Değerli Dostlar…
bayramlar; bireysel arınmanın ötesinde, toplumsal vicdanın uyandığı, adalet ve insani değerlerin yeniden tefekkür edildiği müstesna zaman dilimleridir.
Bu mübarek günler vesilesiyle, medeniyetimizin ve inancımızın bizlere yüklediği evrensel sorumlulukları bir kez daha idrak etmekteyiz.

İslam’ın temel yapı taşını oluşturan hukukta ve siyasette adalet mefkûresi, sadece bir yönetim ilkesi değil; toplumsal barışın ve insan onurunun yegane teminatıdır.
Bu adaleti, sınırların ötesine taşıyarak uluslararası İslam kardeşliği bilinciyle harmanlamak, coğrafyamızın maruz kaldığı krizlerin yegane reçetesidir.
Kadim medeniyet tasavvurumuz; mazlumun dinini, dilini, ırkını ve milliyetini sorgulamaksızın onun yanında durmayı, adaleti herkes için eşit şekilde tesis etmeyi emreder.
Çünkü her bir insan, sırf insan olması hasebiyle mutlak bir onura ve dokunulmazlığa sahiptir.
Bu ulvi değerlerin (adaletin, hakkaniyetin, sınırsız merhametin ve insan onuruna saygının) sadece söylemde kalmayıp küresel ölçekte hayat bulması dileğiyle;

Allah(cc) tan, tüm insanlığa ve İslam alemine huzur, güven, esenlik ve adalet dolu bir bayram yaşatmasını diliyorum.