"Hepimiz seçici günahkârlarız.
Rahat ettiğimiz günahı seçeriz ve rahatsız olduğumuz günahları işleyenleri yargılarız."
Şems-i Tebrizi'ye atfedilen bu söz
hayatı ve insanı ne kadar da güzel özetliyor değil mi?
Günümüz İnsanı tam da bu sözde anlatıldığı gibi doğruyla yanlışı sentezleyip içine yalan karışmış doğrular üretmiyor mu?
Böylece yanlışta derinleşirken, doğruda fakirleş miyor
mu?
Bu fakirleşme ile kişi ahlaki haklılaşmaya sürüklenirken,
İbnü'l Arabi'den atıfla; "onun tanrısı kendi zihninde oluşturduğu tanrı oluyor."
Özgürlük adı altında fütursuzca ahlaki ve manevi değerleri sorgulayan insan, zaman zamanda bu değerleri yok sayarak mutlak gerçekliğe ulaşabileceğini varsayıyor.
Kuralları kendi koyan, doğruyu yanlışı belirleyen de kendisi oluyor tabii ki. Bir bakıma kendini kutsallaştırıyor.
Oysa Yüce Allah;
"Bilin ki dünya hayatı sadece aldatıcı bir yararlanmadan başka bir şey değildir" diye uyarıyor bizleri...
Bu aldanmışlık içinde insan; doğru diye ürettiği yanlışlarıyla, içine düştüğü girdabın farkına bile varmadan yok olup gidiyor dünyadan.
Zira, usulü yanlış olanın, esası doğru olmuyor.
Sağlıcakla kalın...
