Söylenecek çok söz var. “Aposu, papası, bu proje fukaralıkla beraber gitmez; elinizde patlar.” dedi dersiniz.
İlle de fukaralık!
İletişim çağındayız. Her şey açık. Otuz yıl önce söylediğinizi Google hafızası belgeli olarak önünüze koyuveriyor.
Güncel sorun fukaralıktır ve açlıktır.
Otuz, kırk, elli yıl öncesinde de bu musibet vardı. O zamanlar ülke nüfusunun yüzde 60'si köylerde yaşardı. Gaz olmazsa odun ateşi alternatifti. Evinde ekmek yapan, bahçesinde sebze yetiştiren, kümesinde tavuk besleyen, ahırında inek sağan analar, bacılar vardı.
Bir ineği olan, 500 metrekare bahçe ekeni fukaralık kolay kolay vuramıyordu. Ayakkabısı eskirse pençe yaptırılır, pantolonu eskirse yama yapılırdı. İnsan gücü çok önemliydi. İnsanımız imece yapar, birbirine yardım eder, insan gücü üretimde eşit olarak kullanılırdı.
Devlet, tütün dâhil, üretileni köylüden satın alırdı. Şimdi ise üretici tüccara ezdiriliyor.
Her türlü musibet, devlet, insan ve toprak dayanışması ile atlatılırdı.
Evet, fakirlik vardı ama umutsuzluk yoktu; çaresizlik yoktu.
Şehirlerde hamallık yapan, tütün tongası taşıyan bir ailenin çocuğu; devletin ilkokulunda, ortaokulunda, lisesinde ve üniversitesinde rahatlıkla okuyabiliyordu. Okuyamayanlar, ilkokul beşinci sınıftan sonra bir meslek öğrenmek için ustanın yanına veriliyor, geleceğe hazırlanıyordu.
Sanatı, altın bileziği koluna takıp üretime katkı sunacak, esnaf olacak ümidiyle hayata tutunuyordu.
4+4+4 sistemi ile çıraklığın kaynağı kurutuldu. Toplumun yüzde 95'i şehirlere doldurularak sermayenin esiri, markaların kölesi hâline getirildi. İnsani, millî ve dinî değerler derinliğini kaybetti.
Hormonlu yiyeceklerden hormonlu inanç ve kültür değerlerine kadar birçok alanda toplumsal kaynaşma, beraber yaşama sevgisi ve heyecanı azaldı.
Dün, emekli olduğum Gazi Üniversitesini ve çevresini gezdim. Çok sevdiğim öğrencileri uzaktan izledim. Bir kısmı obez, bir kısmı ise halk arasında “maraz” denilen, iyi beslenemeyen gençler cogalmış ,
Tanıdığım büfeciye misafir oldum ve gençlerin ne yediğine baktım.
Donmuş hazır makarna, tavuk döner, kâğıt kâse içinde çorba, siyahlaşmış yağda yapılan patates kızartması, ne eti olduğu belli olmayan köfte ve hamburger, zehir saçarcasına beyaz undan yapılmış ekmeğin içine konularak satılıyordu.
Yahudinin kolası ve gazlı içecekleri gençliğe ikram ediliyor .
Bu çaresizlik girdabında uyuşturucu ve fuhuş çetelerinin tuzaklarına muhatap olabilecek garip guraba cocukları köyünü ve toprağını terk etmiş ailelerin torunları bunlar
Köylerinde ekilmeyen arazileri, boşa akan dereleri vardır. Dedelerinin diktiği meyveler dallarında değil, dibinde çürümektedir.
Bu gençler ise pestisitli meyvelerin, florürlü pet şişe sularının, kimyasal katmanlı ve hastalık saçan gıdaların, beyaz ekmeğin parasını kazanmak için bütün bir ailenin meşru olarak çalışmak zorunda kaldığı bir düzenin içinde yaşamaktadır.
Bu insanlar köylerine dönmek istese birçok engelle karşılaşmaktadır.
Her yaş grubunun meslek öğrenmesinden devlet sorumludur diyordu anayasamız Meslek eğitimindeki bu anayasal hak kaldırıldı ve 22 yaş ile sınırlandı.
Eski Türkiye'de her yaştan insan, emekli veya çocuk, ilkokul beşinci sınıftan sonra çırak olabiliyordu. Çırak maaşını alıyor, geleceğe umutla bakıyordu.
