Filistin’in bağımsızlık süreci Oslo Anlaşmalarıyla başlamıştı. Güvenlik, enerji ve vergi tahsilatı gibi konularda İsrail'e bağımlı olması, işleyen bir devlet yapısı için yetkin kurumlar geliştirmesini engelledi. İsrail saldırıları esasında Gazze Şeridi'nde yoğunlaşmış olsa da Batı Şeria'nın birçok bölgesinin özellikle Ramallah, El Halil, Cenin, Nablus ve Tulkarm'ın abluka altında tutulması, sürekli baskınlar düzenlemesi, on binlerce kişinin yargılanmadan hapsedilmesi, yerleşim yerlerinin boşaltılması, evlerin yıkılması, zeytin ağaçlarının kesilmesi vb insanlık dışı uygulamalar, Filistin Yönetimi'ni çöküşün eşiğine getirdi.

Mahmud Abbas 2005 yılında 4 yıllığına Filistin Cumhurbaşkanı seçilmişti. 2006’da yapılan parlamento seçimlerinde Hamas, iktidardaki Abbas’ın desteklediği El Fetih’e karşı büyük bir başarı kazanmıştı. Akabinde iç karışıklık çıkmış, Gazze Şeridinde Hamas, Batı Şeria’da ise El Fetih askeri kontrolü ele geçirmişti. Bunun üzerine Abbas, olağanüstü hal ilan edip, seçilmiş İsmail Haniye hükümetini görevden almıştı. Bugün gelinen noktada Mahmut Abbas 21 yıldır ülkeyi fiilen kararnamelerle yönetiyor, parlamento ve başkanlık seçimlerini sürekli olarak erteliyordu.

Parlamento Seçimi Kararı

Siyonistlerin bir asırdır Filistinlilere uyguladığı etnik temizlik, yerinden edilme ve yerleşimci terörü altında bu yılın 25 Nisan’ında yerel seçimlere gidildi. Bir milyonu aşkın kayıtlı seçmenin ancak yarısı sandık başına gitti. Sandıktan Mahmud Abbas’a yakın isimlerin zaferle çıkmasının verdiği öz güvenle seçim sisteminde değişikliklere gidildi ve genel seçimlerin de 28 Kasım’da yapılmasına karar verildiği açıklandı. Bu kararın Filistin’de faaliyet gösteren El Fetih, Hamas ve diğer bazı grupların ileri gelenleriyle yapılan görüşmelerden sonra alındığı söyleniyor.

Gençlerin Oy Veremediği Seçimde Baraj Yüzde Bir

Parlamento’nun 200 üyesi için yapılacak seçimlerde, son yapılan değişikliklerle seçim barajı yüzde bire, seçmen yaşı 23’e indirildi. 18-23 yaş arasındaki gençlerin ülkenin kaderini belirleyecek seçime katılamıyor olması dikkatleri çekti. Hristiyanlara da belirli sayıda sandalye ayrılması ve seçim listelerinde her üç aday için en az bir kadın bulunması zorunluğu getirilmesi alınan kararlarda Batılı ülkelerin de etkili olduğu yorumlarına neden oldu. ABD, İngiltere (Birleşik Krallık), İsviçre, Almanya, Avusturya, Danimarka, Finlandiya, Hollanda, İsveç, Norveç gibi demokrasinin beşiği sayılan ülkelerde dahi kadınlara herhangi bir yasal kota, kontenjan veya pozitif ayrımcılık uygulanmıyor. Üstelik seçmenlerin yarısından fazlasını kadınların oluşturduğu bu ülkelerde göreve seçimle gelinen makamlardaki kadınların sayısı ise azınlıkta kalıyor.

Seçmenler, Göçmenler ve Mülteciler

Filistin Merkezi İstatistik Bürosunun tahminlerine göre dünyada 15 milyondan fazla Filistinli varmış. Tarihi Filistin topraklarındaki Filistinli sayısı ise yaklaşık 7 buçuk milyon. Siyonist Yahudilerin bir oldu bittiye getirerek ilan ettikleri İsrail’in 1948 yılından bu yana Filistin topraklarında kasıtlı ve sistematik bir şekilde uyguladığı işgal, soykırım, tehcir ve yerleşimci terörü nedeniyle Filistinliler, yakılan yıkılan evlerinden tek tek veya gruplar halinde kaçmak zorunda kaldılar. Birleşmiş Milletler (UNRWA) verilerine göre, dünya genelindeki Filistinli mülteci sayısı yaklaşık 6 milyon. Bunların büyük çoğunluğu Lübnan, Suriye ve Ürdün’de zor şartlar altında yaşıyor. Gazze Şeridi ve Doğu Kudüs dahil Batı Şeria'daki kamplara sığınmak zorunda kalanlar ise yardım ve korumaya muhtaç durumda yaşama tutunma mücadelesi veriyorlar. Ülkenin nitelikli işgücünü ise BAE, Kuveyt, Katar, Suudi Arabistan, ABD, İngiltere ve Almanya gibi ülkeler çekiyor.

Filistinlilerin kendi gelecekleri hakkındaki iradelerinin ortaya konması; Seçimlerin işgal altındaki Doğu Kudüs ile Gazze Şeridi’ni de kapsamasına, Batı Şeria’daki halkın katılımının İsrail engeline takılmamasına ve yurtdışında yaşamak zorunda bırakılan milyonların seçmen olabilmesine bağlı gibi gözüküyor.

Bağımsız Filistin Devleti, Seçilmiş Devlet Başkanı

Türkiye ve Mısır başta olmak üzere birçok İslam ülkesi halkın tercihlerinin yansıtılacağı demokratik bir seçimin bir an önce yapılmasını önemsiyor. Seçimler, Filistin’in bağımsız bir devlet olması sürecinde iç siyasetinin yeniden yapılandırılmasını ve uluslararası düzeyde meşruiyetini sağlayacak. Yapılacak seçimlere yüksek katılımın olması için Filistinli gruplar arasında siyasi uzlaşının sağlanması noktasında bölge ülkelerine büyük görev düşüyor.

Parlamento için tarih kesinleşti ama Cumhurbaşkanlığı seçimi için net bir tarih verilmedi. Sadece 2027’de yapılması planlandığı belirtiliyor. Parlamentonun aktif hale gelmesinden daha önemlisi mağdur ve mazlum halkın desteğini güçlü bir şekilde alacak Filistin Devlet Başkanının seçilmesi olacaktır. Böylelikle bağımsız devletin tüm kurumlarının oluşturulması ve bu kurumlar eliyle Filistin’in on yıllardır yaşamak zorunda bırakıldığı iç ve dış sorunların çözülmesine imkan bulunacaktır. Gazze’ye yönelik 30 aydır devam eden İsrail saldırılarında Gazze halkının yanında yer alan uluslararası toplumun beklentisi de bu yöndedir.

Farklı Kültürlerin Bekası İçin Bölge Halkların Birliği Şart

İsrail işgali ve bitmek bilmez saldırılarıyla bölgede oluşan karmaşık insani ve siyasi koşullar nedeniyle seçimlerin ne kadar sağlıklı bir ortamda yapılacağı bilinmezliğini korurken tarihi Filistin coğrafyasında yaşayan tüm halkların (siyonistler hariç) birlik içinde hareket etmesi, bölgenin istikrarı ve farklı kültürlerin bekası için şart. Kaos ve kandan beslenen emperyalistler ve onların uzantıları istemese de.