Emeklinin derdi yaş değil geçim derdidir!
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan'ın Ocak 2027 emekli maaşlarıyla ilgili açıklamalarını dikkatle takip ediyorum.
17,1 milyon emekliyi ilgilendiren bir çalışma yapılıyor. Enflasyon farkı, refah payı ve farklı zam modelleri konuşuluyor. Ancak henüz kesinleşmiş bir karar yok.
Kamuoyuna yansıyan 60-65 yaş ayrımı, ev sahibi olup olmama ve çalışan emekliye farklı uygulama gibi iddialar ise ciddi soru işaretleri doğuruyor.
Şimdi soruyorum:
60 yaşındaki emeklinin geçim derdi yok mu?
65 yaşından küçük olanın mutfağında yangın çıkmıyor mu?
Evi olan emekli pazara, markete gitmiyor mu?
Çalışmak zorunda kalan emekli keyfinden mi çalışıyor?
Bir emeklinin evi var diye maaşını düşük tutmak, diğerine üç-beş kuruş fazla vermek adalet midir?
Emekli, yıllarca çalışmış, prim ödemiş, ülkesine hizmet etmiş insandır.
Bugün torununa harçlık veremiyor, pazarda filesini dolduramıyor, faturalarını düşünerek yaşıyorsa burada ciddi bir sosyal adalet sorunu vardır.
Sayın Cumhurbaşkanım, emeklinin beklentisi lütuf değil, alın terinin karşılığıdır.
AK Parti kendi ayağına kurşun sıkmamalıdır. İktidarın etrafındaki siyasetçiler, emeklinin gerçek hayat şartlarını Cumhurbaşkanımıza doğru anlatmalıdır.
Her şeyin iyi olduğunu söylemek, vatandaşın yaşadığı sıkıntıları ortadan kaldırmıyor.
İnsan ister istemez şu sözü hatırlıyor: Açın hâlinden tok anlamaz.
MHP'nin yıllardır dile getirdiği sosyal devlet sorumluluğu, emeklinin sofrasında hissedilmelidir.
Sayın Devlet Bahçeli'nin önümüzdeki dönemde "Yasamada MHP" demesi boşuna değildir.
Yolsuzluk diz boyu ve hâlâ emekli memurdan ne kesebiliriz mantığıyla hareket ediyorlar. Pes doğrusu!
Etrafıma şöyle bir bakıyorum. Evet, böyle devam ederlerse sandıktan çıkmaları mümkün değil.
Bizim meselemiz kavga etmek değil, hakkı teslim etmektir.
Cumhur İttifakı'nın gücü, vatandaşın derdine çözüm üretebildiği ölçüde anlam kazanır.
Ama herkesin bir hesabı, her vatandaşın da sandıkta söyleyecek bir sözü vardır.