Şimdi ortaokuldan sonra çırak olun deniyor; o yaştan sonra da çırak olunmuyor.15 milyon orta yaşlı ilk okul mezunuda bu nedenle anayasal hakkı olan 3308 sayıl yasadan istifade edemiyor .
4+4+4 sistemi çıkarıldı. İlkokul dördüncü sınıftan sonra ya 11 yıl oku ya da Kur'an kursuna git; buradan internet üzerinden ortaokulu bitir, deniliyor.
Tam bir cehalet programı!
Bu sistem, fakir çocuklarını dağ başlarında pedagojik formasyonu olmayan insanların eline teslim ediyor.
1986 yılında İlköğretim Genel Müdürlüğünde uzman iken sunduğum proje ile Türkiye genelinde din ögrenimine çözüm üretmiştik. Sınıf öğretmenlerinden seçtiğim, her branş için 1.500 sınıf öğretmenini üç aşamalı hizmet içi kurstan geçirip öğretmenlere din dersini branş dersi olarak koydurmuştum. Bu kursları Sinop'ta yaptırmıştım. Sinoplular bilir. Kurstan gecen bu ögretmenlerimiz İslamı hayat içinde ahlak ile senkronize eden nesil yetiştirmişlerdi kurs müfredatı programı islamı teblig olarak sunmuştu şartlandırma metodunu kulanmamıştık , dünya şampiyonu sporcuların ilk spor hocaları bu kursiyer hocalardı ,
Aynı anlayışla ilkokullara resim, müzik ve beden eğitimi derslerini de branş dersi olarak koydurmuştum.
Yerli, millî ve pedagojik olan bu proje, Mustafa Üstündağ döneminde kaldırıldı.siz milyetci müslümanları neden ilgilendirmiyorda dag bsşlarında şartlanfırma metofuna teslim nesil yetiştirmeye ugraşıyorsunuz .
Konumuza dönersek...
Yetkililere sormak lazım: Kendi minicik çocuğunuzu dağ başlarına yatılı gönderebilir misiniz?
Bu ucube ve bilim dışı ilköğretim sistemi ile hem meslek eğitimi hem de çıraklık sistemi öldürüldü. Hem de minicik fakir-fukara çocuklarının geleceği karartılıyor.
Bu kurslardan mezun olan çocukların yarısının, imam hatipler ve ilahiyat fakültelerinde olduğu gibi ateist olacağını düşünüyorum. Ömrü vefa edenler bu sonucu görecektir.
5+3 sistemine dönüp meslek eğitiminin ve çıraklığın önünü açmak zorundasınız ; çünkü din yaşarken öğrenilir, ezberleyerek değil. Cıraklıgın iyileşmesi milli güvenligin geregidir. .
Ülkenin geleceğini karartıyorsunuz.
Bu ilk ögretim sistemi yanlıştır ve pedagoji bilimiyle çelişmektedir.okulunda arkadaşlarını katleden vijdanı olmayan cocuk katiller yetiştiriyorsunuz .
İkinci sorun: Pahalılık
Buyurun, bir ilkokul kantininde hesap çıkaralım:
Tost 100 lira, ayran 30 lira, açma-bohça 35 lira, tavuk döner 145 lira, su 15 lira, çay 25 lira, soğuk sandviç 125 lira, hamburger 160 lira, ekmek arası köfte 180 lira, et döner 180 lira, tabldot yemek 285 lira.
Günlük 150 lira harcansa haftada 1.050 lira, ayda 4.200 lira yapıyor.
Üç çocuk okula gitse, sırf kantin masrafı 13.200 liraya ulaşıyor.
Asgari ücret 28 bin lira.
Bu tabloyla şehirlerde geçim olur mu?
Nüfus yaşlanıyor diyorsunuz. Bu şartlarda aile çocuk yapar mı?cocuk insan gücüne ihtiyac duyulan kırsalda ürer
Samimi iseniz gencleri köylere yönlendirirsiniz
Tarımsal üretim tam bir çıkmazdadır. Nüfusumuzun yüzde 4'ü çiftçidir ve nüfus yaşlıdır. Köylerde gençlik yok denecek kadar azdır.
Bu durum Türkiye'nin kırılma noktasıdır.
Fakir kitle hızla yaygınlaşmaktadır. Bu durum ülkenin millî güvenlik meselesidir.
Mazotun litresi 100 lira. Bu şartlarda tarımsal üretim yapılmaz.
Çözüm
Milletin evlatlarının büyük çoğunluğu, iktidarlar tarafından planlı veya şuursuzca şehirlere yönlendirilmişti zaman, geri dönüşü uygulamaya koyma zamanıdır.
