Yaptığı araştırmalar ve projelerle Sinop’un kültürel belleğine can suyu veren, Sinop kültürüne yürekten bağlı emekli öğretmen, araştırmacı-yazar, sivil toplum kurucusu, besteci ve halk kültürü derlemecisi kimlikleriyle tanınan Yaşar Sarıkaya’yı sizlere anlatmaya çalışacağım. Sinop’un Tilkilik köyünde 1956 yılında doğan, Sinop merkezde büyüyen Sarıkaya, 1974 yılında Sinop Kız Öğretmen Okulu’ndan mezun olup 1994 yılına kadar öğretmenlik yapar. Yaşar Öğretmen, 1974’te öğretmenliğe başladığı ilk günden itibaren köy köy gezip halk kültürünü araştırmaya koyulmuş biridir. Öğretmenlik yıllarında, gübre çuvalından davul yapıp, sazı ve flütüyle bayram gösterileri hazırlayan Yaşar Öğretmen’e bir de lakap takarlar: Bayramcı Öğretmen. Ayrıca görev yaptığı köylerde yaşlıların dilinden masallar, türküler derler. Gittiği her yerde el sanatlarından yerel adetlere kadar kültürel birikimi kaydederdi. Emekli öğretmen olmak ona göre değildir. Kendini memleketinin kültür hazinesini yaşatma ve geleceğe aktarma görevine adar. Bu görevi halen büyük bir azim ve başarıyla yerine getirmektedir. Bugün Sinop’ta halkın kültürel belleğine kazandırılan birçok çalışmanın ardında Sarıkaya’nın alın teri ve sevgisi bulunuyor.

Sarıkaya’nın halk kültürü derlemeciliği yolculuğu çok genç yaşlarda, hatta çocukluk günlerinde filizlendi. 1956 yılında Tilkilik köyünden annesinin sırtında beşikle Sinop'a gelen Sarıkaya, bebek belleğinde coğrafyanın etkilerini taşıdı. Annesinin türküleri ve ağıtları, köy ve kırsalların kaybolan kültürlerine yönlendirdi. Küçük Yaşar, diğer çocuklar sokakta oynarken komşu teyzelerin tütün dizdiği salaş damlara annesinden gizlice koşar orada söylenen yanık türkülerle bilmece ve mâni atışmalarını hayranlıkla dinlerdi. Abisinin misinalarıyla yaptığı küçük sazıyla kulağına dolan ezgiler ve sözler, onun belleğinden diline döküldü. Sinop Kız Öğretmen Okulu’nda aldığı eğitimle sanata olan tutkusunu arkadaşlarıyla birlikte sahneledi. Bu donanımla öğretmen olduğunda tütün tarımının aşamalarını öğrenmek için öğretmenlik yaptığı köylerde imecelere katıldı. Sinop’un köylerinde derleme çalışmalarına bilinçli olarak koyuldu.
Özellikle 1970’lerin sonunda yaşadığı bir deneyim, Sarıkaya’ya yeni bir hedef çizdi. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında Sinop’a farklı illerden halkoyunu ekipleri gelmiş, ancak Sinop’un kendi ekibi o yıllarda yoktu. “Sinop yöresi olarak kendimize ait ekibimizin olmamasına çok üzülmüştüm” diye anlatıyor Sarıkaya; işte halk oyunları derlemelerime o yıllarda başladım diyerek kolları sıvıyor. O güne dek sözlü kültürde kalan yöresel oyunları, türküleri bir araya getirmek için köy köy gezip yaşlılardan öğrenmeye başladı. Tütün tarımının yaygın olduğu Sinop’ta, tarlalardan harman yerlerine kadar her ortam onun için bir araştırma sahası oldu. Teyzelerin, ninelerin tütün dizerken söylediği türküler, imeceyle yapılan çalışmalar, oyunlu türkülü eğlenceler onun kayıtlarına girmeye başladı. Bu zahmetli fakat gönüllü uğraşın neticesinde Sarıkaya, Sinop’un daha önce derlenmemiş halk oyunlarını sistematik hale getirdi. 1990’larda TRT Halk Dansları yetkililerini dahi Sinop’a davet ederek yöre oyunlarının otantik biçimde düzenlenmesine öncülük etti. 1997 yılında derlediği “Tütün”, “Leylim”, “Nay Niya”, “Düz Horon (Gürcü Horonu)” ve “Dağbaşı Karşılaması” gibi Sinop oyunları ilk kez literatüre geçirilerek resmi folklor arşivine kazandırıldı. Yılların emeği sayesinde Sinop gençleri bu oyunları öğrenip sahneye taşırken, kent kültürünün önemli bir parçası yok olmaktan kurtuldu.
