Dünyaya bakın.
Güvensizlik zehri damarlarımızda dolaşıyor. Adalet yaralı.
Doğa kan ağlıyor.
İnsanlar birbirine düşman.
Neden?
Cevap basit, ama acı: Kul hakkı.
Kur’an fısıldamaz, haykırır: Rahman Suresi’nde “Dengeyi bozmayın!”
Rum Suresi’nde bugünün felaketini işaret eder: “İnsanların elleriyle karada, denizde fesad çıktı.” Doğa emanet. Zarar verirseniz, kul hakkına girersiniz—insana da, cana da.
Peygamberimiz (sav) bunu hayata nakşetti:
“Kıyamet kopsa bile fidan dikin.”
Yollara zarar vermeyin. Suyu kirletmeyin. Hayvana eziyet etmeyin.
Temizlik imandandır.
Ama bugün?
Çöp yere atılıyor.
Sokaklar gürültüyle boğuluyor.
Akarsular zehirleniyor.
Kaldırımlar işgal ediliyor.
Bunlar kabahat değil. Kul hakkı.
Ortak mirasımız: Temiz hava, su, yol—milyonların, tüm canlıların hakkı.
Bir çöp, bir zulüm.
Kul hakkı durmaz buralarda.
Hilekar tüccar, tembel memur, israf eden yönetici—hepsi sayısız hakka girer.
Vergi ödeyenin parasını çarçur etmek…
Musalla taşının ilk sorusu: “Helal ettiniz mi?”
Kur’an uyarır: “Zerre şer, zerre hayır—görürsünüz.”
Güvensizlik? Adaletsizlik? Huzursuzluk?
Hepsi kul hakkının bedeli.
İbadet kurtarmaz: “Namazı orucu aldatmasın; güvenilir olmayanı Allah sevmez.” (sav)
Teknoloji değil, vicdan lazım.
Kul hakkından korkan toplum, huzuru doğurur.
Unutmayın: Dünya emanet. İnsan yolcu. Hesap kesin.
Seçimimiz:
Helal miras mı?
Yoksa kul hakkı yüküyle azap mı?
Zaman daralıyor. Vicdan terazisi sallanıyor.
“Kıyamet öncesi helalleşin!” (Buhârî)
Uyanış Çağrısı
Şimdi! Kendinizden başlayın.
Akşam sorusu: “Kimin hakkına girdim?”
Sabah endişesi: “Kul hakkına girmeden akşam edebilecek miyim?
Çöpü ayrıştırın. Sessiz olun. Dürüst çalışın.
Aileye, mahalleye taşıyın. Ses verin: Adalet için, doğa için.
Çocuklara emaneti öğretin.
“Müslüman kardeşine zulmetmez.” (sav) Bu sözle yeniden doğarız.
Kul hakkıyla musalla taşına revan olmayın…
İşiniz-aşınız helal olsun. Huzuru kurun. Hemen bugün.
