Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Boyabat Şehir Mezarlığı'nın sessizliğine adım attım...

İnsan, mezarlığa her gidişinde hayatın gürültüsünü dışarıda bırakıyor.

Orada ne makamın bir anlamı kalıyor ne servetin ne de şöhretin. Toprağın altında herkes aynı hakikatte buluşuyor.

İlk önce anne ve babamın kabirleri başında diz çöktüm. Kur'an-ı Kerim'den aşır okudum; ardından İhlâs, Felak, Nâs ve Fâtiha surelerini okuyarak ruhlarına bağışladım. Ellerimi semaya açıp dua ettim.

Sonra aile kabristanlığının içini ve çevresini temizledim. Rüzgârın savurduğu naylon poşetleri ve boş pet şişeleri topladım.

Şöyle bir etrafıma bakındım; işte o anda insanın içini burkan bir manzarayla karşılaştım.

Bazı aile kabristanlıkları âdetâ boş pet şişe deposuna dönüşmüştü.

Üç litrelik plastik su şişeleri, küçük petler, plastik atıklar...

Kimisi mezar taşının dibinde, kimisi çiçeklerin arasında, kimisi de aylarca orada beklemiş gibi güneşten sararmış...

Mezarları sulamak bizim kültürümüzün güzel geleneklerinden biridir. Kabirlere gösterilen saygının, vefanın ve hatırlamanın bir ifadesidir. Buna elbette kimsenin itirazı olamaz.

Fakat sulama bahanesiyle kullanılan pet şişelerin mezarların başında bırakılması, biriktirilmesi ve âdetâ depo hâline getirilmesi ne dinî anlayışla ne çevre bilinciyle ne de insanlık terbiyesiyle bağdaşmaktadır.

Kabristanlar sadece ölülerin yattığı yerler değildir. Onlar yaşayanların kendilerini muhasebeye çektiği mekânlardır.

Her mezar taşı sessizce, "Bir gün sen de geleceksin." der.

Böyle bir mekânda plastik yığınları görmek, insanın vicdanını incitiyor.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.) çevrenin temiz tutulmasını imanın bir parçası olarak göstermiştir.

Temizlik yalnızca evimizin, sokağımızın değil; ebedî istirahatgâhlarımızın da hakkıdır.

Çünkü kabirlere gösterilen saygı, aslında insana gösterilen saygıdır.

Bu vesileyle Boyabat Şehir Mezarlığı'nın genel temizliği ve bakımı için emek veren Belediye Başkanı Hasan Kara'yı ve belediye çalışanlarını gönülden tebrik ediyorum. Mezarlığın büyük ölçüde temiz ve düzenli olması takdire şayandır.

Ancak küçük görünen bir eksiklik, büyük bir görüntü kirliliğine dönüşmektedir.

Belediye yetkililerinin mezarlığın uygun noktalarına, özellikle yol güzergâhlarına uyarıcı tabelalar yerleştirmesinde büyük fayda vardır.

"Lütfen kullandığınız pet şişeleri yanınızda götürünüz.",

"Kabristanlarımızı temiz tutalım.",

"Çevreye saygı, ecdada saygıdır." gibi sade ama etkili ifadeler, birçok insanın dikkatini çekecektir.

Gerekirse uygun noktalara geri dönüşüm kutuları da konulmalıdır.

Unutmamalıyız ki hayatta bütün yolların vardığı tek adres ölümdür.

Kabristan ise, hepimizin en son kalıcı okarak uğrayacağı yerdir.

İnsan hangi yöne giderse gitsin, sonunda ölümün kapısını çalar.

Fakat ölüm için alınacak tedbir, ölmemeye çalışmak değildir.

Asıl tedbir; insanca yaşamak, kul hakkına riayet etmek, çevreyi korumak, geride güzel izler bırakmak ve her an ölüme hazır olmaktır.

Ölüme hazırlanan insana hayat da kendi üslubunca davranır. Çünkü ölümden daha zor olan, gerçekten insan gibi yaşayabilmektir.

Bugün mezar başına bıraktığımız boş bir pet şişe belki küçük bir ihmal gibi görülebilir. Ama medeniyet, küçük ihmallerin büyümesine izin vermemekle başlar. Saygı da ayrıntılarda gizlidir.

Geliniz...
Kabristanlarımızı yalnız dualarla değil, temizliğimizle de güzelleştirelim.

Ecdadımıza Fâtiha gönderirken, onlara yakışır bir çevre de bırakalım.

Çünkü mezarlıklar çöplük değil; hatırlamanın, vefanın, duanın ve ibret almanın en sessiz mekânlarıdır.