Karadeniz Bölgesinde olup güneye doğru bakan sahil sadece Sinop’ta var sanırım. Evet yanlış duymadınız “güney” dedim. Sinop, Anadolu’nun en kuzey noktasında yer almasıyla bilinir. Nitekim İnceburun, böyle bir konumda yer almakta. Şehrin doğuya doğru uzanan Boztepe yarımadası üzerinde olması hasebiyle güneye bakan kumsalları da bulunuyor.
Aşıklar Adasında Aşıklar Parkı
Bu yarımada Sultan Fatih zamanında Ceziret’ül Uşşak (Âşıklar Adası) diye adlandırılmış. Yüzyıllar sonra yapılan şehrin en büyük parkına belki de bu sebepten Aşıklar Parkı ismi verilmiş. Aşıklar Parkı haliyle güneye bakan sahilde yer alıyor, içinde herhangi bir parkta bulabileceğiniz şeylerin bir kısmı var. Ayrıca iki büyük kalp de konulmuş. Demir profillerin eğilip bükülmesi yoluyla imal edilmiş devasa kalpler, uçlarından yere sabitlenmiş ama baş tarafları (ne hikmetse) ayrı duruyor. Kalbin iç kısmına gelen boşluk, bir çocuğun ellerinin sığacağı açıklıkta metal tellerle kafes şeklinde kaplanmış.
Kalpler buraya ilk konulduğunda kahverengiye boyanmış idi ve henüz paslanmamıştı üzerinde de hiçbir şey bulunmuyordu. Bir müddet sonra üzerlerinde birkaç asma kilidin takılmış olduğu görüldü. Üzerinde özensizce yazılmış kız ve erkek isimleri mevcuttu. El yazıları ise çok kötüydü. Zamanla bu kilitler çoğalmaya başladı. Dilencilerin bile sokaklarda yer almadığı Covid 19 pandemisinde bile kilitler asılmaya devam etti. Normalleşme başladığında birbirinden ayrı duran iki kalbin arasına bir zincir çekildi ve onun da üzerine kilitler asılmaya başlandı. İrili ufaklı çeşitli renklerde kilitler… Bazılarına kilitler yetmemiş olacak ki çaput bağlamışlar. Kumaş parçası bulamayanlar ise naylon poşet, ayakkabı bağı, iplik vs ne buldularsa kafes tellerine bağlamaya başlamıştı.
Kilit, Çaput ve Kalp Üçlüsü Aşkı Ölümsüzleştirmeye Yeter Mi?
Denildiğine göre çerçevesi kalp şeklindeki demir kafese kilit asanlar genelde genç aşıklarmış çoğu da üniversite öğrencisiymiş. Bu eylemleriyle birbirlerine sarsılmaz bir sadakat ve sonsuz bağlılık içinde olduklarını ifade etmek, aşklarının ise bir ömür boyu kilitli kalıp hiç ayrılmayacaklarını sembolleştirmek istiyorlarmış.
Kilitlerin üzerine genellikle çiftin isimleri veya sadece baş harfleriyle kendileri için özel bir tarih yazıyorlar. Kilidi, paslı ve soğuk demirden kalbin tellerine taktıktan sonra anahtarı da Karadeniz’e fırlatıyorlarmış. Böylece anahtarı kimsenin bulamayacağı varsayılarak aşklarının hep kilitli kalacağını, aralarının açılmayacağını umuyorlarmış. Sonsuz bir aşk için düşük maliyetli neredeyse zahmetsiz bir yöntem, üstelik işe yaramadığının isbatlanması ise çok zor.
Aşk Kilidi Hurafesi
Batı ülkelerinde başlayan ve “Aşk kilidi” adı verilen bu uygulamanın giderek yaygınlaştığını gezginler bloklarında ve sosyal medya paylaşımlarında belirtiyorlar. Nehir üstündeki ünlü köprülerin korkuluklarından deniz kıyılarındaki küpeştelere ve tarihi binaların kapılarına varana kadar birçok mekanın kilit asmak için kullanıldığı hatta yıllar boyu asılan kilitlerin ağırlığından köprülerin yıkıldığı söyleniyor. 21.nci yüzyılda modern Batı insanı orta çağ karanlığında makul görülen batıl inançları tekrar bu şekilde canlandırıyor anlaşılan.
Elbette aşklarının ilanihaye devam etmesini isteyenlere anlayış ve hoşgörü gösterilmeli. Kilit asarak yaşadığı aşkın ölümsüzleşeceği hurafesine inananların bu davranışı ilk bakışta masumca, sevimli hatta zararsız bir davranış gibi görülebilir. Ancak paslanan kilitler ve bağlanan çaput, poşet vs görüntü kirliliği oluşturarak bulunduğu yeri çirkinleştiriyor. Üstelik dijital çağın modern bireylerince hortlatılmış batıl bir inanç, köhne bir hurafe olması da cabası.
Geçen yüzyılda Türkiye'de de bu tür batıl inançlar vardı. İnsanlar bu şekilde dileklerinin gerçekleşeceğine inanırlardı. Konuya dair fikir beyan eden akademi camiası olayın cahillikten, eğitimsizlikten ve bazı eski dini inançlardan kaynaklandığı teşhisini koyarlardı. Ülkedeki alimler ve hocalar on yıllarca mezarlara mum dikmek, türbelere taş yapıştırmak, ağaçlara çaput bağlamak vb birçok hurafe ve batıl inançlarla mücadele etmişler, mesafe de almışlardı. Bu işlerin batıl bir inanç olduğunu ve dinde yeri olmadığını sürekli anlatarak insanları bu işten vazgeçirmişlerdi. Dini görünüm verilen bunlar gibi bidatleri toplumsal hayatımızdan çıkardılar. Nitekim İslam inancında her türlü istek, dilek ve dualar yalnızca ve doğrudan Allah'a yöneltilir. Mü'min bilir ki Allah’ın her şeye gücü yeter. O’nun istemediği bir şeyi O’na rağmen gerçekleştirecek veya O’nun dilediği bir şeyi engelleyecek hiçbir güç yoktur.
21.nci yüzyılda genç ve modern eğitim almış kişilerin oraya buraya kilit asarak aşkının ölümsüzleşeceği hurafesine sarılmasının motive edici unsuru ne acaba, akademya tarafından mutlaka araştırılmalı.
Son not; belediye her yıl yaz sezonuna girmeden kalplerin üzerini temizliyor ve kırmızı beyaza boyuyormuş. Kilitlerin nereye atıldığı ve sahiplerinin aşklarının başına ne geldiği ise meçhul.
