Geçtiğimiz günlerde bir dost meclisinde oturuyoruz. Sohbet derin, mevzu memleket…

Herkes bir şeyler söylüyor:

Ahlak bozuldu, aile yapımız zayıfladı, eğitim kötüye gidiyor, ekonomi insanımızı zorluyor, din siyasete alet ediliyor, millî ve manevi değerlerimiz aşınıyor. Vatan sevgisi eski gücünü kaybediyor.

Sözler uzadıkça karamsarlık büyüyor. Sonunda söylenen söz belli:

“TÜRKİYE BİTTİ!” diyorlar.

Bir süre dinledim, sonra söz aldım.

Arkadaşlar, söylediklerinizin hepsi yanlış değil. Elbette sorunlarımız var. Yanlışları görmezden gelerek memleket sevilmez. Ama sorunlarımız var diye Türkiye bitti demek, bu milletin tarihini ve ruhunu unutmak demektir.

BİZ ÜLKÜCÜYÜZ

Umutsuzluğu kendimize yakıştırmayız.

Bizim sevdamız makam değil, memlekettir.

Menfaat değil, milletimizdir.

Bizim ülkümüz; güçlü, adaletli, ahlaklı ve müreffeh bir Türkiye'dir.

Sonra birkaç örnek verdim.

Deprem günlerini hatırlayın. Hiç tanımadığı insanlar için yollara düşenleri, ekmeğini bölüşenleri, kendi derdini unutup başkasının yarasına merhem olmaya çalışanları düşünün.

İşte bizim milletimiz budur!

Zor zamanda birbirine el uzatan, acıda kenetlenen bir milletiz.

Bir de millî maçlardaki tribünlere bakın.

On binlerce insan, farklı siyasi görüşler, farklı kimlikler, farklı hayatlar…

Maç öncesinde hep bir ağızdan söylenen İstiklal Marşı ve ardından yükselen o ses:

TÜRKİYE, TÜRKİYE, TÜRKİYE!

İşte o tribünlerde Türk'üyle, Kürt'üyle, Çerkez'iyle, Laz'ıyla; fakiriyle, zenginiyle aynı bayrak altında buluşan bir millet var.

Bizi bir arada tutan ortak değerlerimiz hâlâ yaşıyor.

Benim milliyetçilik anlayışım da budur: Milletimizin birliğini savunmak, kardeşliğimizi korumak ve ortak geleceğimiz için sorumluluk almaktır.

Türk milliyetçiliği, milletine duyulan sevda; ülkücülük ise bu sevdayı ömürlük bir davaya dönüştürmektir.

Başbuğ Alparslan Türkeş'in fikir dünyasında şekillenen ülkücü hareketin özünde de millî şuur, ahlak, fedakârlık ve büyük Türkiye ülküsü vardır.

Bizim davamız yalnızca konuşmak değil, çalışmaktır.

Bir imparatorluğun yıkılışından sonra Millî Mücadele'yi vererek Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran bir milletin evlatlarıyız.

Düştüysek kalkarız. Yanlışlarımızı düzeltir, eksiklerimizi tamamlarız. Yeter ki birbirimize olan güvenimizi ve geleceğimize dair umudumuzu kaybetmeyelim.

Dost meclisindeki sözümü şöyle tamamladım:

Arkadaşlar, ben Türkiye'nin sorunları yok demiyorum. Ben, bu sorunları aşabilecek bir millet iradesi olduğuna inanıyorum.

Bizim köklü bir devlet geleneğimiz, güçlü bir millet olma şuurumuz, inancımız ve kültürümüz var. Şehitlerimizin emaneti, gelecek nesillere karşı sorumluluğumuz var.

BİZ ÜLKÜCÜYÜZ

Türk milletinin dününü bilir, bugününü sorgular, yarını için mücadele ederiz.

Ülkücülük, yalnızca bir kimlik taşımak değil, o kimliğin gerektirdiği ahlakı, fedakârlığı ve sorumluluğu yaşamaktır.

Bu yüzden karamsarlığa teslim olmayalım. Yanlışları düzeltelim, milletçe kenetlenelim ve Türkiye'nin geleceği için çalışalım.

TÜRK VARSA ÜMİT VARDIR!

ÜLKÜ VARSA MÜCADELE VARDIR!

TÜRK MİLLETİ VARSA TÜRKİYE VARDIR!