Bu insanlarımız fukaralık ve çaresizlik girdabında yaşamamalıdır , .
Köylerine dönüş için büyük kolaylıklar ve teşvikler sağlayınız.
Tarım meslek liselerini ve yüksekokullarını açınız, yaygınlaştırınız. Köy kökenli çocuklara çok büyük avantajlar sağlayarak kayıt olmalarını teşvik ediniz.
Köye bir kümes yapandan yirmi yerden imza istemekten vazgeçin.
Miraslı olup tarlasını ekip biçecek olanlara karşı miras hukukunu yeniden düzenleyin.
Yıllarca tapusuz ekilen hazine arazilerine devlet el koymasın; ekecek olan çiftçiye verilsin.
Hububat politikasını değiştirin. Kimyasal gübreye ve tohuma maliyeti olmayan çavdar ve karabuğdayı milletin hayatına, özellikle ekmeklik tüketim olarak sokunuz.
Cifciye mazotu bedava veriniz .
Hayvancılıkta konar-göçerleri ve küçük çiftçileri koruyun ve destekleyin. On tane değil, bir-iki süt ineği olanlara da destek verin.
Yaylaları, otlakları hayvanı olan her köyün ortak alanı hâline getiriniz .ortak coban sistemini teşvik ediniz
Canlı hayvan ithalatını ve tarımsal ürün ithalatını durdurun.
Üniversiteler ve okulardaki yiyecekler özel bir yasa ile kontrol edilsin .
Tam buğday ekmeğinde yüzde 70 kullanım yasası çıkardınız. Okullarda ve üniversitelerde bu yaptırımı uygulayın.
Cumhurbaşkanının marketlerde glütensiz yiyecek bulundurulmasına ilişkin genelgesi okullarda ve üniversitelerde de uygulanmalıdır.
Gençlik gelecektir.
Çıraklık yasasını iyileştirin. Çıraklığı emeklilikten sayınız .
3308 sayılı Çıraklık Kanunu'ndaki çıraklık desteğinin 22 yaş ile sınırlandırılması, anayasal hak açısından yeniden değerlendirilmelidir. Bu uygulama köye dönüşe katkı sunmamaktadır.
İlkokul beşinci sınıftan sonra çocuklar çırak olabilmelidir.
11 yıllık eğitimden sonra çırak olunmuyor.
4+4+4 sistemi kaldırılmalı, yerine 5+3+3 sistemi getirilmelidir.
Köyüne yerleşen bir ailede baba veya anne, 3308 sayılı Çıraklık Kanunu kapsamında destekten yararlanmalı ve bu süre emeklilik hakkı açısından değerlendirilmelidir.
Çocuk; 3308 sayılı yasa kapsamında arıcılık, hayvancılık, kanatlı hayvancılık, seracılık ve benzeri alanlarda, köyünde yaşarken meslek lisesi mezunu olması yönünde teşvik edilmelidir.
Ailesiyle beraber şehrin yaşanmaz hâlinden uzaklaşmak isteyen köy kökenli ailelere alternatif bir yaşam ve üretime katılma seçeneği sunulmalıdır.
Bu 22 yaş çıraklık desteği sınırlaması ülkenin aleyhinedir.
Bir anekdot anlatayım
Arı işletmeme imam hatip lisesini birinci sınıfta bırakmış bir genci çırak olarak kaydetmiştim. Genç, arıcılık meslek lisesinden mezun olacaktı.
Yaşı 22'den büyük olduğu için çıraklık maddi desteği alamadı.
“Bari arıcılık meslek lisesi mezunu olayım.” dedi ve kayıt oldu.
Bir ay sonra, işsizlik maaşı aldığını öğrenilmiş. MEB iş yeri sigortası yaptırdığın için daha önce aldığı işsizlik maaşı kesildi.
Kaydını dondurduk. Liseyi bitirmesini ve üretime katılmasını erteledik. Tekrar işsizlik maaşı bağlandı.
Bakanlık, çocuğa adeta şunu söylüyor:
“Meslek öğrenme, liseyi bitirme, üretime katılma; sana işsizlik maaşı vereyim.”
Bu nasıl bir akıldır?
22 yaşını geçtin diye çıraklık desteği vermeyeceksin ama işsiz gez, maaş vereyim diyeceksin.
Bu anekdot, ülke yönetimindeki sorunlardan sadece bir örnektir. dost acıyı söyler.
