Çocukluk ve gençlik ramazanlarının benim için en unutulmaz anları televizyon ve radyolarda iftar ve sahurda çalınan duygusal ney müzikleridir.

Mevlana Mesnevide ney’e övgüler düzer;

“Dinle bu neyden; nasıl hikâye ediyor, ayrılıklardan nasıl şikâyet ediyor.
Beni kamışlıktan kestiklerinden beri, inlememle kadın erkek herkes ağlayıp duruyor.
Gönüller suskundur; fakat ney her nağmesinde bu ayrılığın gizli bir sırrını fısıldar.” der.

Abartıları sevmem. Her ney dinlediğimde hüngür hüngür ağlıyorum dersem yalan olur. Ama her ney çaldığında gönlüm ayrı bir havaya bürünür, için için hüzünlenirim. Manevi bir hava oluşur ve bundan haz duyarım. Gözlerim nemlenir.

Tuhaftır bu hüzünlü hal bana bir dal sigara içmiş keyfi verir. Çilesi çekilmiş hüzünlerden keyf alma gibi bir halim vardır.

Az önce YouTube’da duygusal ney müzikleri başlığı altında arama yaptım. Peşpeşe ney müzikleri dinleyerek aynı duyguları yaşadım ve sıcağı sıcağına yazdım.

Ney sesi kadar, hüzünlü portrelerden de etkilenirim.

Bir zamanlar araba arkalarına asılan ağlayan çocuk resmi, bunlardan birisidir.

Sahtekar salya sümük ağlak tiplerden herkes gibi ben de gıcık kaparım ama sahici hüzünlü tiplerin hüznünden dini ve siyasi görüşlerine bakmadan ben de etkilenirim.

Said Nursi’yi seversiniz veya nefret edersiniz beni ilgilendirmez. Fakat onun hüzünlü yaşlılık fotoğraflarını gördükçe onun bu samimi hüznünden ben de etkilenirim.

Menderesin idam edilmeden önceki son resmini acıklı bulurum.

Her dediğine katılmasam da Necip Fazıl’ın Çilesine saygı duyarım. Padişah Abdülhamit’e kızıl sultan deseler de onu sever ve hüzünlü kambur duruşundan ben de hüzün kaparım.

Mekkede müşriklerin üç yıl süresince uyguladıkları boykot döneminde peygamberimizin çektiği çileler, doğduğu topraklara sokulmaması, üzerine pislik atılarak aşağılanmasının doğurduğu hüzün yıllarının hüznü her Müslüman gibi benim de hüznüm olur. Ve peygamberimiz bu hüznü ömür boyu hiç unutmamıştır.

Hz İsayı tanrılaştırma gayretleri Hz.Muhammed için de yapılsa bile o tevazu sahibi bir kul olarak gelmiş, öyle yaşamış ve de öyle gitmiştir. Kibirlenip böbürlenen narsist birisi olmadığı için bu kadar sevilmiş ve takipçileri bu yüzden milyarları aşmıştır. Ve ben de onu bu yüzden çok seviyorum.

Ünlü şair ve yazar Sebahattin Ali’nin en verimli çağında, genç yaşta alçakça öldürülmesine öfke duyarım.

“ Zulüm bizdense ben bizden değilim” diyen Yahudi Rachel Corrie’nin, Filistinlileri savunma uğruna İsrail tankları altında ezilmesine hüzünlenirim… Örnekler saymakla bitmez.

Empati insan olmanın ilk şartlarından birisidir. Zalimin zulmüne meyletmek, aşağılıkların en aşağısı olmaktır.

Zalime sempati duyup ayakta kalmaktansa, böyle duygusal travmalarla sarsılmak insan olmanın asgari şartıdır bana göre…

Halil Dalman
28.11.2025