Yaşar Sarıkaya, yerelde başlayan bu kültür hizmetini daha kurumsal bir yapıyla büyütmeyi de bildi. 2008 yılında kurulan Sinop Bilim Kültür ve Eğitim Derneği (BİLKE)’nin kurucu üyelerinden biri olan Sarıkaya, sivil toplum alanında da sorumluluk üstlendi. BİLKE çatısı altında bir araya gelen gönüllülerle birlikte Sinop’un somut ve somut olmayan kültürel mirasını kayıt altına alma, tanıtma ve yaşatma faaliyetlerini sürdürüyorlar. Derneğin halk kültürü arşivi, büyük ölçüde Sarıkaya’nın yıllar boyu derlediği belge ve materyallerden oluşuyor. Bu arşivde eski mahalli kıyafetlerden 200 yıllık cepkenlere, el yazması manilere dek pek çok hazine yer alıyor. Sarıkaya, elindeki bu birikimi genç kuşaklara aktarmak için öğretmenlikten gelen didaktik yeteneğini de kullanıyor. Zaman zaman okullarda, kurslarda yöresel kültür üzerine eğitimler vererek Sinop’un kültürel dokusunu yeni nesillere aşılamaya gayret ediyor. Ayrıca BİLKE bünyesinde “Halkbilimi Ödülleri” gibi organizasyonlarla, kültüre hizmet eden kişi ve projeleri teşvik etmeyi ihmal etmiyor. Onun önderliğinde verilen BİLKE Halk Kültürü Ödülleri, Sinop’un köylerinde üretim yapan kooperatif önderlerinden akademisyenlere uzanan bir yelpazede kültür emekçilerini onurlandırıyor.
Sarıkaya’nın araştırmacı-yazar kimliği de en az derlemeciliği kadar güçlü. Kaleme aldığı “Memleketim Tilkilik” adlı kitabında, doğup büyüdüğü Sinop topraklarının kültür hazinesini sayfalar dolusu anlattı. Bu eserde Sinop’un halk kültürünü, tarihi geçmişini, göçlerini ve coğrafyasını yaşayan bir tanığın gözüyle aktardı. Atatürk’ün Sinop ziyareti gibi önemli anılara da yer vererek kentin hafızasını yazıya döktü. Ayrıca gazete ve dergi sayfalarında yayınlanan sayısız makale ve köşe yazısıyla Sinop’un değerlerine ışık tutmaya devam ediyor. Roma’da Mustafa Kemal Atatürk’ün adını taşıyan caddeden, Sinop’un yarınlarını “lavanta kokuları”yla güzelleştirme hayallerine uzanan geniş bir yelpazede yazılar kaleme alıyor. Yani bir yandan geçmişin izlerini sürerken, bir yandan da geleceğe yönelik kültürel vizyonlar geliştirmeyi sürdürüyor. Bu sıcak ve samimi üslubuyla yazdığı yazılar Sinoplular tarafından ilgiyle takip ediliyor. Çünkü onun satırlarında herkes memleketinin bir parçasını buluyor.
Sinop’un mutfak kültüründen bahsederken Yaşar Sarıkaya’yı anmamak mümkün mü? Neredeyse unutulmaya yüz tutan “Sinop tiridi” yemeğini yeniden gündeme taşıyan, ona modern bir sunum kazandırıp restoran menülerine sokan projeye imza atan odur. BİLKE öncülüğünde 2010 yılından bu yana tiridin yeniden hak ettiği değeri bulması için çalışıyorlar. Sarıkaya, gelenekten geleceğe köprü kurmak adına tiridin farklı yöresel varyasyonlarını araştırıp bir “soslu tirit” formülü geliştirdi; yarışmalar ve tadım günleri düzenleyerek genç şefleri bu değere sahip çıkmaya teşvik etti. 2024 yılında düzenlenen basın tanıtım programında, yılların emeği nihayet karşılığını buldu: Sinop’ta bir işletme tiridi menüsüne dahil etmeye söz verdi, halk da bu lezzeti yeniden hatırladı. Yöresel bir yemeği hem kültürel hem ekonomik değere dönüştüren bu proje, onun vizyoner yaklaşımının en güzel örneklerinden biri oldu.
Sıcak bir gülümsemeyle, mütevazı bir tavırla yıllardır koşturan Yaşar Öğretmen, bugün Sinop’ta yaşayan bir kültür çınarı gibi. Onun gölgesinde yetişen gençler, Sinop’un türkülerini öğreniyor, halk oyunlarını oynuyor, mutfak mirasını keşfediyor. Sarıkaya’nın hayatını adadığı bu kültürel hizmetler sayesinde Sinop’un kültürel dokusu canlı tutuluyor. Unutulmaya yüz tutan değerler tekrar gündelik yaşama kazandırılıyor. Emekli bir öğretmenin bitmek bilmeyen enerjisi ve memleket aşkıyla başardıklarına bakınca, insan gerçekten de hayranlık duyuyor. Halkın kültürel belleğine yaptığı katkılar ile adı çoktan Sinop tarihinde saygın bir yere yazılan Yaşar Sarıkaya, “memleket sevdası” sözünü ete kemiğe büründüren bir örnek.
Sinop, böylesine yürekli bir kültür neferine sahip olduğu için gerçekten çok şanslı. Bizler de onun emeğiyle derlenen türküler kulaklarımıza çalındıkça, tatları damağımızda kalan tiritleri yedikçe ve her köşe başında yaşatılan kültürü gördükçe bu değerin farkına varıyoruz. Kültürüne sahip çıkan insanlar oldukça, bir şehrin ruhu da yaşayacaktır.
