Sinop-Ayancık-Türkeli arası kilometrelerle ölçülen bir mesafe belki. Ama bizim için mesele yalnızca kilometre değil. Mesele, memlekete ulaşabilmek, köyümüze varabilmek, geçmişimize dokunabilmek ve geleceğimizi burada sürdürebilmek.

Bizler Avrupa’nın farklı ülkelerinde yaşayan, yılın büyük bölümünü gurbette geçiren; ancak gönlü, hatırası ve kökü Sinop’ta, Ayancık’ta, Türkeli’nde ve köylerinde olan insanlarız.

Yıllarca çalışıyor, biriktiriyor, izin günlerimizi bekliyor ve sonunda yüzümüzü memlekete çeviriyoruz.

Çünkü insanın memleketi sadece bir coğrafya değildir.

Memleket; annemizin duası, babamızın nasihati, çocukluğumuzun sokağı, bayram sabahları, köyün çeşmesi, mezarlıkta yatanlarımız ve dönüp dolaşıp kendimizi bulduğumuz yerdir.

Ama bugün bu memlekete ulaşmak neden bu kadar zor?

80-90 kilometrelik yol neden bitmek bilmeyen bir çileye dönüşüyor?

Sinop ile Türkeli arasındaki mesafe haritada belki 80-90 kilometre…

Fakat mesele haritadaki mesafe değil.

Mesele, o yolu kaç saatte, hangi şartlarda ve ne kadar yorularak kat ettiğimizdir.

İnsanı asıl yoran kilometre değildir.

İnsanı yoran umutsuzluktur.

Yolun ne zaman düzeleceğini bilememek…

Yıllar geçmesine rağmen aynı sorunlarla karşılaşmak…

Her gelişte aynı sıkıntıyı yaşamak…

Her gidişte “Acaba bir dahaki gelişimizde değişmiş olur mu?” diye umut etmek ve bir sonraki gelişte yine aynı tabloyla karşılaşmak…

İşte insanı memleketinden uzaklaştıran asıl şey budur.

Avrupa’dan memlekete geliyoruz, fakat memlekete ulaşamıyoruz

Biz Avrupa’da yaşayan insanlar olarak memleketimizi terk etmiş değiliz.

Gurbette olabiliriz ama gönlümüz burada.

Yaz tatillerimizi, izinlerimizi, düğünlerimizi, bayramlarımızı ve aile buluşmalarımızı bu topraklara göre planlıyoruz.

Çocuklarımızı memleketimizi tanısınlar diye getiriyoruz.

Onlara dedelerinin, ninelerinin yaşadığı yerleri gösteriyoruz.

“Burası bizim köyümüz.”

“Burası bizim toprağımız.”

“Burası bizim memleketimiz.”

diyoruz.

Fakat çocuklarımızın hafızasında memleketimiz sadece doğal güzellikleriyle değil, uzun ve yorucu yollarıyla da yer etmeye başlıyor.

Bu durum böyle devam ederse ne olacak?

İnsanlar daha az gelmeye başlayacak.

Sonra köyler daha da boşalacak.

Evlerin kapıları daha uzun süre kapalı kalacak.

Bahçeler daha fazla sahipsiz kalacak.

Ve bir gün belki de en büyük kaybımız sadece yol olmayacak.

Memleketle kurduğumuz bağ zayıflayacak.

Oysa bu bölgenin nesi eksik?

Hiçbir şeyi!

Sinop’un güzelliğini anlatmaya kelimeler yetmez.

Ayancık’ın doğası, Türkeli’nin yaylaları, ormanları, denizi, köyleri ve insanı…

Burası Allah’ın insanlara büyük bir lütuf olarak verdiği topraklar.

Doğal güzellik var.

Tarih var.

Kültür var.

İnsan var.

Memleket sevgisi var.

Çalışkanlık var.

Ama bir şey eksik:

Yıllardır bu güzelliklerin üzerine yeterince yatırım ve katma değer koyamıyoruz.

Yaklaşık yarım asırdır aynı sorunları konuşuyoruz.

Aynı yolları tartışıyoruz.

Aynı ulaşım sıkıntısını yaşıyoruz.

Aynı soruları soruyoruz.

Ve en acısı…

Cevap alamıyoruz.

  • Bakan duymuyor mu?
  • Milletvekili işitmiyor mu?
  • Vali görmüyor mu?

Yetkililer bu insanların yaşadığı sıkıntıyı bilmiyor mu?

Elbette biliyorlardır.

Peki öyleyse sorumuz çok basit:

Çözüm neden hâlâ yok?

Biz artık büyük sözler istemiyoruz.

Biz artık nutuk istemiyoruz.

Biz artık seçim dönemlerinde verilen vaatleri dinlemek istemiyoruz.

Biz somut bir yol haritası istiyoruz.

Takvim istiyoruz.

Proje istiyoruz.

Çözüm istiyoruz.

Ve en önemlisi, memleketimizin sahipsiz olmadığını görmek istiyoruz.

“Köyümüzü satalım, memleketi terk edelim” noktasına mı gelelim?

İnsanın kendi toprağından kopması bir günde olmaz.

Önce yorulur.

Sonra umudunu kaybeder.

