Ticaretle meşgul öyle insanlar vardır ki; yaşadıkları şehrin duvarlarına adlarını büyük harflerle yazdırmazlar, meydanlara heykelleri dikilmez, haklarında uzun nutuklar atılmaz. Ancak onlar, günlük hayatın içinde sessizce yürüttükleri meslekleriyle, üstlendikleri görevleriyle bir toplumun hafızasında silinmez izler bırakırlar.
İşte Ali Sütçüoğlu da Boyabat’ın hafızasında böyle yer edinmiş, çarşı kültürünün ve geleneksel esnaflığın en güzel temsilcilerinden biri olarak hatırlanacak kıymetli insanlardan biriydi.
Boyabat’ın tarihi orta çarşısında yıllarca hizmet veren dükkânının kapısından içeri girenler yalnızca kumaş, gömlek, kazak, dantel ipliği ya da rengârenk orlon satın almazlardı. O dükkâna giren herkes aynı zamanda güven, samimiyet ve dürüstlükle karşılaşırdı.
Çünkü Ali Sütçüoğlu’nun ticaret anlayışı yalnızca mal satmak üzerine kurulmamıştı; onun için ticaret, insan kazanmanın, gönül yapmanın ve güven oluşturmanın bir yoluydu.
Köklü Şamlı ailesinin değerli bir ferdi olan Ali Sütçüoğlu, Boyabat’ın ekonomik ve sosyal hayatında uzun yıllar boyunca önemli bir yer tuttu.
Onun dükkânı özellikle çeyiz hazırlığı yapan ailelerin uğrak noktasıydı. Genç kızların umutlarıyla hazırlanan sandıkların kumaşları, dantelleri, iplikleri ve türlü ihtiyaçları çoğu zaman onun tezgâhından geçerdi.
Boyabat’ta ev kuran nice aile, yeni hayatlarına onun dükkânından aldıkları ürünlerle başladı.
Ancak Ali Sütçüoğlu’nu farklı kılan yalnızca sattığı ürünler değildi. Asıl farkı, müşterilerine verdiği değerde ve ticaret ahlâkındaydı.
Onun dükkânından alışveriş yapan insanlar bilirlerdi ki burada aldatılmak, eksik ya da yanlış yönlendirilmek mümkün değildir.
O, kazancını dürüstlükten ayırmayan, güveni ticaretin temel sermayesi olarak gören bir esnaftı.
Günümüzde ticaretin büyük ölçüde dijitalleştiği, insan ilişkilerinin giderek yüzeyselleştiği bir dönemde, Ali Sütçüoğlu gibi esnafların kıymeti daha iyi anlaşılmaktadır. Çünkü geleneksel Anadolu esnafı yalnızca mal satan kişi değildir; aynı zamanda mahallesinin, sokağının ve şehrinin sosyal denge unsurudur.
İnsanlar onun dükkânına yalnızca alışveriş için değil, hâl hatır sormak, sohbet etmek ve güven duygusunu hissetmek için de uğrarlardı.
Ali Sütçüoğlu sessiz yaradılışlı bir insandı. Çok konuşmayı sevmezdi. Daha çok dinler, karşısındakine değer verdiğini hissettirirdi. Güler yüzü, sakin tavırları ve mütevazı kişiliğiyle çevresinde saygı uyandırırdı.
Onun yanında bulunan insanlar kendilerini rahat hissederdi. Çünkü samimiyetinde gösteriş yoktu; nezaketinde yapmacıklık bulunmazdı.
Çarşı kültürü denildiğinde akla yalnızca dükkânlar, alışverişler ve ticari hareketlilik gelmez. Aynı zamanda insanlar arasında kurulan güven ilişkileri, dayanışma, komşuluk ve karşılıklı saygı da bu kültürün temel taşlarını oluşturur.
Ali Sütçüoğlu işte bu değerlerin yaşayan temsilcilerinden biriydi. Onun esnaflığı, ekonomik bir faaliyet olmanın çok ötesinde, toplumsal bir hizmet niteliği taşıyordu.
Boyabat’ın orta çarşısında geçen yıllar boyunca yüzlerce, hatta binlerce insan onun dürüstlüğüne şahit oldu.
Bu nedenle adı yalnızca bir dükkân sahibinin adı olarak değil, güvenilirliğin ve ahlâklı ticaret anlayışının sembolü olarak hafızalara kazındı.
Bugün onun kurduğu ticari ve ahlâkî miras oğulları İsmail ve Mehmet Sütçüoğlu tarafından yaşatılmaktadır.
Değişen ekonomik şartlara ve modern ticaret anlayışına rağmen aile, babalarından devraldıkları değerleri korumayı başarmıştır.
Ticaret alanlarını genişletmiş olsalar da dürüstlükten, güvenilirlikten ve müşteri memnuniyetinden ödün vermemişlerdir.
Bu durum yalnızca aile adına değil, Boyabat’ın ticari kültürü adına da önemli bir kazanımdır. Çünkü toplumları ayakta tutan yalnızca ekonomik büyüklükler değildir. Asıl belirleyici olan, insanlar arasındaki güven duygusu ve ahlâkî değerlerin korunabilmesidir.
Sütçüoğlu ailesinin nesilden nesile taşıdığı bu anlayış, Boyabat’ın sosyal dokusuna katkı sağlayan önemli bir miras olarak yaşamaya devam etmektedir.
Benim için ise Ali Sütçüoğlu’nun hatırası yalnızca bir esnafın hatırası değildir. Çocukluğumdan itibaren bu kıymetli aileyle gönül bağım oldu. Ali Sütçüoğlu, teyzemin oğluydu. Bu nedenle onunla ilgili anılarım yalnızca toplumsal hafızanın değil, aynı zamanda aile hafızamın da bir parçasıdır.
Onun dürüstlüğüne, mütevazılığına ve insanlığına yakından şahit olmuş biri olarak kendisini her zaman saygıyla ve hürmetle hatırlıyorum.
Vefatıyla birlikte yalnızca bir insanı değil, aynı zamanda Boyabat’ın çarşı kültürünün önemli temsilcilerinden birini uğurladık.
Onun ardından kalan boşluk, yalnızca ailesi ve yakınları tarafından değil, yıllar boyunca kendisini tanıyan, dükkânına uğrayan ve dostluğunu hisseden herkes tarafından hissedilmektedir.
Bugün Boyabat orta çarşısından geçenler, Sütçüoğlu ailesinin dükkânında hâlâ onun bıraktığı izleri görebilirler.
Kumaşların arasında dürüstlüğün kokusu, raflarda güvenin hatırası, yılların biriktirdiği itibar ve ahlâk anlayışı yaşamaya devam etmektedir.
Çünkü bazı insanlar aramızdan ayrılsalar da bıraktıkları değerler yaşamaya devam eder.
Ali Sütçüoğlu da işte böyle bir insandı.
Sessizliğiyle konuşan, dürüstlüğüyle örnek olan, mütevazılığıyla gönüllerde yer edinen, çalışkanlığıyla saygı kazanan bir Anadolu esnafıydı.
Boyabat’ın çarşı tarihinde onun adı daima güven, ahlâk ve insanlıkla birlikte anılacaktır.
Çok değerli bulduğum, kendisine hürmet etmekten her zaman onur duyduğum Ali Sütçüoğlu’na Yüce Allah’tan rahmet diliyorum. Mekânı cennet, makamı âli olsun.
Ardında bıraktığı güzel hatıralar, yetiştirdiği evlatları ve yaşattığı değerler daima yaşayacaktır.
Özlemle, saygıyla ve dualarla...
