Kararlılık, dayanma gücü, direnme, meydan okuma gibi anlamlara gelen Arapça bir kelime olan Sumud (Global Sumud Flotilla), 2025 yılında Gazzeliler umut olmak üzere İspanya’dan yola çıkan girişime ad olmuştu. Kırktan fazla ülkeden yüzlerce aktivist soykırımcı İsrail’in uluslararası hukuka aykırı olarak 2007’den beri uyguladığı kuşatmayı bozmak için Doğu Akdeniz’e doğru yelken açmıştı. Yıllardır hastane, cami, kilise, okul, sivil konut demeden bombalayan, çocuk, kadın, yaşlı demeden Filistinlileri katliama tabi tutan, insani yardımlara bile engel olan Siyonistlere dur demek ve uluslararası kamuoyunun dikkatini çekmek için tamamen barışçıl amaçlarla eyleme geçmişlerdi. Evrensel ahlak sahibi, vicdanlı ve yürekli insanlar teknelerine gıda ve ilaç gibi tonlarca yardım malzemeleri yükleyerek o güne kadar Gazze'ye denizden ulaşmaya çalışan en büyük filoyu oluşturmuştu. İsrail İşgal Ordusu 2010’daki Mavi Marmara’dan bu yana denizden yardım ulaştırmaya çalışan tüm teknelere saldırmış, kimini batırmış, kimine el koymuştu. Aktivistleri esir almış bazılarını da öldürmüştü. İsrail Donanması yine yapacağını yaptı. Orta çağdaki deniz korsanları gibi uluslararası sularda Küresel Sumud Filosuna saldırdı, teknelere ve yardım malzemelerine el koydu, 38’i Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yüzlerce kişiyi tutukladı.

Uluslararası Hukuk Kuralları ve Küresel Sistem

Bu süreçte Uluslararası Hukuk kurallarının Kaba Gücü elinde tutanlarca paramparça edildiğini gördük. Öve öve bitirilemeyen Küresel Sistem ve onun Birleşmiş Milletler (UN), Arap Devletleri Birliği (AL), İslam İşbirliği Teşkilatı (OIC) vs. gibi kurumlarının insanlığın sorunlarını çözmede aciz kaldığını gördük. İran, Suudi Arabistan, Mısır gibi halkı Müslüman ülkelerden filoya katılan dahi olmadığını gördük. İtalya, İspanya, Almanya, İngiltere, Hollanda vd. Avrupa ülkelerinin bayraklarını taşıyan teknelere uluslararası sularda el konulmasına, vatandaşlarının hukuksuz şekilde tutuklanmasına rağmen birkaç ülke liderinin cılız açıklaması hariç ciddi bir tepki koyamadıklarını gördük.

Kim Neyi Kaybetti?

Ama dünya halkları sessiz kalmadı. Gazze’deki olaylar karşısında çaresizliğe mahkum edildiği ve on yıllar süren seyirci pozisyonundan sıyrıldı. Dünyanın birçok yerinde kitlesel eylemler protestolar gerçekleştirildi. Katil devleti destekleyici açıklamalar yapan sanatçı ve politikacılar protesto edildi. Soykırımcıların sponsorluğunu yapan küresel şirketlerin modern sömürü araçları olan tüketim ürünlerine gerçekten muhtaç olunup olunmadığı sorgulandı. Onların markalarına boykot başlatıldı ve halen kararlılıkla devam ettiriliyor. Bu şirketlerin cirolarında ciddi düşüşler yaşanıyor, küçülüyorlar ve bazı ülkelerden çekiliyorlar.

Holokost’a maruz kalmış “masum ulus” rolünü yıllardır başarıyla oynayan Yahudilerin, mağdur edebiyatı tıkandı, birçok alanda kazanım elde etmesi, ayrıcalıklı muamele görmesi son erdi. İsrail devletinin aslında Filistinlilere soykırım uygulayan modern zamanın barbarlar sürüsü oldukları anlaşıldı. Gazze eylemlerine engel olan batılı devletlerin “Demokrasi ve İnsan hakları” söylemlerinin kuyruklu yalan olduğu tecrübe edildi. Öğrencilerin protestolarına izin vermeyen meşhur üniversitelerin özgür bilim yuvası olmadıkları anlaşıldı. İnsanlar bilinçlendi, uyutulanlar uyandı, gerçekler gün yüzüne çıktı.

Haklı olarak şunu soran okuyucular olacaktır. İyi de biz bu kaybedenlerden hiçbiri değiliz ki. O zaman ben de derim ki, “siz kaybedenler kulübünde yer almayan vicdan sahiplerindensiniz”, siz kazanan taraftasınız. Filistin halkının makus talihini devletlerin yardımı olmadan da değiştirebileceğini düşünenlerdensiniz.

Yeni Filo Doğu Akdeniz’e Yelken Açtı, Hedef; Gazze

İnsani yardımların dahi Gazze’ye girişinin engellenmesi karşısında hiçbir şey yapmamayı, sesini dahi çıkarmamayı tarafsızlık değil vicdansızlık olarak görenler, İşgale, soykırıma ve ablukaya rıza göstermek ahlaki çöküştür diyenler, bombardımandan kurtulan insanların açlığa susuzluğa mahkum edilmesine karşı çıkanlar bu yıl tekrar bir araya geldiler. İspanyol halkı 100’den fazla ülkeden katılımcıların olduğu tekneleri, 12 Nisan günü Barselona limanından Gazze’ye doğru uğurladılar. Bu günlerde kuzey Afrika’dan yola çıkacak yardım malzemesi dolu kamyonlar da Refah sınır kapısına ulaşmaya çalışacak.

Hafta sonu Sinop’la beraber birçok şehrimizin meydanlarında Sumud filosuna destek ve iletişim için çadırları kuruldu. Vicdan sahibi herkesi Gazze, Kudüs vd. Filistin toprakları özgür olana kadar bulunduğunuz şehirlerde nöbete katılmaya maddi manevi destekte bulunmaya davet ediyorum.