Sinop’un dağları, denizle kucaklaşan kıyı şeridi ve ormanların derinliklerinden süzülen yolları, bu toprakların en kadim tanıklarıdır.

O yollar, yüzyıllardır şehirleri şehirlere, köyleri kentlere, insanları insanlara, hayatı hayata bağlayan damarlardır.

Ne var ki bugün o damarlar, bazı sürücülerin ihmalleri ve umursamazlıkları nedeniyle meydana gelen kazalardan dolayı kanamaktadır.

Kastamonu’dan Boyabat’a, Boyabat’tan Sinop’a, Sinop’tan Gerze’ye, oradan yeniden Boyabat’a, Durağan’a, Saraydüzü’ne uzanan güzergâhlarda yapılan her yolculuk, bir güvenlik sınavına dönüşmektedir.

Maalesef bu sınavda çoğu kez kaybeden, masum hayatlar olmaktadır.

Nedense sürücülerin çoğu azâmî hıza uymamaktadır. Yol üzerinde trafik levhaları eksiktir; nerede, kaç kilometre hızla gidilmesi gerektiği belli değildir.

Köy yolları ana yola dik açıyla çıkmakta, hatalı sollamalar âdeta bir yarışa dönüşmektedir.

Bu tablonun kaçınılmaz sonucu ise Sinop karayollarında sıkça yaşanan trafik kazalarıdır.

Her kaza, bir ailenin yıkımı, bir çocuğun yetimliği, bir annenin gözyaşıdır.

Her kaza, “acaba bu kez de…” diye yola çıkanların içine yerleşen o derin korkunun teyididir. Bu yollar, yalnızca asfalt ve beton değildir. Bu yollar, insanların umutlarını, ekmeklerini, sevdiklerini taşıyan canlı damarlardır.

Bir trafik levhasının eksikliği, bir hız sınırının belirsizliği, bir köy yolunun dik çıkışı, o damarın tıkanması demektir. Tıkanan damar ise, kalbi durdurur.

Sinop Valimiz Sayın Dr. Mustafa Özarslan’ın bu sessiz çığlığa dikkat kesileceğinden eminiz.

Sinop hudutları üzerindeki yollarda trafik levhalarının baştan sona gözden geçirilmesi, eksik olanların bir an önce tamamlanması, hız sınırlarının herkesin anlayacağı netlikte işaretlenmesi önem arzetmektedir.

Valimiz Sayın Özarslan başta olmak üzere, Emniyet ve Jandarma ekiplerimizin sahada gayretli çalışmalarını görüyor, teşekkür ediyoruz.

Ancak karayolları üzerindeki denetimlerin yalnızca belirli noktalarla sınırlı kalmaması, sürekli ve sistematik hale getirilmesi elzemdir. Bu denetimler, cezalandırmaya değil, bilgilendirmeye, uyarıya ve farkındalık oluşturmaya yönelik olmalıdır.

Çünkü denetim olmadan kural, kural olmadan düzen, düzen olmadan güvenlik mümkün değildir.

Bir toplumun medeniyet seviyesi, yollarındaki güven ve düzenle ölçülür.

Hızını bilmeyen sürücü, levhası eksik yol, dik çıkan köy yolu…Bunlar teknik sorunlar gibi görünse de aslında ahlâkî ve insanî birer meseledir.

Çünkü her ihmal ve umursamazlık, belki de bir hayatın karartılmasıdır. Her eksik levha, bir emanetin korunmamasıdır.

Bu yazı bir şikâyet metni değildir. Bu yazı, hepimiz için bir uyarıdır, bir çağrıdır, bir vicdan muhasebesidir.

Sinop’un yolları, yalnızca geçip giden araçların değil, bu topraklarda yaşayan herkesin ortak sorumluluğudur.

Yarın bir kaza daha olmasın diye, bir anne daha ağlamasın diye, bir çocuk daha yetim kalmasın diye… Bugün harekete geçilmelidir.

Çünkü yol, sadece gidilecek yer değildir. Yol, hayattır. Hayatı korumak da, en kutsal görevdir.

Sinop’un dağları, denizleri ve insanları, güvenli yolları, sağlıklı ve uzun yaşamı hak ediyor.