Sinop’un kıyısında gece başka türlü görünür... Önce gündüzün telaşı çekilir; iskele sakinleşir, sokakların sesi azalır. Ardından limanda bir hareket başlar. Bir teknenin ışığı yanar, sonra bir başkasının…

Motor sesleri gecenin sessizliğini yırtarken, Karadeniz’in karanlık yüzüne doğru uzanan teknelerde yeni bir hikâye başlar.

Bildik o hikâyenin ilk cümlesi “Vira Bismillah…” dır.

Sinoplu bir balıkçı için bu iki kelime yalnızca yeni bir av sezonunun başlangıcı değildir.

Bir geleneğin, bir mesleğin, bir ekmek kavgasının ve nesillerden beri süregelen bir duanın adıdır.

Bu gece Sinop İskelesi’nde yine aynı heyecan vardı.

2026-2027 su ürünleri av sezonunun başlamasıyla birlikte balıkçılar, aileleri ve Sinoplular bir araya geldi. Dualar edildi, iyi dilekler söylendi.

Ardından tekneler birer birer limandan ayrılarak Karadeniz’in karanlığına doğru yol aldı.

O anda sahilde kalanların gözleri teknelerin ardından baktı.

Belki bir eş, belki bir anne, belki bir çocuk…

Çünkü balıkçı denize açılırken yalnızca teknesini götürmez yanında. Evindeki umutları, çocuklarının geleceğini, ailesinin rızkını da götürür.

Deniz onun için hem ekmek kapısıdır hem de sınav.

Karadeniz insana kolay lokma vermez; dalgası vardır, rüzgârı vardır, gecenin karanlığı vardır. Ama Sinoplu balıkçı bütün bunları bilerek açılır denize. Çünkü bilir ki deniz, cesaret kadar sabır da ister.

Sinop Valimiz Sayın Dr. Mustafa Özarslan’ın törende ifade ettiği gibi balıkçılık; alın teri, sabır, cesaret ve fedakârlık isteyen kadim bir meslektir.

Bugün Sinop, 428 balıkçı teknesiyle Türkiye’nin önemli balıkçılık merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor.

Fakat rakamların anlatamadığı bir şey var:

O da balıkçının gecesi…

Biz sabah uyandığımızda balığı tezgâhta görürüz.

Bir kilo hamsi, birkaç palamut, bir istavrit…

Oysa o balığın sofraya gelebilmesi için gecenin bir vakti bir teknenin limandan ayrıldığını çoğu zaman düşünmeyiz.

Balıkçı, biz uyurken denizdedir.

Biz sıcak evlerimizdeyken o, Karadeniz’in soğuğuyla baş başadır.

Biz sabah ekmeğimizi düşünürken o, ağının boş mu dolu mu olduğunu düşünmektedir.

İşte bu yüzden “Vira Bismillah” aslında sadece bir denizcilik sözü değildir.

Bir umuttur…

Bir niyettir…

Bir duadır.

“Allah’ım, yolumuzu açık et…”
“Teknemizi kazadan koru…”
“Emeğimizi boşa çıkarma…”
“Bizi sevdiklerimize sağ salim döndür…”
“Ağlarımızı bereketli eyle.”

Bu gece Sinop’un ışıkları geride kalırken tekneler Karadeniz’e doğru ilerledi.

Kıyıda kalan şehir bir süre daha onları izledi.

Sonra tekneler karanlığın içinde küçüldü.

Işıkları uzaklaştı.

Ama umutları kıyıda kaldı.

Çünkü Sinop bilir ki balıkçının denize açılması, aslında şehrin de denize açılmasıdır.

Bir tekne giderken yalnızca balık aramaz. Bir şehir, kendi geçmişini ve geleceğini de denize emanet eder.

Şimdi Karadeniz’de yeni bir sezon başlıyor.

Dileriz ağlar balıkla, tekneler bereketle, sofralar huzurla dolsun.

Ama bütün dileklerin üzerinde bir dilek daha var:

Balıkçılarımız denize nasıl gittilerse, sağlıkla ve selametle evlerine dönsünler.

Çünkü en güzel av, en dolu ağ, en bereketli sezon bile bir insanın sağlığından daha kıymetli değildir.

Bu gece Sinop’tan Karadeniz’e doğru yükselen son söz belki de buydu:

Vira Bismillah…

Yolunuz açık olsun.
Pruvanız neta, rüzgârınız kolayına, ağlarınız bereketli olsun.

Ve Karadeniz, emanet aldığı evlatlarını sabaha karşı yine Sinop’un kıyılarına sağ salim bıraksın…

Haydi rastgele!