İnsanlar önemli gördükleri ya da husisiyetini bildikleri bazı günlerde biraz durur, düşünür ve kalbinin kapısını geçmişten gelen güzel seslere açar.

Mevlid-i Nebî de işte böyle anlamlı bir zaman dilimidir.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa'nın (S.A.V.) dünyaya teşrifini anmak, yalnızca bir doğum hadisesini hatırlamak değil; onun insanlığa bıraktığı sevgi, şefkat, merhamet, adalet ve güzel ahlâk gibi mirasını yeniden düşünmektir.

Bu mirasın en güzel muhataplarından biri de çocuklardır. Çünkü çocuk, henüz hayat kitabının ilk sayfalarını yazmaktadır.

Ona söylenen her güzel söz, gösterilen her şefkat ve anlatılan her doğru davranış, karakterinin satırlarına işlenir.

Peygamber Efendimiz'in çocuklarla kurduğu ilişki, bugün de anne babalar ve eğitimciler için güçlü bir örnektir.

O, çocukları küçümsememiş; onları dinlemiş, onlarla ilgilenmiş, sevgi ve merhamet göstermiştir.

Çocuklarla selamlaşması, onlarla konuşması ve onların duygularını önemsemesi, çocukların kendilerini değerli hissetmelerine imkân sağlayan bir anlayışın göstergesidir.

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kaynaklarında da onun çocuklara yaklaşımının sevgi, şefkat, merhamet ve incelik üzerine kurulu olduğu özellikle vurgulanmaktadır.

İşte Mevlid-i Nebî’nin çocuklar üzerindeki en önemli etkisi burada başlar.

Çocuk, sevildiğini hisseder. Bir çocuğa Peygamberimizi anlatırken sadece tarihî bilgiler vermek yeterli değildir. Ona, çocukları seven, onların başını okşayan, gönüllerini incitmemeye özen gösteren bir Peygamberin hayatını hissettirmek gerekir.

Çünkü çocuk, kuru bilgiden çok sevginin dilini anlar. Bir tebessüm, bazen uzun bir nasihatten daha öğreticidir.

Mevlid-i Nebî vesilesiyle çocukların zihninde Peygamber Efendimiz’in örnek kişiliğinin yer etmesi; onlarda doğruluk, yardımseverlik, hoşgörü, sabır ve merhamet gibi değerlerin gelişmesine katkı sağlayabilir.

Nitekim çocukların toplumun geleceğini şekillendiren önemli bir değer olduğu, Mevlid-i Nebî kapsamında gerçekleştirilen çalışmalarda da özellikle ifade edilmiştir. Fakat burada yetişkinlere düşen önemli bir görev vardır:

Çocuğa Peygamber sevgisini anlatırken, önce o sevgiyi davranışlarımızla göstermek.

Çocuğa “Yalan söyleme.” derken onun yanında yalan söylememek…

“Merhametli ol.” derken sokaktaki bir canlıya şefkat göstermek…

“Büyüklere saygılı ol.” derken çocuğun da fikirlerini dinlemek…

İşte asıl eğitim budur. Çünkü çocuk, çoğu zaman kulağıyla duyduğunu değil, gözüyle gördüğünü öğrenir.

Mevlid-i Nebî, bu açıdan yalnızca çocuklara değil, yetişkinlere de ayna tutar.

Çocuklarımızın Peygamberimizi sevmesini istiyorsak, önce onların gözünde sevginin, şefkatin, merhametin ve güzel ahlâkın canlı örnekleri olmalıyız.

Bugünün çocukları, teknolojiyle çevrili bir dünyanın içinde büyüyor. Ekranların ışığı çoğu zaman yüzlerindeki tebessümün önüne geçebiliyor.

Kalabalıkların ortasında yalnızlaşan, bilgiye kolayca ulaşırken ilgiye ve şefkate ihtiyaç duyan çocuklarımız var.

Böyle bir çağda Mevlid-i Nebî, çocukların kalbine dokunan bir merhamet çağrısı olarak yeniden anlam kazanıyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın “Peygamberimiz ve Çocuk” temalı çalışmalarında da modern çağın çocuklarının ilgi ve sevgi ihtiyacının önemine dikkat çekilmiştir.

Belki de bu yüzden Mevlid-i Nebî’yi çocuklara anlatırken elimizde sadece kitaplar değil, gönüllerimiz de açık olmalıdır.

Onlara Peygamberimizi anlatırken bir gülün zarafetini, bir annenin şefkatini, bir babanın güvenini ve bir öğretmenin sabrını taşımalıyız.

Çünkü çocukların dünyasına bırakacağımız en güzel miras, sadece ezberledikleri bilgiler değil; yaşadıkları güzel duygular olacaktır.

Unutulmamalıdır ki, bir çocuğun kalbine bırakılan güzel bir söz, yıllar sonra kocaman bir iyiliğe dönüşebilir.

Mevlid-i Nebî, işte bu iyiliğin tohumlarını çocuklarımızın yüreklerine bırakmak için güzel bir vesiledir. Onlara Peygamberimizi tanıtmak, aslında sevginin, şefkatin, merhametin ve güzel ahlâkın yolunu göstermektir. Çünkü çocukların kalbi toprağa benzer. Ne ekersek onu büyütür.

Öyleyse bugün, onların kalbine bir gül bırakalım. Gül kokulu, şefkat ve merhamet dolu bir gelecek için…