Boyabat’ın bağrında, Kumluk Mahallesi’nin anayol kenarında, serin gölgeleriyle insanı kucaklayan çay bahçesinin içinde bir zamanlar Kolaz Palas Otel vardı.
Gösterişsizdi; küçük bir binaydı belki. Ama gönüllerde devasa bir yer tutar, hatıraların en berrak köşesine yerleşirdi.
Çocukluğumuzun ve gençliğimizin rüzgâr gibi esip geçtiği o yıllarda Kolaz Palas, bir mekândan öteydi:
Dostlukların mayalandığı, sohbetlerin derinleştiği, hayatın biraz daha yavaş, biraz daha sıcak aktığı bir sığınaktı.
O bahçede, masaların etrafında, çay kaşıklarının tıkırtısı bir şehrin kalp atışları gibi yankılanırdı.
Hacı Hüseyin Kolazlı amca elinde demlik, yüzünde tebessüm, “Hoş geldiniz” derken aslında Boyabat’ın ruhunu dile getirirdi.
O ses, o bakış, o basit ama derin karşılayış belleğimizin en kıymetli sayfalarına işlenmiştir.
Mayıs 2019’da aramızdan ayrıldığında, sanki Boyabat’ın bir parçası da onunla birlikte göçüp gitmişti. Allah rahmet eylesin.
Şaban ve Şuayip Kolazlı abiler hâlâ gönlümüzde o eski masalarda oturuyor, sohbetlerin ortasında söz alıyorlar.
Kolaz Palas, Sinop’un Boyabat ilçesinde mütevazı bir oteldi. Ama bir otelden çok daha fazlasıydı:
Kasabaya gelen ziyaretçilerin konakladığı, yolcuların soluklandığı, gençlerin hayaller kurduğu, yaşlıların geçmişi yâd ettiği bir buluşma noktasıydı.
1990’lı yılların başında Sezai Karakoç, Diriliş Partisi’ni kurduğu günlerde burada konuşmuş, fikirlerini paylaşmıştı.
Büyük şair ve mütefekkir Karakoç, 2 Haziran 1993’te (Kurban Bayramı’nın ikinci günü) Boyabat’a geldiğinde önce esnafla bayramlaştı, ardından Kolaz Palas’ın bahçesinde yaklaşık iki saat süren bir sohbet gerçekleştirdi.
Küçük çay bardaklarının yanında büyük fikirler dile getirildi; bahçe, düşüncenin ve muhabbetin mekânı oldu.
Aradan yıllar geçti, zaman su misali aktı…
2024 yılının sonunda Kolaz Palas yıkıldı. Yerine altı dükkân ve üstünde dairelerden oluşan gösterişli bir bina yapıldı. Çay bahçesinin bulunduğu yer artık başka bir yüzle bakıyor caddeye.
Ama bazı mekânlar zamana karşı duramayıp yok edilse de yıkılmaz. Hatıralar, o eski gölgelerin altında hâlâ canlıdır.
Yıllık izindeyken yan binanın altında açılan Kolaz Çayevi’ne uğradım. İşletmeciliğini Boyabat Belediyesi’nden emekli Şaban Kolazlı abi yapıyor. Hâlâ halkın uğrak yeri.
Şaban abiyle ayaküstü sohbet ettik; eskilerden, Hacı Hüseyin amcadan, bahçedeki o masalardan bahsettik. Bir an için zaman geriye aktı; çay yine sıcaktı, sohbet yine samimi.
Boyabat’ın bazı yerleri haritada kaybolsa da gönüllerde yaşamaya devam eder.
Kolaz Palas da öyle…
Yıkılan bir bina değil, kaybolan bir çay bahçesi değil; çocukluğumuzun, gençliğimizin, dostluklarımızın ve o “hoş geldiniz” sesinin ta kendisiydi.
Bugün bile o ses hâlâ bir yerlerde çınlıyor.
