bizim ölçümüz şahıslar değil, hak ve hakikattir.
Türk töresinde emanete ihanet yoktur.
İslam'da kul hakkı vardır.
Vicdanda adalet vardır.
Devlette hukuk vardır.
Bunların hiçbirinin yanında “Benim hırsızım iyidir.” diye bir madde yoktur.
Birileri fon oyunlarıyla insanların milyonlarını, milyarlarını götürmüşse bunun hesabı sorulmalıdır.
Birileri kamu kaynaklarını kötüye kullanmışsa hesabı sorulmalıdır.
Birileri rüşvet almışsa hesabı sorulmalıdır.
Kim olursa olsun!
Çünkü devletin parası milletin parasıdır.
O para emeklinin alın teridir.
İşçinin emeğidir.
Esnafın kazancıdır.
Çiftçinin emeğidir.
Yetimin hakkıdır.
Milletin vergisidir.
O yüzden mesele sadece birkaç kişinin yakalanıp cezaevine gönderilmesi değildir.
Asıl mesele, toplumda hırsızlığın normalleştirilmesidir.
Bugün “Bizimki yaptı ama…” diyerek başlayan cümleler, yarın çocuklarımızın ahlakını bozar.
Hırsızlık normalleşirse toplum yozlaşır, ahlak çöker.
Adalet duygusu kaybolur.
Devlete güven azalır.
Devlet zayıflar.
Sivrisineklerle mücadele etmek yetmez.
Bataklığı kurutmak zorundayız.
Ailede başlayacağız.
Eğitimde güçlendireceğiz.
Devlet yönetiminde liyakati, adaleti ve şeffaflığı esas alacağız.
Çocuklarımıza sadece nasıl para kazanacaklarını değil; dürüst yaşamayı, emanete sahip çıkmayı, kul hakkından korkmayı ve haksızlık karşısında susmamayı öğreteceğiz.
Çünkü bizim medeniyetimizde “Adamını bul, işini hallet.” anlayışı değil, “Hak neyse onun yanında dur.” anlayışı vardır.
Benim meselem bir partiyi aklamak, bir başka partiyi suçlamak değil.
Benim meselem devletin itibarıdır.
Milletin hakkıdır.
Kul hakkıdır.
Ahlaktır.
Vicdandır.
Ve açık söylüyorum:
Benim hırsızım olmaz.
Bizim hırsızımız da hırsızdır.
Sizin hırsızınız da hırsızdır.
Çünkü hırsızlığın milliyeti, partisi, mezhebi, makamı, tarafı olmaz.
Yanlış bizim mahalledeyse de yanlıştır.
Doğru karşı mahalledeyse de doğrudur.
İşte dava adamlığı, işte ülkücü duruş, işte milliyetçi ahlak tam da burada belli olur.
Haklının yanında durmak kolaydır.
Asıl mesele, kendi mahallendeki haksızlığa da “Haksızsın.” diyebilmektir.
Yoksa mesele millet sevdası değil, tarafgirlik olur.
Bizim ihtiyacımız;
Daha fazla kavga değil.
Daha fazla kutuplaşma değil.
Daha fazla “benimki-seninki” anlayışı değil…
Daha fazla AHLAK.
Daha fazla ADALET.
Daha fazla VİCDAN.
Çünkü unutmayalım:
Ahlakın olmadığı yerde hukuk kâğıt üzerinde kalır.
Adaletin olmadığı yerde devletin itibarı yara alır.
Vicdanın sustuğu yerde ise toplum çürümeye başlar.
Lanet olsun hırsızlığa, yolsuzluğa, rüşvete ve bunları kim yaparsa yapsın savunan anlayışa!
Türk milleti buna layık değildir.
Bizim davamız; güçlüden yana olmak değil, HAKTAN yana olmaktır.
Saygılarımla.
