Sinop’un Boyabat ilçesi, dünden bugüne nice fedakâr ruhun beşiği olmuştur.
Bu yazıda, ilim ve irfan yolunda ömrünü adayan; öğrencilerin gönlünde “baba” mertebesine yükselmiş bir insandan bahsedeceğiz: Osman Özgün.
Onun hayatı, nehirlerin dağları aşarak denize kavuşması gibi; zorlukları yararak bir eğitim ve din hizmeti destanına dönüşmüştür. Ne büyük servetler peşinde koşmuş ne de şöhret rüzgârlarına kapılmıştır. O, sade bir imanın, sabrın ve sevginin timsali olarak nice kuşağın aydınlanmasına vesile olmuştur.
Çocukluğunun ilk yıllarında Karadeniz’in sert kışlarını yokluk ve yoksunluk içinde geçirmiştir. O dönemde Kur’an-ı Kerim’i ezberlemek bir çocuğun omuzlarına ağır bir yük gibi binerken, Osman Özgün bu yükü sevgiyle taşımış ve hafızlığını zor şartlarda tamamlamıştır.
İlmin peşinde koşan bu genç yürek, ilk fırsatta hayalini süsleyen mega şehir İstanbul’un yolunu tutmuştur. İstanbul İmam Hatip Lisesi’nde tahsil gören Özgün, çileli öğrencilik hayatında hem ilim öğrenmiş hem de karakterini yoğurmuştur. Bu yıllar, onun için sadece bir okul devri değil; milletine ve inancına hizmetin ilk tohumlarının atıldığı bir dönüm noktası olmuştur.
Hayatının ilk durağı Üsküdar Hüsrev Ağa Camii’nde imamlık olmuştur. Minberde yükselen sesi, sadece ezan ve hutbe değil; aynı zamanda ümmetin yaralarına merhem olma çabasının ifadesiydi. Daha sonra Kastamonu’da öğretmenlik, müdür yardımcılığı ve müdürlük görevlerinde bulunmuş, her gittiği yerde iz bırakmıştır. Ancak kalbi hep Boyabat için çarpmıştır.
Nihayetinde memleketine dönmüş ve Boyabat İmam Hatip Lisesi’nde uzun yıllar hizmet etmiştir. İşte tam burada, Osman Hoca’nın asıl destanı yazılmıştır.
1980’li yıllarda Boyabat İmam Hatip’te görev yaparken özellikle köylerden gelen yoksul, imkânları sınırlı gençlere kol kanat germiştir. Okul pansiyonu onunla özdeşleşmiş, âdetâ ikinci bir yuva haline gelmiştir. Maddi destek, manevi rehberlik, sıcak bir yemek, bir çift ayakkabı ya da bir umut ışığı… Osman Hoca bunların hepsini cömertçe sunmuştur.
Öğrenciler onun için “evlat”, kendisi de öğrenciler için “baba” olmuş; dershanede ilmiyle, yurtlarda şefkatiyle yol göstermiştir. Gece gündüz demeden, kendi ailesinden feragat ederek talebelerinin geleceğini aydınlatmıştır. Bu fedakârlık öyle bir iz bırakmıştır ki, emekliliğinde bile adı okulla anılır olmuştur.
Bugün Boyabat’ta “Osman Özgün Anadolu İmam Hatip Lisesi” adıyla varlığını sürdüren kurum, onun silinmez mirasıdır. Okulun yeni binasında eğitim devam ederken, duvarlar hâlâ onun sesini ve öğrencilerin dualarını fısıldamaktadır.
Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde de uzun yıllar görev yapmış olan Osman Özgün, 2021’de Diyanet TV’de yayımlanan Din Hizmetine Adanmış Ömürler programının 37. bölümüne konuk olmuş, hayatından kesitler aktarmıştır. Orada anlattıkları, sadece bir hayat hikâyesi değil; bir neslin vicdanında yankılanan bir çağrıdır. “İlim tahsili, hizmet ve sabır” üçgeninde geçen ömrünü samimiyetle dile getirmiştir.
Programda İstanbul’dan Boyabat’a uzanan yolculuğu, zorluklar karşısında yılmayan iradesi ve talebelerine duyduğu muhabbet, izleyenleri hem duygulandırmış hem de ilhamla doldurmuştur. O, “Ben sadece bir hizmetkârım” der gibi konuşmuştur; ama aslında hizmetin ta kendisiydi.
Emekliliğinde de boş durmamış; okulunu ziyaret etmiş, yeni nesillerle sohbet etmiş, dualarını eksik etmemiştir. Boyabatlılar onu gördüklerinde saygıyla eğilmiş, öğrencileri “Hocam” derken gözleri parlamıştır. Çünkü o, sadece bilgi aktarmamış; karakter aşılamış, ahlâk telkin etmiş, vatan ve millet sevgisini kalplere nakşetmiştir.
Onun yetiştirdiği nesil, bugün Türkiye’nin dört bir yanında imam, öğretmen, müftü ve ilim adamı olarak hizmet etmektedir. Mirası, adıyla anılan lisenin başarılarıyla, entelektüel yarışmalarda elde edilen derecelerle ve nice isimsiz kahramanın hayatında devam etmektedir.
Osman Özgün’ün hayatı, modern çağın hızına ve maddiyatına karşı duran bir duruştur. O, “İnsan için en güzel miras ilimdir” hadisinin yaşayan bir örneğidir. Dağ köylerinden İstanbul’un ilim meclislerine, oradan Boyabat’ın yurtlarına uzanan bu yolculuk, aslında bir milletin kendi köklerine, inancına ve istikbaline sarılışının hikâyesidir.
Bugün Boyabat’ın sokaklarında, İmam Hatip Lisesi’nin koridorlarında veya Muratlı köyünün yollarında ismi anıldığında gözler nemlenir. Çünkü o, bir kişi değil; bir mekteptir, bir mefkûredir, bir ömür boyu süren bir davadır.
Fedakârlığın, sabrın ve samimi hizmetin simgesi olan Osman Özgün Hoca, geride bıraktığı nesillerle ebediyete kadar yaşamaya devam edecektir.
Allah ömrünü bereketli kılsın, sıhhat ve afiyet versin. Ahiretini cennet eylesin.
