İnsanlardan bazıları vardır ki; doğdukları toprağın kokusunu ömürleri boyunca yüreklerinde taşır. Nerede yaşarlarsa yaşasınlar, hangi şehrin ışıkları altında yürürlerse yürüsünler, gönüllerinin bir yanı hep çocukluk yıllarının geçtiği sokaklarda kalır.

İşte o insanlar, gittikleri yere yalnızca bedenlerini değil; memleketinin terbiyesini, insanlığını, ahlâkını ve vefâsını da götürürler.

Dünden bugüne Boyabat’tan büyükşehirlere göç eden nice insan oldu…

Kimisi fabrikalarda alın teri döktü, kimisi devlet kapısında memuriyet yaptı, kimisi küçük dükkânlarda ekmeğinin peşinden koştu.

İçlerinden bazıları ise çalışkanlıkları, dürüstlükleri ve insan sevgileriyle bulundukları şehirlerde iz bırakan iş insanlarına dönüştü.

İşte o isimlerden biri, hatta belki de en müstesnalarından biri, Lütfi Aslan’dır.

Lütfi Aslan denildiğinde insanın zihninde yalnızca bir iş insanı profili canlanmaz. Aynı zamanda memleket sevdasını hiçbir zaman kaybetmemiş, siyaseti makam için değil hizmet için yapmış, dostluğunu menfaat üzerine değil gönül bağı üzerine kurmuş bir Anadolu adamı belirir.

Onu Boyabatlılar yakından bilir...

Kuyumculuk mesleğinde güvenin, dürüstlüğün ve sözünün eri olmanın temsilcilerindendi.
O yıllarda Boyabat’ın siyasi hayatında da önemli bir yere sahipti.

Anavatan Partisi’nin Boyabat teşkilatını kuran isimlerden biri olarak, uzun yıllar ilçe başkanlığını büyük bir gayretle yürüttü.

Öyle makam odalarında oturan, yalnızca seçimden seçime halkın arasına karışan siyasetçilerden değildi. Âdetâ bir karınca misâli durmadan çalışan, memleketi için gece gündüz koşturan, insanlarla birebir temas kuran bir dava adamıydı.

O dönemin Boyabat siyasetini bilenler çok iyi hatırlar:
Bir telefon geldiğinde gecenin kaç olduğu önemli değildi onun için.

Bir köylünün derdi, bir esnafın sıkıntısı, bir öğrencinin ihtiyacı söz konusuysa, elinden geleni yapmak için çırpınırdı.

O'nun siyaset anlayışında kibir yoktu; halka tepeden bakmak yoktu. İnsan vardı, hizmet vardı, memleket vardı.

En önemlisi, halka hizmeti Hakk'a hizmet biliyordu.

Sosyal ilişkileri de gerçekten fevkalâdeydi... Herkesle konuşabilen, herkese gönül kapısını açabilen, insanları kırmadan dinleyebilen bir yapısı vardı.

Belki de onu farklı kılan en önemli özelliklerden biri buydu. Çünkü bazı insanlar zengin olur ama gönlü daralır; bazıları makam sahibi olur ama insanlardan uzaklaşır.

Lütfi Aslan ise hangi noktaya gelirse gelsin, mütevazılığını muhafaza edenlerden oldu.

Ben kendisini çocukluk yıllarımdan beri tanırım. Aramızdaki muhabbet her zaman samimi ve güçlüydü.

İnsan bazen yıllar içinde insanların nasıl değiştiğine şahit olur. Fakat bazı karakterler vardır ki zaman onları bozmaz; aksine olgunlaştırır.

Lütfi Aslan da işte böyle bir isimdir. Hem ticarette hem siyasette başarılı olmuş, fakat başarı sarhoşluğuna kapılmamıştır.

Hayatın akışı içinde bir gün o da Boyabat’tan ayrılıp İstanbul yollarına düşenlerden oldu.

1990’lı yılların başında Boyabat’taki aktif siyaseti bıraktı.

Fakat insan memleketinden ayrılsa da memleket insanlığını üzerinden çıkaramıyor.

