Yıllarını siyasete, sendikal mücadeleye ve teşkilat çalışmalarına vermiş bir hemşehriniz olarak, Sinop’umuzun ve ilçelerimizin geleceği adına bazı gerçekleri açıkça ifade etmek istiyorum.
Sinop merkezinden Boyabat’a, Gerze’den Durağan’a, Ayancık’tan Türkeli’ye, Erfelek’ten Dikmen’e, Saraydüzü’nden diğer tüm yerleşim yerlerimize kadar ortak bir kimliğimiz, ortak değerlerimiz ve ortak sorunlarımız var.
İstanbul’da, Ankara’da ve Türkiye’nin dört bir yanında yaşayan Sinopluların en büyük gücü; memleket sevgisi, dayanışması ve birlik ruhudur.
Peki, bu gücü ne kadar doğru kullanıyoruz?
Elbette dernek, federasyon ve konfederasyon kurmak, hukuki şartlar çerçevesinde herkesin hakkıdır. Burada mesele, kuruluşların sayısı değil, bu kuruluşların Sinop’a ve Sinopluya ne kattığıdır.
İstanbul merkezli birden fazla Sinop yapılanmasının bulunması, ortak hareket edilmediği takdirde hemşehri dayanışmasını zayıflatabilir, Ankara’da, yerel yönetimlerde ve karar alma mekanizmalarında Sinop’un sesinin daha az duyulmasına yol açabilir.
Üzülerek görüyoruz ki sivil toplum kuruluşlarının kuruluş amacı ve çalışma anlayışı zaman zaman sorgulanır hâle gelmektedir.
🌹 Sivil toplum kuruluşları, kişisel siyasi ikbalin ve makam arayışının aracı hâline getirilmemelidir. Siyaset yapmak isteyenler partilerde siyaset yapmalı, sivil toplum kuruluşları ise bütün siyasi görüşlere eşit mesafede durarak hemşehrilerine hizmet etmelidir.
🌹 Dernekçilik, kişisel menfaat kapısı olarak görülmemelidir. Sponsorluklar, bağışlar ve organizasyon gelirleri şeffaf biçimde yönetilmeli, her kuruşun hesabı verilebilmelidir. Hiç kimseyi peşinen suçlamadan, bütün sivil toplum kuruluşlarında şeffaflık, denetim ve hesap verebilirlik esas alınmalıdır.
Çünkü başkanlık bir unvan, makam bir ayrıcalık değil; sorumluluk ve hizmet görevidir.
PEKİ, BİR SİVİL TOPLUM KURULUŞU NE YAPMALIDIR?
- İhtiyaç sahibi öğrencilerimize burs ve eğitim desteği sağlamalıdır.
- Hastalıkta, cenazede, düğünde ve zor günlerde hemşehrisinin yanında olmalıdır.
- Köylerimizin yol, su, altyapı ve diğer sorunlarını gündeme taşımalıdır.
- İş arayan gençlerimizi istihdam imkânlarıyla buluşturmalıdır.
- Sinop’un turizmini, ekonomisini, kültürünü ve yöresel değerlerini tanıtmalıdır.
- İl ve ilçelerimizin sorunlarını ilgili makamlara ortak bir iradeyle taşımalıdır.
- Gençlerimizi, kadınlarımızı ve ihtiyaç sahibi ailelerimizi desteklemelidir.
İşte gerçek dernekçilik, gerçek hemşehri dayanışması ve gerçek hizmet anlayışı budur.
ÇAĞRIMIZ AÇIK VE NETTİR
Sinop’un ilçeleriyle birlikte daha güçlü temsil edilmesi, hemşehrilerimizin ortak sorunlarına çözüm üretilmesi ve Sinop lobisinin etkili hâle gelmesi için ortak akıl, ortak hedef ve güçlü iş birliği şarttır.
Ortak meselelerde birlikte hareket etmek, aynı amaç etrafında kenetlenmek ve gerekiyorsa gönüllülük temelinde ortak bir platform oluşturmak zorundayız.
Amacımız, herkesi tek bir tabelanın altına zorla toplamak değil; Sinop’un menfaatlerini kişisel hesapların üzerinde tutan bir birlik anlayışı oluşturmaktır.
Kimsenin siyasi görüşü, makamı veya kişisel beklentisi Sinop’un ortak geleceğinin önüne geçmemelidir.
Benim siyasi ve sendikal mücadeleden çıkardığım en önemli derslerden biri şudur: İsimler ve makamlar geçicidir, geride bırakılan hizmet kalıcıdır.
Gelin, tabela sayısını değil hizmeti, başkanlık unvanını değil sorumluluğu, kişisel çıkarları değil Sinop’un geleceğini konuşalım.
Sinop merkezinden en uzak köyümüze kadar bütün hemşehrilerimizi ayrışmaya değil dayanışmaya, gösterişe değil icraata, kişisel hesaplara değil ortak memleket davasına sahip çıkmaya davet ediyorum.
Çünkü Sinop hepimizin memleketi, Sinop’un geleceği hepimizin sorumluluğudur.
Saygılarımla,
Mehmet Fevzi Erdoğan
Siyasetçi – Sendikacı – Sivil Toplum Gönüllüsü