Anadolu’nun birçok köşesinde olduğu gibi, Dikmen çevresindeki köylerde de bir zamanlar yatılı bölge okulları yalnızca bir eğitim kurumu değildi. Onlar aynı zamanda birer umut kapısıydı.
Yoksul köy çocuklarının eğitim hayallerini büyüten bu okullar; öğretmen lojmanları, pansiyonları, geniş bahçeleri ve sosyal alanlarıyla adeta küçük birer eğitim kampüsüydü. Köylerin sosyal hayatına canlılık katan, çevresinde bir hareketlilik oluşturan önemli merkezlerdi.
Bugün ise bu okulların bir kısmı sessizliğe terk edilmiş durumda.
Cankardeşler Baysun YİBO, Dikmen Cumhuriyet YİBO ve Kadı YİBO gibi yapılar, yıllarca yüzlerce öğrencinin eğitim gördüğü kurumlar olmasına rağmen bugün bakımsızlık ve ilgisizlik nedeniyle yavaş yavaş çürümektedir.
Çatılarından başlayan çürümeler, kırılan kapı ve pencereler, bakımsız bırakılan meyve bahçeleri, yıkılan istinat duvarları…
Bütün bunlar yalnızca bir binanın yıkımını değil, aynı zamanda kamu kaynaklarının göz göre göre heba edilmesini de gösteriyor.
Oysa bu yapılar sadece geçmişin hatırası değildir.
Aynı zamanda geleceğin fırsatlarıdır.
Çünkü bu okulların bulunduğu yerler sıradan yerler değildir. Dere kenarları, orman içleri, yaylalar ve vadiler… Doğa turizmi açısından eşsiz alanlar. Bazıları ana yollara yakın, bazıları ise yayla turizmine son derece uygun doğal güzelliklerin ortasında yer alıyor.
Bu nedenle yapılması gereken şey aslında çok açıktır:
Bu okulları kaderine terk etmek yerine yeniden değerlendirmek.
Devlet isterse bu tesisleri köy yaşam merkezlerine dönüştürebilir. Halk eğitim kurslarının verildiği eğitim merkezleri kurulabilir. Afet zamanlarında kullanılabilecek barınma alanları oluşturulabilir. Turizm potansiyeli olan bölgelerde konaklama ve kamp alanları yapılabilir. Bu tip projeleri destekler ve teşvik edici projeler geliştirebilir..
Muhtarlıklar ve köy dernekleri de bu sürecin dışında değildir. Bu yapılar köy konukevleri, sosyal etkinlik alanları, düğün ve bayram organizasyonlarının yapılacağı merkezler ya da gençler için eğitim ve teknoloji atölyeleri haline getirilebilir.
Özel sektör açısından da bu tesisler önemli fırsatlar barındırmaktadır. Bu nedenle özel sektörden gelen değerlendirme tekliflerine kapıları kapatmak yerine, onları teşvik etmek ve bu yatırımlara açık olmak gerekir.
Özellikle Dikmen’in Kadı köyünde bulunan yatılı bölge okulunun konumu bu açıdan son derece dikkat çekicidir. Yayla atmosferi, doğayla iç içe yapısı ve geniş alanlarıyla burası yaz aylarında önemli bir kültür ve sanat merkezine dönüşebilir.
Örneğin yaz sezonlarında burada “Yayla Tiyatro Şenlikleri” düzenlenebilir. Açık hava tiyatro gösterileri, amatör ve profesyonel tiyatro topluluklarının sahne alacağı etkinlikler, kültür günleri, doğa yürüyüşleri ve kamp organizasyonlarıyla bölge kısa sürede kültür ve doğa turizmi açısından dikkat çeken bir noktaya dönüşebilir.
Böyle bir organizasyon yalnızca sanat faaliyetleri anlamına gelmez. Aynı zamanda bölgeye gezi, tiyatro ve doğa meraklısı turistlerin gelmesini sağlar.
Bu hareketlilik köy halkı için de yeni bir ekonomik fırsat oluşturur. Yöresel yemekler, el emeği ürünler, yerel tarım ürünleri ve küçük konaklama imkânları sayesinde köy insanı için yeni gelir kapıları açılabilir.
Doğru projelerle hem köylerde ekonomik hareketlilik sağlanır hem de yıllardır süregelen göç sorununun azaltılmasına katkı sunulabilir.
Ancak bütün bunların gerçekleşebilmesi için tek bir şey gerekiyor:
İlgi ve irade.
Muhtarlıkların, il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinin, kaymakamlıkların ve valiliklerin bu tür kamu binalarına yalnızca “kapatılmış okul” gözüyle bakmaması gerekir. Bu yapılar doğru planlama ile köylerin sosyal ve ekonomik gelişimine katkı sağlayacak merkezler haline gelebilir.
Unutulmamalıdır ki kamuya ait her yapı milletin ortak malıdır. Onların çürümesine seyirci kalmak aslında hepimizin ortak değerlerinin kaybolmasına göz yummaktır.
Bugün yapılması gereken şey suçlu aramak değil, çözüm üretmektir.
Yerel yönetimler, köy muhtarlıkları, sivil toplum kuruluşları ve iş insanları bir araya gelirse; bugün kaderine terk edilmiş görünen bu okullar yarın bölgenin en canlı merkezleri haline gelebilir.
Belki de mesele sandığımız kadar karmaşık değildir.
Sorun “okulların kapatılması” değil,
“boş bırakılmasıdır.”
Çünkü bazen bir köy okulunu kurtarmak,
aslında bir bölgenin geleceğini kurtarmaktır.
HÜLASA – GENÇLERE SÖZÜMÜZ;
• Sizi büyüten okul çürürken sessiz kalıyorsanız, başarı hikâyeniz yarım kalmıştır.
• Bir zamanlar size kapı açan okulun kapısı şimdi kilitliyse, o anahtar belki de sizin cebinizdedir.
• Köy okulundan çıkıp zengin olmak başarıdır; o okulu yeniden ayağa kaldırmak ise vefadır.
• Bugün iş insanıysanız, dün sizi yetiştiren o okulun da güçlü ortaklara ihtiyacı vardır.
• Sizi hayata hazırlayan okullar kaderine terk ediliyorsa, en büyük yatırım geri dönüp onları ayağa kaldırmaktır.
• Bir zamanlar size umut veren okul, bugün umudunu sizden bekliyor.
