Her şehrin kendine özgü bir hikâyesi vardır.
Sinop’un hikâyesi ise, yalnızca tarihî surlarında, denizinin mavisinde, kültürünün derinliğinde değil; aynı zamanda yetiştirdiği hekimlerde, eczacılarda, bilim insanlarında saklıdır. Yıllardır içimde büyüyen bir düşünceyi bugün kamuoyuyla paylaşmak istiyorum:
Sinop’a bir Sağlık Müzesi kurulmalı.
Bu bir bina projesi değildir.
Bu bir kültürel hafıza, bir bilimsel vefa, bir şehir mirası fikridir.
Geçmiş, bir toplumun belleğidir. Belleğini kaybeden toplumlar yalnızca tarihlerini değil, geleceğe dair yön duygularını da kaybederler.
Sağlık Müzesi tam da bu nedenle basit bir “sergi mekânı” değil; bir hafıza, bir kimlik, bir saygı, bir bilim ve kültür borcunun ifasıdır.
İnsan bedeninin hikâyesi, aslında insanlığın hikâyesidir. Tıbbi aletlerden reçetelere, hekimlerin bıraktığı izlerden eczacıların ürettiği ilaçlara kadar her nesne, tedavi edilen bir hastanın, iyileştirilen bir çocuğun, durdurulan bir salgının sessiz tanığıdır. Dünya bu bilinci yıllardır sahipleniyor. Bizim ise kendi öykümüze sahip çıkmak için güçlü bir fırsatımız var: Sinop Sağlık Müzesi.
Neden Sinop? Neden Sağlık Müzesi?
Sinop, geçmişte olduğu gibi bugün de önemli bilim insanları yetiştiren bir şehir.
Dünyada ilk kez kan plaklarını tanımlayan Dr. Mühit Tümerkan,
Türkiye’de tıp eğitimine büyük katkı sağlayan Prof. Dr. Ali Şükrü Şavlı,
Bilim dünyasına değerli eserler kazandıran Ord.Prof. Dr. Cevat Kerim İncedayı…
Ve daha onlarca Dünya’ya nam salmış Sinoplu hekim, eczacı, sağlık emekçisi…
Bu isimlerin her biri; sadece başarı hikâyesi değildir, aynı zamanda yeni jenerasyonların yolunu aydınlatacak birer ışıktır.
Bu ışığı görünür kılacak yer ise bir müzedir.
Şehrin hafızasına yakışan bir mekân
Örneğin Sinop’un merkezinde duran Eski Jandarma Binası, taş dokusu, tarihî atmosferi ve mimarisiyle bir müze için benzersiz bir potansiyel taşıyor.
Bu bina, restore edildiği takdirde:
- Tıp tarihinin modern bir sergi alanına,
- Sinoplu hekimlerin onur köşesine,
- Eski tıbbi cihazların, ilaç kavanozlarının, cerrahi aletlerin sergileneceği bir kültür alanına,
- Öğrencilerin, araştırmacıların ve çocukların sağlık okuryazarlığı kazanacağı bir merkez hâline gelebilir.
Bugün dünyada yüzlerce “Tıp Müzesi” var.
Ama Sinop’un böyle bir müzesi olursa, hem bilimsel hem kültürel olarak eşsiz bir örnek olacağına inanıyorum.
Bu proje neden önemli?
Çünkü: Sinop’un yetiştirdiği hekimlere vefa borcumuz var.
Bu müze, bu saygının somut bir ifadesi olacak.
Gençlerimize ilham vermemiz gerekiyor.
Bir müzede gördüğü bir bilim insanının hikâyesi, bir gencin tüm hayatının yönünü değiştirebilir.
Tıp ve eczacılık tarihi sadece sağlık çalışanlarının değil, toplumun ortak mirasıdır.
Bugünün modern tıbbı, geçmişin emeğiyle yükseldi.
Sinop turizmine kültürel bir zenginlik kazandıracak.
Şehrimizi sadece doğasıyla değil, bilimiyle de tanıtacağız.
Bu sadece bir başlangıç: Fikir bizden, sahip çıkmak Sinop’tan
Bu proje şu anda fikir aşamasındadır.
Ama her büyük iş önce bir fikir olarak doğar.
Benim arzum;
Belediyemizin, üniversitemizin, valiliğimizin, sivil toplumun, esnafımızın, yurtdışında yaşayan Sinopluların bu projeye sahip çıkmasıdır.
Bu müze, bir kişinin değil, bir şehrin ortak eseridir.
Sinop’un bilim tarihine hak ettiği yeri kazandırmak için bugün bir adım atarsak, yarın çocuklarımız bize teşekkür edecektir.
Bir şehir, değerleriyle büyür
Müzeler; geçmişi saklayan yerler değil, geleceğe yol gösteren ışıklardır.
Sinop Sağlık Müzesi,
— Bize geçmişimizi hatırlatacak,
— Bugünümüzü anlamlandıracak,
— Yarınlarımıza ilham verecek.
Sinop’un bu mirasa sahip çıkacağına inanıyorum.
Çünkü bir şehri ayakta tutan şey yalnızca binaları değildir; hafızası, kültürü, değerleri ve yetiştirdiği insanlardır.
Bizim de bu değerlere sahip çıkma zamanımız geldi.
Sinop’a bir Sağlık Müzesi yakışır.
Prof.Dr. İbrahim BAŞAĞAOĞLU