Sonra daha az gelir.

Daha sonra evini kapatır.

En sonunda da “Burada artık yaşanmaz.” demeye başlar.

İşte korkumuz tam olarak budur.

Biz bugün “Bu yol neden yapılmıyor?” diye sorarken aslında yalnızca asfalt istemiyoruz.

Biz geleceğimizi soruyoruz.

Çocuklarımızın geleceğini soruyoruz.

Köylerimizin geleceğini soruyoruz.

Bölgemizin geleceğini soruyoruz.

Çünkü ulaşım yoksa ekonomik hayat zayıflar.

Ulaşım zorlaşırsa turizm gelişmez.

Ulaşım sorunluysa gençler bölgede kalmak istemez.

Ulaşım eziyete dönüşürse gurbetçiler bile memlekete gelmekten çekinir.

Sonra da hep birlikte “Köyler neden boşaldı?” diye sorarız.

Bizim istediğimiz ayrıcalık değil

Burada kimse ayrıcalık istemiyor.

Kimse kimsenin hakkını istemiyor.

Kimse imkânsızı talep etmiyor.

İstenen şey son derece basit:

  • İnsan gibi ulaşım.
  • Güvenli yol.
  • Konforlu ulaşım.
  • Modern bir bağlantı.
  • Yıllardır konuşulan sorunların artık gerçekten çözülmesi.

Bu bölgenin insanı bunu hak etmiyor mu?

Avrupa’dan binlerce kilometre yol gelip memleketine ulaşmaya çalışan insan bunu hak etmiyor mu?

Yaşlısı, çocuğu, hastası, çalışanı, öğrencisi bu çileyi çekmek zorunda mı?

Son kez mi soralım?

Buradan yetkililere, karar vericilere, bölgenin bütün siyasetçilerine ve yöneticilerine sesleniyoruz:

Duyuyor musunuz?

Bu insanların sesini gerçekten duyuyor musunuz?

Görüyor musunuz?

Ayancık ile Türkeli arasında yolculuk yapan insanların yaşadığı sıkıntıyı biliyor musunuz?

Yıllardır aynı sorunu konuşan insanların artık yorulduğunu fark ediyor musunuz?

Yoksa bu bölgenin insanının sesinin Ankara’ya ulaşması için daha kaç yıl geçmesi gerekiyor?

  • Biz kime gidelim?
  • Kime derdimizi anlatalım?
  • Kimin kapısını çalalım?
  • Kime sesimizi duyuralım?
  • Kime, “Artık yeter.” diyelim?

Memleket sevgisi çile olmamalı

Biz memleketimizi terk etmek istemiyoruz.

Köyümüzü satmak istemiyoruz.

Evimizin kapısını kapatmak istemiyoruz.

Çocuklarımızı bu topraklardan koparmak istemiyoruz.

Tam tersine… Daha çok gelmek istiyoruz.

Daha fazla kalmak istiyoruz.

Çocuklarımızın memleketini sevmesini istiyoruz.

Köylerimizin yeniden canlanmasını istiyoruz.

Bölgemizin turizmden, ekonomiden ve yatırımdan hak ettiği payı almasını istiyoruz.

Ama bunun için önce insanın buraya ulaşabilmesi gerekiyor.

Çünkü bir bölgeyi sadece tabelalar, binalar ve projeler yaşatmaz.

O bölgeye ulaşabilen insan yaşatır.

Ve insanı memleketine bağlayan en güçlü köprülerden biri de yoldur.

Son söz

Sinop…

Ayancık…

Türkeli…

Köylerimiz…

Bizim için sadece haritadaki yer isimleri değildir.

Buralar bizim geçmişimizdir.

Bugünümüzdür.

Ve çocuklarımıza bırakmak istediğimiz gelecektir.

Bu yüzden sorumuz hâlâ aynı:

Bu çileli yol daha ne kadar böyle devam edecek?

Bir yıl daha mı?

Beş yıl daha mı?

On yıl daha mı?

Yoksa artık gerçekten bir şeyler değişecek mi?

Biz artık sadece söz değil, icraat bekliyoruz.

Çünkü memleket sevgisi sabır ister, fedakârlık ister.

Ama memleket sevgisi sonsuz bir çileye dönüşmemelidir.

Bakanlık duysun.

Milletvekilleri duysun.

Valilik duysun.

Yerel yöneticiler duysun.

Ve en önemlisi, bu bölgenin insanının yıllardır biriktirdiği bu sesi artık herkes duysun:

Biz memleketimizden vazgeçmek istemiyoruz.

Bizi memleketimizden uzaklaştırmayın.

Yollarımızı yapın ki memleketimize daha çok gelelim.

Yollarımızı yapın ki köylerimiz yeniden yaşasın.

Yollarımızı yapın ki çocuklarımızın geleceği bu topraklarda da mümkün olsun.

Çünkü bazen bir yol, sadece iki ilçeyi birbirine bağlamaz.

Bir yol; insanı memleketine, geçmişine ve geleceğine bağlar.

Ve biz artık o bağın kopmasını istemiyoruz.

Şirvan Ünal
UHAD – Uluslararası Hak Arama Derneği Almanya Genel Başkanı