Papa’nın İznik ziyareti bir nezaket değil, bir hatırlatma ve bir beyanattır. Katolik dünya, 1700 yıl önce İznik’te toplanıp tahrif edilmiş, bozulmuş binlerce İncil içinden dört adetini mantıklarına uygun olarak onaylamıştır. Onlar tahrif edilmiş olsa bile kendi hafızasına sahip çıkar, kendi kurumunu korur, kendi birliğini diri tutar. Bunda bizim için bir sorun yoktur.
Asıl sorun şudur: Kendi otoritesine saygı bekleyenlerin, Müslümanların tarihî kurumlarını tehlike ve yasak ilan etmesidir. Birlik kendilerine hak; Müslümana suç… Bu, çağımızın en büyük çelişkisidir.
Dünya kan içindedir. Şehirler yıkılırken, çocuklar ve kadınlar, mazlumlar katledilirken; bebekler ve insanlar açlıktan ölürken, zalimler savaş suçları işlerken “değerler” nutku atanlar, aynı masalarda içki kadehleri ellerinde gülümsemektedir. Zalimlerin bir elinde silah, ötekinde “insan hakları” kürsüsü… Böyle bir düzen ne barış üretir, ne adalet...
Hakikat açıktır: Hilafetin yokluğu boşluk bırakmış, boşluk zayıflığa, zayıflık işgale, işgal parçalanmaya yol açmıştır. Ümmetin dağınıklığı tesadüf değildir. Batının değerlerine ram olanlar, Batı'nın hükümlerine boyun eğenler Hilafet’i ilga etmiştir. Hilafet, ümmetin omurgasıydı. Omurga gidince beden çöktü. Ümmet dağıldı.
Hristiyan dünyası Papalık ile var olur. Yahudi dünyası Hahamlık ile var olur. Doğu gelenekleri kendi öğretileriyle var olur. Müslümanların kendi tarihî kurumlarını konuşması ise “irtica” ilan edilir. Bu adalet değildir. Bu evrensel değer değildir. Bu vicdan değildir. Kur’an kardeşliği emreder. Sünnet birliği öğretir. Kurum olmayan kardeşlik, başsız bir beden gibidir; dağılır, çürür, yok olur.
Bugünün dünya düzeni yalnızca savaşla değil, aynı zamanda ikiyüzlülükle kirletilmiştir. Barış çağrısı yapanlar, savaş ekonomisinin çarklarını çevirirken barış gerçekleşmez.
Bu yüzden ilan etmemiz gerekenler:
1. Savaş ekonomisine karşı durmak, barışın ilk şartıdır.
2. Zalime mesafe, mazluma yakınlık insanlığın görevidir.
3. Ümmetin birlik ve kurum arayışı meşrudur; engellenemez.
4. Çifte standart dili terk edilmelidir.
5. Dinî otoriteler, somut ve cesur adalet tavrı almak suretiyle yeryüzünde akan kanın durması için inisiyatif almalıdır.
Barış, sözle değil; cesaret, kararlılık ve samimiyetle kurulur. Papa da, küresel aktörler de, insanlığa yön veren herkes de şunu bilmelidir: Barış, ikiyüzlülüğün gölgesinde büyümez. Adalet, güçlünün çıkarına göre eğilip bükülmez. Kardeşlik, birilerinin iznine bağlı değildir.
Ve unutulmasın: Zulüm geçicidir. Hak kalıcıdır. Ve hak, ancak onu savunanlarla ayakta durur.
Vesselam.
