Bir önceki yazının devamı

6. SİYASETÇİ VE DEVLET ADAMI AYRIMI
Bugün Türkiye’deki temel tıkanıklık, siyasetçi ile devlet adamı arasındaki derin uçurumdan kaynaklanmaktadır. Siyasetçi sadece bir sonraki seçimi ve sandıktan çıkacak oyu düşünür; bu pragmatik yaklaşım yüzünden aşiretlere, ağalara ve kuralsızlığa taviz verir. Devlet adamı ise bir sonraki nesli ve devletin bekasını düşünür.
Mustafa Kemal Atatürk ve Alparslan Türkeş gibi liderler, oy kaybetime pahasına da olsa kanunu ülkenin her yerinde eşit uygulayan gerçek devlet adamlarıdır. Onların vizyonunda devlet, popülist kaygılarla feodaliteyi "kötürüm besler gibi" el bebek gül bebek büyütmez. Boyabatlı dürüst esnafın ve vatansever Türk vatandaşının hakkını korumak, ancak bu iki büyük ismin temsil ettiği, sandık hesaplarının ötesine geçen o asil ve tavizsiz "devlet aklı" ile mümkündür.

7. SONUÇ VE REFORM ÖNERİLERİ
Siyasetçilerin koltuk kaygısıyla yasal yaptırımları gevşetmesi, imar ve vergi aflarıyla kuralsızlığı norm haline getirmesi, devlet anlayışıyla ve milliyetçilik doktriniyle (Atatürk ve Türkeş’in tavizsiz devlet vizyonuyla) taban tabana zıttır. Üniter devlet yapısının korunması ve toplumsal adalet duygusunun yeniden tesisi için şu radikal adımların atılması zorunludur:
1. Ceza-Ödül Tabanlı Bütçe Sistemi: İl ve ilçelere merkezi bütçeden pay ayrılırken sadece nüfusa değil, o bölgenin vergi tahsilat başarısına ve yasalara uyum oranına bakılmalıdır. Vergisini tam ödeyen Boyabat gibi bölgelere bütçeden ek pay ve öncelikli yatırım hakkı tanınmalıdır.
2. Feodalitenin Hukuken Tasfiyesi: Bölgesel imtiyazlara son verilmeli; aşiret, cemaat veya ağalık gibi yasa dışı nüfuz alanları sert hukuki ve idari reformlarla (kesin kamulaştırma ve toprak reformu) tamamen dağıtılmalıdır.
3. Tavizsiz Denetim: Enerji kaçakçılığı, vergi kaçırma ve kayıt dışı ekonomi gibi kamusal zararlar, siyasi oy hesaplarının tamamen dışında tutularak kolluk ve maliye eliyle bütünüyle cezalandırılmalıdır.
Sonuç olarak; dürüst vatandaşın hakkını koruyamayan bir yapı, devlet vasfını kaybeder. Türkiye Cumhuriyeti, mülkün temeli olan adaleti ülkenin her köşesinde eşit uygulamadığı sürece gerçek bir ekonomik ve siyasi istikrara kavuşamaz.