Ömrümüz mücadeleyle geçti.
Sendikalarda yirmiye yakın farklı görevde bulunduk. Siyasetin içinde olduk, ilçe teşkilatlarında görev yaptık. Kısacası hayatımın önemli bir bölümü mücadeleyle geçti.
Bu mücadelede bugüne kadar hiçbir zaman pişman olmadım.
Varsa tek pişmanlığım
Keşke hiç tanımasaydım dediğim bazı insanlar olmuştur.
Yıllardır dikkatimi çeken bir cümle var. Özellikle sağ cenahta sıkça söylenir
Biz bu mücadeleyi Allah rızası için yapıyoruz.
Peki gerçekten öyle mi?
Başkanlık seçimleri uğruna kavga, dövüş…
Görev almak için birbirinin ayağını kaydırmalar…
Görevden almak için türlü hesaplar…
Yalanlar, iftiralar, dedikodular…
Fitne, fesat ve her türlü ahlaki değerin ayaklar altına alınması…
Sonra da bütün bunların üzerine
Allah rızası için mücadele ediyoruz.
İnsan ister istemez soruyor
Yalanın, iftiranın, kul hakkının, fitnenin ve ahlaksızlığın olduğu bir yerde Allah'ın rızası olur mu?
Allah'ın rızasının olmadığı yerde ise gerçek başarı beklemek, sadece kendimizi kandırmaktır.
Çünkü mesele çoğu zaman Allah'ın rızası değil
Makamdır, mevkidir, çıkar ve menfaattir.
Allah'ın rızasının olduğu yerde insan, kardeşinin ayağına basarak yükselmeye çalışmaz.
Allah'ın rızasının olduğu yerde makam için insan harcanmaz.
Allah'ın rızasının olduğu yerde fitne fesat olmaz.
Allah'ın rızasının olduğu yerde yalan ve iftira olmaz.
Allah'ın rızasının olduğu yerde ahlak, adalet, vefa ve samimiyet olur.
O yüzden bazı sözleri çok kullanmak, o sözün gereğini yerine getirmek anlamına gelmez.
Allah'ın rızası dilde değil, davranışta belli olur.
Burada MHP'li dava arkadaşlarımın büyük çoğunluğunu tenzih ederim. Hele ki bu vatan, bu millet ve bu dava uğruna canını veren binlerce ülkücü şehidimizi asla bu tartışmanın içine koymam.
Onlar makam, mevki veya menfaat için değil inandıkları değerler uğruna mücadele ettiler ve canlarını verdiler.
Onların mücadelesine söz söylemek bizim haddimiz değildir.
Benim sözüm
Allah'ın rızasını dilinden düşürmeyip, davranışlarıyla bunun tam tersini yapanlaradır, davaya en büyük zararıda bu kişiler veriyor.
Çünkü dava sözle değil, ahlakla taşınır.
Ve insanın gerçek niyeti, söylediği sözlerden çok, çıkarı ile imtihan edildiğinde ortaya çıkar.