Sabah erken saatlerde Gerze sokaklarında yürümeyi seviyorum. Sessizlik içinde balıkçı takalarının sesini dinlemeyi de… Sonra ilk çıkan Nuri Dede simidini alıp, horozun karşısında Hakkı Abi’nin kahvesinde sıcak bir çayla ilçenin ilk saatlerinin tadını çıkarmayı da…
Şehir henüz tam uyanmamışken karşılaşmaktan mutlu olduğum Gerzeli Özgür Büyük’ü, kıymetli bir dostumu bugün sizlere anlatmak istiyorum.
Özgür’ü çoğu kişi Gerze Belediyesi Fen İşleri Müdürü olarak tanır. Sahada, ekibiyle birlikte çalışan, işini titizlikle yapan bir mühendis olarak bilir. Ama ben bugün onun başka bir yanından bahsedeceğim. Görüntü Yönetmeni, Özgür Büyük…
Kamera, kurgu, ışık… Onun için bunlar teknik meseleler değil. Bir bakış meselesi.
Gerze’de bir sabahın ışığını düşünün. Denizin üstüne düşen o hafif gri tonu… Esnafın kepenk açarken çıkardığı sesi… Bir sokakta yürüyen insanın gölgesini…
Herkes görür. Ama herkes fark etmez.
Özgür’ün farkı burada başlıyor.
Onun kadrajında Gerze sadece bir ilçe değildir. Bir hikâyedir. Bir duygu hâlidir. Bir hafızadır.
Gerze’de çekilen, “Ağ” kısa filminde bu bakış daha da belirginleşir. Kamera sadece olanı kaydetmez, olanın altındaki duyguyu arar. Boşlukları, sessizlikleri, bekleyişleri…
Gerze Yakup Ağa Konağında Grup İz’in “Mihriban” klibini izlediğinizde bunu anlarsınız.
Yakup Ağa Konağı sadece bir mekân değildir artık duvarlarında zaman birikmiş bir karakterdir.
Gerze’nin emeğinin, kültürünün ve el işçiliğinin sanatla buluşarak dünyaya ulaşmasında, Özgür Büyük’ün görüntü yönetmenliğini yaptığı “Gerze Ahşap Ürünleriyle Dünyaya Açılıyor” filmi önemli bir rol oynadı. Bu çalışma, Cittaslow International tarafından Avustralya’nın Goolwa kentinde ödüle layık görülerek Gerze’ye uluslararası bir başarı kazandırdı.
Ve “Beyaz Balina Aydın”…
Gerze’nin en güçlü hikâyelerinden biri. Bir balinanın gelişiyle bir kasabanın nasıl tek yürek olduğunu nasıl aynı duyguda buluştuğunu anlatan o hafıza… Bugün hâlâ yaşayan bir hikâye. İnsanların “bizden biri” gibi hatırladığı bir anlatı… İşte o hafızayı görüntüye çevirmek herkesin yapabileceği bir iş değildir. Özgür’ün yaptığı tam olarak bu. Görüntü çekmek değil hafıza kaydetmek. Onunla aynı ekibin içinde olmak birlikte görüntü üzerine düşünmek çok keyifli. Çünkü Özgür kadrajına sadece gördüğünü değil hissettiğini de alır içine. Bu duyguyu yaşayan ve yaşatan bir sanatçı O.
Gerze gibi yerlerde hayat çoğu zaman görünmez. Çünkü gün içinde akar gider. Ama bazen birileri çıkar ve o akışı durdurur. Bir kadraj kurar. Bir ışığı bekler. Bir anı yakalar. Özgür Büyük o insanlardan biri. Bu şehirde sabahın sessizliğini, akşamın rengini, bir hikâyenin izini kaydeden bir göz var. Ve o göz sayesinde Gerze sadece yaşanan bir olmanın ötesinde evrensel hikayeler anlatılan bir yer oluyor.
Özgür Büyük, Gerze’yi başka bir gözle görmeye, hissettiğini sinematik olarak anlatmaya devam ediyor. Yakında “Balina Aydın Belgeseli” ile…
Belki bir sabah, yine o sessiz saatlerde, denizin üstünde ince bir sis yükselirken, balıkçı takaları ağır ağır limana dönerken, bir hikâye yeniden suyun yüzüne çıkacak. Bir zamanlar bu kasabadan geçen, insanların kalbine dokunan o beyaz gölge, bu kez bir kadrajın içinde geri dönecek.
Çünkü bazı hikâyeler kaybolmaz. Deniz alır, saklar… Zaman geçer, unutturur sanırsın… Ama birileri çıkar, onu yeniden anlatır. İşte o zaman anlarsın: Bir şehir sadece yaşanmaz, anlatıldıkça var olur.



