Birçok kişiden şunu sıklıkla duyar olduk. “Pazar, Hristiyanların kutsal günü ve tatil. Bugünde onlar kiliseye gidip ayinlere katılıyorlar. Cumartesi, Yahudilerin kutsal günü ve tatil. Üstelik köktendinci Yahudiler cumartesi günü ibadet dışında bir iş yapmayı dahi hoş görmüyorlar. Müslümanların kutsal günü Cuma ama çalışma günü yapılmış, tatil olmalı.” Hakikaten Cuma günü tatil olmalı mı?

Yahudilerin kutsal kitaplarına göre; Elohim, yeri ve göğü yaratmayı altı günde tamamlamış ve yedinci günde dinlenmiş. Onları, firavunun zulmünden kurtarıp Mısır’dan çıkardığında bu yedinci güne saygı göstermelerini, kendisine ibadet etme dışında hiçbir iş yapmamalarını istemiş . Bu sebeple Yahudiler cuma günü güneş battıktan sonra cumartesi günü güneş batana kadar çalışmaz, tatil yaparlar. Hıristiyanların pazar günü tatil ile geçirmeleri ise Roma İmparatoru 1. Konstantin zamanında başlamış. Giderek dini bir vasıf kazanmış. Geçen yüzyılda kapitalist ABD genel tüketimi arttırmak için olsa gerek, hafta tatiline cumartesiyi de eklemiş. Günümüzde dünyanın birçok ülkesinde de bu şekilde uygulanmaktadır. Türkiye’de ise şu an emekçilerin geneli pazar günü tatil yapıyor, devlet memurları gibi bazı kesimler için ise cumartesi de işe gitmiyorlar.

Bazı Müslüman ülkelerde Cuma gününün resmi tatil olması aslında İslam dininden kaynaklanan bir durum değil. Ne Resulullah sav döneminde ne de Râşit Halifeler döneminde böyle bir uygulamaya yapılmamış. Nitekim tarih boyunca hüküm sürmüş Müslüman devletlerde de böyle bir uygulama söz konusu olmamış. Kayıtlarımızda Osmanlı döneminin ilk asırlarında tatil uygulamasına rastlanmıyor. Fatih zamanında medreselerin salı günü eğitime ara vermeye başladıklarını, resmi dairelerin 18. yüzyılda perşembe günü tatil yaptığını arşiv belgelerinden öğreniyoruz. Belgelere göre ıslahatçı padişah 2. Mahmud buna pazar gününü de eklemiş. Tanzimat dönemi yeniliklerinden biri de memurlar için hafta tatilinin perşembeden cumaya alınması olmuş . Cumhuriyeti kuran kadro, 1924 yılında çıkardıkları kanunla esnaf, memur, amele vb. herkes için resmi tatil olarak cuma gününü belirlemiş, 1935 yılında ise bunu Pazar olarak değiştirmişler.

Bu kadar bilgi aktarmayı yeterli görüp “Cuma günü resmi tatil olsun (mu?)” konusuna geri dönelim. Müslümanlar nezdinde Cuma gününün değer ve önemi, Yahudilerin cumartesiye, Hristiyanların pazara verdiği değer ve öneminden daha az değildir. Nitekim Allah’ın Elçisi (sav) “Güneşin üzerine doğduğu en hayırlı günün Cuma olduğunu , müminler için bayram günü olduğunu ve ondaki bir saatte yapılan duanın mutlaka kabul edileceğini ” müminlere bildirmektedir.

Bu konuyla ilgili olarak Kur’an’da Cuma günüyle aynı adı taşıyan sureye baktığımızda Yahudi ve Hristiyanların haftada bir gün tatil yapma yani çalışmama anlayışından farklı bir durumla karşılaşıyoruz. Allah (cc) şöyle buyurmaktadır; “Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında Allah’ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın. Bilirseniz, bu sizin için çok hayırlıdır. Namaz kılındı mı, artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan nasip arayın. Allah’ı da daima çok anın ki kurtuluşa eresiniz.. Bu ayetlere göre Allah, kendisine iman etmiş olan kullarından cuma gününde yan gelip yatmalarını değil çalışmalarını, ancak namaza çağrıldıklarında her işi bırakmalarını, namazdan sonra ise yeryüzüne dağılarak ticaret yapmalarını ve kurtuluşa ermeleri için ise O’nun daima zikredilmesini istemektedir.

İslam inancında dinlenme, insan için hak olmanın ötesinde bir gereklilik olarak görülmektedir. Bu sebeple olsa gerek Cuma günü genel bir tatil günü olarak belirtilmemiş. Haftanın diğer günleri gibi hayatın olağan akışında bulunan çalışma, dinlenme, alışveriş, ticaret, ibadet vs.nin yer aldığı bir gün olarak belirtilmiştir.