İstanbul’a geldiğinde yine kuyumculuk mesleğini sürdürdü. Çalıştı, emek verdi, mücadele etti.

Ardından inşaat sektörüne adım attı. Modern binalar yaptı. Büyükçekmece’de kısa süre içinde güven veren, sözüne itibar edilen iş insanları arasında yer aldı.

Çünkü ticarette en büyük sermaye paradır sanılır ama aslında en büyük sermaye güvendir.

İnsanlar önce insanın ahlâkına yatırım yapar. Lütfi Aslan’ın yükselişinde işte bu güven duygusunun büyük payı vardı.

İstikrarlı dik duruşu, ciddiyeti ve disiplinli çalışma anlayışı onu bulunduğu çevrede saygın bir noktaya taşıdı.

Sivil toplum kuruluşlarının yönetimlerinde görev aldı. Bulunduğu her yerde taşın altına elini koydu. Yardımlarıyla, destekleriyle insanların gönlünde yer etti.

Gösteriş için değil, gerçekten faydalı olmak için çalışan insanların sessiz vakarını hep üzerinde taşıdı.

Ama insanı gerçekten büyük yapan şey yalnızca kazandıkları değildir; paylaşabildikleridir.

Lütfi Aslan’ın en dikkat çekici yönlerinden biri de cömertliği ve memleketine olan bağlılığıdır.

Doğduğu yer olan, bugün Saraydüzü ilçesine bağlı Zeyve köyünde bulunan kendi soylarından gelen Tekkeşin Türbesi’nde yıllarca arefe günlerinde kurban kesmesi, köylülerini ve çevre köylerde yaşayan insanları bir araya toplaması boşuna değildir.

Bu yalnızca bir kurban organizasyonu değildi aslında.

Bu, Anadolu irfanının yaşatılmasıydı.

Bu, paylaşmanın bereketine inanmanın bir göstergesiydi.

Bu, “Ben kazandıysam yalnız yemem” anlayışının yaşayan hâliydi.

Kurban etlerini fakir fukaraya dağıtması, gelen misafirlere ikramlarda bulunması, insanları aynı sofrada buluşturması; bugünün dünyasında giderek kaybolan o kadîm dayanışma ruhunun en güzel örneklerinden biriydi. Çünkü bazı insanlar servetlerini bankalarda büyütür, bazıları ise dualarda…

En son Saraydüzü Belediyesi’ne belediye hizmetlerinde kullanılmak üzere son model bir araç hediye etmesi de onun memleket sevgisinin somut örneklerinden biridir.

Herkes memleketini sevdiğini söyler ama önemli olan o sevginin taşın altına el koyabilecek kadar gerçek olmasıdır. Lütfi Aslan bunu sözle değil, icraatla gösterenlerdendir.

Bugün geriye dönüp baktığımızda şunu açıkça görüyoruz:
Bazı insanlar yaşadıkları şehirlerde yalnızca bina yaparlar.
Bazıları ise gönül yaparlar.

Bazıları yalnızca ticaret yapar.
Bazıları güven inşa eder.

Bazıları yalnızca kazanır.
Bazıları kazandırır.

Lütfi Aslan, işte ikinci grupta yer alan insanlardan biridir.

Hayat bazen insanın önüne çok para sahibi olanları çıkarır ama herkesin gönlünde yer edinen insan sayısı azdır.

Bir insanın gönüllerde yer edinebilmesi için yalnızca zengin olması yetmez; adam gibi adam olmak gerekir.
Yardım etmeyi bilmek gerekir.
Geldiği yeri unutmamak gerekir.
İnsan kalabilmek gerekir.

Benim yakından tanıdığım dört cömert iş insanından biridir Lütfi Aslan abi...
İki eli açık, yardımsever, mütevazı, ve samimi.

İyi ki var!

Allah Teâlâ onun gibi memleketine bağlı, paylaşmayı bilen, iş adamı ve gönül insanlarının sayılarını artırsın.

Çünkü memleketler, yalnız yollarla, binalarla değil; böyle vefalı insanların yardım ve destek hizmetleriyle, yapılan hayır dualarla ayakta kalır.