Üsküdar'ın 2004'te Kalan Hesabı
Siyaset, sandıkta kazanılır; rakibi itibarsızlaştırarak değil. Ne var ki Türkiye'nin yakın siyasi tarihinde bunun tam tersini düşündüren birçok olay yaşandı. Üsküdar'da 2004 yılında yaşanan ve Harem ekseninde şekillenen süreç de bugün hâlâ tartışılmaya devam ediyor.

Aradan yıllar geçti. Makamlar değişti, kadrolar yenilendi, dosyalar raflara kaldırıldı. Ama geriye cevap bekleyen sorular kaldı. Gerçekten amaç kamu yararı mıydı, yoksa siyasi hesaplaşma mı? Hukuk mu işletildi, yoksa siyaset hukukun önüne mi geçti?
Evet HUKUK...
Dönemin hukuk Kumpas ları, hukuk yolu ile itibarsızlaştırma..

Ben Ahmet Mertol Canel,Üsküdar Belediyesinin önemli kadrolarında görev almış 657 sayılı Devlet memuru sıfatımla başarılı işler yapmış ve takdir belgesi almış alanımda ilklere imza atmış, devlet terbiyesinden ödün vermemiş tavrımız dikkat çekmiştir. Hedef seçilmem ise Türk milliyetçisi olmaktan geçmekte ve yıllardır yaptığım açıklamalarda o dönemde şahsıma yönelik yürütülen sürecin bir "siyasi linç operasyonu" olduğunu savundum.
Siyaset ve SİYASETÇİLER,
Ona göre kamuoyu oluşturuldu, itibar hedef alındı ve yargı süreci tamamlanmadan suçlu algısı üretildi.

Bir hukuk devletinde" suç oluşturulup, suçsuz olduğunu ispatla" diyen bir hukuktan bahsediyoruz..

Dönemin Siyasi erki ve yardımcı piyonları asıl amaçları Devlet memurlarını siyasallaştırmak ve itibarsız hale getirmek için, mahkeme kararı olmadan kamuoyu önünde mahkûm edilme süreçleri bu dönemde BAŞLAMIŞTIR..
Burada sadece bireylere değil, ASİL devlet memurlarına, SİYASETİN çıkış noktalarına, en önemlisi adalet sistemine de zarar vermiştir.

Siyasetin en tehlikeli silahı, rakibini susturmak değil; onu toplumun gözünde peşinen suçlu ilan etmektir. Böyle bir yöntem kısa vadede siyasi sonuçlar doğurabilir, ancak uzun vadede toplumun adalet duygusunu aşındırır.
Kaldıkı,Harem davası bir Kumpas, incelenmesi gereken hukuk davası, hatta hukuk önünde inceleme komisyonu kurularak asıl amacın haremin rant kavgası olduğunu ortaya çıkarmak gerekir.

Bugün yapılması gereken, geçmişi sloganlarla değil, belgelerle konuşmaktır. Eğer gerçekten haksızlık yapıldıysa bunun ortaya çıkarılması, eğer kamu yararına yürütülmüş hukuki işlemler söz konusuysa bunun da şeffaf biçimde anlatılması gerekir. Çünkü demokrasi, cevapsız soruların üzerine sessizlik örtüsü sermekle güçlenmez.

Üsküdar'ın hafızasında 2004 yılı sadece bir seçim yılı değildir. O yıl yaşananlar, yerel siyasetin nasıl sertleşebildiğini ve siyasi mücadele ile hukuki süreçlerin birbirine karışmasının nasıl kalıcı tartışmalar doğurabildiğini gösteren önemli bir örnektir.

2004 Üsküdar belediyesi personelinin yıpratıldığı ve sessiz kalındığı bir dönemdir. Bu durumda O dönemin SİYASİ aktörlerini iyi analiz etmek gerekir. TABİKİ bulundukları konum, yaptıkları işler,korundukları siyaset yelpazesi, kendi tabirleri ile parelel yapı, sorgulanmadan çekip gitmişlerdir. Yaptıkları yanlarına kâr kalmış gözükür.

ANCAK,
Adalet, gecikebilir. Siyasi tartışmalar bitmeyebilir. Gerçekler, günü kurtarmak için kurulan siyasi senaryolardan daha uzun ömürlüdür. Tarih, sonunda belgeleri konuşur; algıları değil.
Sağlıcakla kalın.
AHMET MERTOL CANEL