Bugün akşam saatlerinde bir kurumun sosyal platform sayfasında dua üzerine paylaşılan bir görsel dikkatimi çekti.

Dua etmeyi ihmal etmem; çünkü dua insana yalnızlığını unutturur.

Hayatın karmaşası içindeyiz. Zihinlerimiz türlü meşguliyetlerle dolu. Çoğu zaman unuturuz; elbette dua etmeyi de.

Başarı, unvan, servet, itibar… Bunlar bir süreliğine bizi değerli hissettirir.
Ama ya hepsi bir anda silinse? Geriye ne kalır?

İşte tam bu noktada, asırlardır mü’minlerin kalbine nakşedilmiş hakikat devreye girer:
“Duamız yoksa, kıymetimiz olmaz.”

Bu söz kuru bir nasihat değil; Kur’an-ı Kerim’in ve Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın (S.A.V.) öğretilerinin özüdür.

Allah Teâlâ insana en büyük nimeti vermiştir: Kendisiyle konuşma, yakarma, sığınma imkânı.
Dua, kulun Rabbiyle kurduğu en samimi bağdır. O bağ koparsa, insan kendi öz kıymetini de yitirir.

Kur’an’da Rabbimiz defalarca buyurur:
“Bana dua edin, duanıza icabet edeyim.” (Mü’min, 60)

Bu âyet, duayı bir emirden ziyade bir lütuf olarak sunar. Dua etmek, Allah’ın bizi ciddiye aldığını, dinlediğini, hâlimizi bildiğini kabul etmektir.

Dua etmeyen insan ise, âdeta “Ben kendime yeterim” der gibi bir gaflete düşer. Halbuki Kur’an şöyle buyurur:
“İnsan, gerçekten çok zalim ve çok cahildir.” (Ahzab, 72)

Peygamber Efendimiz (S.A.V.) dua konusunda en güzel örnektir. Bedir’de, Uhud’da, Taif’te… Her seferinde ellerini semaya kaldırıp:
“Allah’ım, Sen’den başka ilah yok” diyerek yalvarmıştır.

Bir hadisinde şöyle buyurur:
“Dua, mü’minin silahıdır, dinin direğidir, göklerin ve yerin nurudur.” (Tirmizî)

Dua yoksa, o silah elimizden düşer; nefsimiz, şeytan ve dünya karşısında savunmasız kalırız.

Dua sadece istemek değildir; aynı zamanda şükür, tevbe, hamd ve teslimiyettir.
Sabah, öğle, akşam ettiğimiz dualar mü’minin hayat ritmini belirler. Onlar olmazsa, hayatımız ruhsuz bir makineye dönüşür.

Dua etmeyen insan, kendi kıymetini kendi elleriyle düşürür. Çünkü yaratılış gayesini unutmuştur. Allah insanı “halife” olarak yaratmıştır (Bakara, 30). Halife, Rabbine muhtaç olduğunu bilen kuldur. Dua etmezsek, halifelik vasfımızı kaybederiz; yerine ego ve kibir geçer.

- Hz. Yunus (A.S.) balığın karnında dua etti ve kurtuldu.
- Hz. Eyyub (A.S.) musibet içinde dua ile şifa buldu.
- Hz. Yakub (A.S.) Yusuf’un hasretiyle gözleri görmezken sabır ve dua ile kavuştu.

Bu peygamberler dua sayesinde kıymetlerini korudular. Dua olmasa, musibetler onları ezerdi.

Teknoloji, sosyal medya, kariyer telaşı… Her şey elimizin altında. Birçok kişi “Niye dua edeyim ki? Ben çalışıyorum, kazanıyorum” diyor. Halbuki çalışmak da kazanmak da Allah’ın lütfudur.
“De ki: Eğer Allah’ın nimeti olmasaydı, hiçbir şeyiniz olmazdı.” (Nahl, 53)

Dua etmeyen kalp katılaşır. Namaz kıldığı halde dua etmeyenler bile zamanla ibadetlerini mekanik bir harekete dönüştürebilir. Dua kalbin yumuşaklığını korur. Gözyaşıyla ıslanan secde, kuru secdeden kat kat faziletlidir.

- Bir annenin çocuğuna ettiği dua, geleceğini şekillendirir.
- Bir tüccarın helal rızık için duası bereket getirir.
- Bir hastanın şifa duası, ilacın ötesinde tesirli olabilir.

Çünkü şifayı yaratan Allah’tır.

Dünyada en değerli sermayemiz duamızdır. Okul, iş, evlilik, gelecek kaygılarımız olabilir… Hepsini Allah’a arz edelim.
“Rabbim, bana hayırlısını ver” diye yalvaralım.

Peygamber Efendimiz (S.A.V.) şöyle dua ederdi:
“Allah’ım, bana verdiğin her nimeti artır, eksiltme; bana lütfettiğin her şeyi bereketli kıl; her eksikliğimi gider.” (Müslim)

Dua toplumsal kalkınmadır. Bir toplum dua etmeye başladığında adalet, merhamet ve ihsan artar. Osmanlı’nın yükseliş dönemlerinde camiler dua ile dolup taşardı. Fetihler dualarla desteklenirdi. Bugün de bireysel dualar birleştiğinde ümmetin duası olur.

- Sabah ve akşam duaları aksatılmamalı.
- Seher vakti duaları özellikle önemsenmeli.
- Çocuklara dua öğretmek ihmal edilmemeli.
- Musibet anında dua ile teslimiyet gösterilmeli.

Unutulmamalıdır ki, Allah kullarının duasını boşa çıkarmaz. Ya istediğini verir, ya daha hayırlısını lütfeder, ya da ahirette sevaba çevirir. Hiçbir dua zayi olmaz.

Dünya bir imtihan yurdudur. Servet gider, sağlık gider, itibar gider. Geriye kalan tek şey Rabbimizle aramızdaki bağdır. O bağı güçlendiren dua ise en büyük kıymetimizdir.

“Duamız yoksa kıymetimiz olmaz” cümlesi bir uyarıdır ama aynı zamanda müjde doludur. Çünkü dua etmek bizim elimizdedir. Kapıyı çalmak bize, açmak Allah’a aittir.

Öyleyse şimdi, içimizden bir “Ya Rabb!” diyelim.

Belki o bir dua hayatımızı kökünden değiştirecek, belki bizi yeniden kıymetli kılacak.

Allah hepimizi duası kabul olan kullarından eylesin. Âmin.