Öğretmenin görevi eğitim, hemşirenin görevi sağlıktır.
Yeni eğitim-öğretim yılı başladı. Milyonlarca anne-baba çocuklarını okula gönderirken en temel beklentisi belli: Güvenli bir okul.
Peki ya okulda bir anda ciddi bir sağlık sorunu yaşanırsa?
Bir öğrenci anafilaksi geçirebilir, epilepsi nöbeti yaşayabilir, solunum yolu tıkanabilir, ciddi şekilde yaralanabilir veya kan şekeri düşebilir. Böyle anlarda ilk dakikalar, hatta saniyeler hayat kurtarabilir.
Okullarımızda ilk yardım eğitimi almış öğretmenlerimiz ve çalışanlarımız elbette var. Onların fedakârlığı çok değerli. Ancak bir gerçeği de açıkça ortaya koymak gerekiyor:
İlk yardım eğitimi almış öğretmen, profesyonel sağlık personeli değildir.
Öğretmenin görevi çocuğumuza eğitim vermektir.
Okul yöneticisinin görevi eğitim kurumunu yönetmektir.
Hemşirenin görevi ise sağlık hizmeti sunmaktır.
Bu görevleri birbirinin yerine koyamayız.
Üstelik ortada yeni keşfedilmiş bir ihtiyaç da yok. Millî Eğitim Bakanlığı, “Okul Sağlığı Hemşirelerinin Çalışma Usul ve Esasları” yayımladı.
MEB’in kendi açıklamasına göre okul sağlığı hemşireleri; öğrencilerin sağlık durumlarının izlenmesi, acil sağlık müdahaleleri ve sağlık altyapısının değerlendirilmesi gibi görevler üstleniyor.
Yani bugün sorulması gereken soru “Mevzuat var mı?”
Vaaar..!
Mevzuat var.
Peki uygulama nerede?
Türkiye’de kaç okulda okul sağlığı hemşiresi görev yapıyor?
Kaç öğrencimiz okulda profesyonel sağlık hizmetine erişebiliyor?
2022 yılında yayımlanan mevzuattan bu yana geçen sürede neden bütün okullarımızda etkin ve sürdürülebilir bir uygulama oluşturulamadı?
Bunlar artık cevaplanması gereken sorular.
Çünkü bir düzenlemenin varlığı, tek başına çocuklarımızı korumaz.
Mevzuat ancak sahada hayat bulduğu zaman anlam kazanır.
Devletin görevi yalnızca düzenleme yapmak değildir.
Burada mesele sadece bir sağlık personelinin okulda bulunup bulunmaması değildir.
Aynı zamanda devletin anayasal sorumluluğudur.
Devletin görevi yalnızca haklara müdahale etmemek, yani negatif yükümlülüğünü yerine getirmek değildir. Gerektiğinde çocukların yaşamını, sağlığını ve güvenliğini koruyacak etkili ve makul tedbirleri almak da pozitif bir yükümlülüktür.
Anayasa Mahkemesi de devletin, yaşam hakkının tehlikeye girebileceği durumlarda mevcut hukuki ve idari çerçevenin etkili biçimde uygulanmasını sağlayacak tedbirler alma yükümlülüğünü vurgulamaktadır.
Okul sağlığı hemşireliği tam da bu sorumluluğun somut karşılığıdır.
Çocuklarımızı okula göndermekle eğitim görevimizi yerine getirmiş sayamayız. Onların eğitim gördüğü ortamın güvenliğini sağlamak da devletin sorumluluğudur.
Peki şimdi ne yapılmalı?
Artık çağrımızı somutlaştırmanın zamanı geldi.
Millî Eğitim Bakanlığı öncelikle Türkiye’deki tüm okulları okul sağlığı hemşireliği açısından değerlendirmelidir.
Her okul için öğrenci sayısı, sağlık riski, özel sağlık gereksinimi ve mevcut sağlık personeli durumu ortaya konulmalıdır.
Ardından:
a. Öğrenci sayısı ve sağlık riski yüksek okullardan başlanarak kadrolu veya sürekli görev yapan okul sağlığı hemşireleri görevlendirilmelidir.
b. Her il ve ilçe için okul sağlığı hemşiresi ihtiyacı ve görevlendirme sayıları kamuoyuna açıklanmalıdır.
c. 2022 tarihli yönergenin hangi okullarda uygulandığı, hangi okullarda uygulanmadığı ölçülebilir ve denetlenebilir bir sistemle izlenmelidir.
d. Okullarda acil sağlık müdahalesi için gerekli fiziki şartlar, ekipman ve sağlık odaları standart hâle getirilmelidir.
e. Uygulamanın sonucu her eğitim-öğretim yılı sonunda kamuoyuna açıklanmalı; böylece “Mevzuat var.” demenin ötesine geçilip “Kaç okulda uygulanıyor?” sorusuna net cevap verilmelidir.
İşte gerçek uygulama budur.
Burada öğretmenlerimizi eleştirmek değil, tam tersine onları kendi görevleri dışında bir sorumluluğun altında bırakmamak gerekiyor.
Öğretmen eğitim versin. Yönetici okulunu yönetsin. Hemşire çocuğumuzun sağlığını korusun.
Bu kadar basit.
Çocuklarımızı her sabah güvenle okula gönderiyorsak, onların sağlık güvenliğini de aynı ciddiyetle düşünmek zorundayız.
Artık yeni bir mevzuat beklemenin değil, mevcut düzenlemeyi okul okul hayata geçirmenin zamanı.
Devletin sorumluluğu düzenlemeyi yapmakla bitmez. Uygulamak, kaynak ayırmak, denetlemek ve sonuçlarını kamuoyuna açıklamak da bu sorumluluğun parçasıdır.
OKULLARDA HEMŞİRE LÜKS DEĞİL, İHTİYAÇTIR.
Çocuklarımızın sağlığı ertelenebilecek bir konu değildir.
Çocuklarımızı emanet ettiğimiz okullarda, eğitim kadar sağlık güvenliğini de güvence altına alalım.
Çünkü bazı sağlık sorunlarında bir hemşirenin varlığı, gerçekten hayat ile ölüm arasındaki fark olabilir.
HÜLASA:
Çocuklarımız evvel Allah bize emanet.
Ancak sağlıkları ise ihmale değil, güvenceye emanet edilmelidir.
