Milyonlarca gurbetçi binlerce kilometre yol kat edip anavatanına geldi. Şimdi dönüş zamanı. Asıl soru şu: Gelecek yıl yine gelecek mi?

Gurbetçi yine yollarda…

Almanya’dan, Hollanda’dan, Belçika’dan, Fransa’dan, Avusturya’dan binlerce kilometre yol geliyor. Sınır kapılarında saatlerce bekliyor, yolun bütün zahmetine katlanıyor.

Neden?

Çünkü memleketini seviyor.

Vatan, bayrak, ezan, aile, toprak ve geçmiş… Gurbetçi için bunların maddi karşılığı yok.

Yaklaşık 3,7 milyon gurbetçinin Türkiye’yi ziyaret ettiği bir dönemi geride bırakıyoruz. Şimdi dönüş başladı.

Peki biz bu insanlara nasıl davrandık?

İşte asıl mesele burada.

Türkiye’de hayatın pahalı olduğunu biliyoruz. Esnafın maliyetleri arttı, vatandaşın alım gücü düştü. Bunların hepsi gerçek.

Ama gurbetçi geldiğinde fiyatların daha da yükselmesi, “Nasıl olsa Euro kazanıyor” anlayışıyla hareket edilmesi kabul edilemez.

Gurbetçiye özel fiyat olmaz!

Bir ürünün, bir kahvaltının, bir hizmetin fiyatı müşterinin cebindeki paraya göre değişmemeli.

Bunun adı ticaret değil, fırsatçılıktır.

Devletin de burada önemli bir sorumluluğu var.

Denetim şart.

Çünkü bugün gurbetçiden birkaç lira fazla kazanmak, yarın çok daha büyük bir kayba dönüşebilir.

Bir aile yüksek fiyat nedeniyle restorana gitmez.

Kahvaltısını evinde yapar.

Alışverişini azaltır.

Tatilini kısaltır.

Sonra Almanya’ya döner ve çevresine şunu söyler:

“Seneye başka yere gidelim.”

İşte tehlike budur.

Gurbetçi sadece döviz getirmiyor.

Düğüne geliyor, derneğe katkı sağlıyor, camisine destek oluyor, esnaftan alışveriş yapıyor, ailesini ve çocuklarını memlekete getiriyor.

Gurbetçi Türkiye’nin gönüllü elçisidir.

Onu küstürmeyelim.

Esnaf kazansın, devlet denetlesin, gurbetçi de kendisini güvende hissetsin.

Çünkü gurbetçinin cebindeki para biter.

Ama memleket sevgisi devam ederse, her yıl yeniden gelir.

Gurbetçi dönüyor…

Gelecek yıl yine gelsin istiyorsak, bugün ona nasıl davrandığımıza dikkat edelim.

Şirvan Ünal

UHAD - Uluslararası Hak Arama Derneği Almanya Genel Başkanı