Bir şehri anlatmak, onu sevmekle başlar… Şevket Maviş, 33 yıldır elinde fotoğraf makinesiyle Sinop’un dağını, denizini, insanını, emeğini kalbindeki Sinop sevgisiyle kayda alırken; eserleri ve sergileriyle hem bugünü hem de memleketinin yarınını da şekillendiriyor.
Onun hikâyesi Boyabat’ın Çukurhan köyünde başlıyor. Ama bu sadece bir başlangıç noktası değil aynı zamanda bir aidiyet meselesi.
– Fotoğraf sizin için ne zaman başladı?
Aslında bu soru, onun hayatında tek bir tarihle cevaplanmıyor. Çünkü Maviş için fotoğraf, gençlik yıllarında şekillenen bir “anlatma ihtiyacının” sonucu. 1989’da İstanbul İmam Hatip Lisesi’nden mezun olduktan sonra, Sinop’a dair biriktirdiği hafızayı görünür kılma çabası başlıyor. Bu, bireysel bir sanat yolculuğundan çok daha fazlası: bir memleketi kayda geçirme sorumluluğu.

1991 yılında HAK-İŞ dergisinde yazı işleri müdürlüğü ve basın müşavirliği görevini üstlenmesi, onun anlatı kurma biçimini derinden etkiliyor. Yazılı ve görsel dili birlikte kullanabilen bir üreticiye dönüşüyor. Bu yüzden onun fotoğrafları ötesine geçen bir metin gibi okunabiliyor.
1990’lı yıllardan itibaren Maviş’in üretimi bireysel olmaktan çıkıp kolektif bir çabaya dönüşüyor. İstanbul’da çıkardığı “Sinopist” gazetesiyle memleketinin sesini duyurmaya çalışıyor. Aynı dönemde hazırladığı tanıtım afişleri, broşürler ve rehberler, Sinop’un ilk sistemli görsel anlatılarından biri haline geliyor.
2000’li yıllara gelindiğinde ise artık başka bir noktadayız.
Şevket Maviş sadece fotoğraf çeken biri değil. Bir arşiv kuruyor. Yıllar boyunca oluşturduğu fotoğraf koleksiyonu sanatsal olduğu kadar aynı zamanda akademik bir değer taşıyor. Sinop’un görsel hafızası, onun objektifinden geçerek kayıt altına alınıyor.
Yazmak, fotoğrafın devamı mı?
2011’de yayımlanan “Türkiye’nin Kuzey Ucundaki Cennet Sinop” ile bu sorunun cevabı netleşiyor: Evet. 2013’te “Şelaleler Diyarı Erfelek”, 2014’te “Sinop Gezi Rehberi”… Bu kitaplar, bir fotoğrafçının notları değil bir şehrin katman katman anlatılmasıdır.

– “Alınteri” ne demek sizin için?
2020’de Üsküdar Altunizade Kültür Merkezi’nde açılan “Sinop ve Alınteri” sergisi, bu sorunun cevabı gibi duruyor. Maviş’in kadrajında sadece doğa yoktur. İnsan vardır. Emek vardır. Gündelik hayat vardır. Bu sergiyle birlikte fotoğraf, estetik bir üretim olmaktan çıkar ve toplumsal bir belgeye dönüşür.
– “Masal” dediğiniz şey gerçek mi?
2024 yılında İstanbul Esenler Belediyesi’nde açılan “Bir Masaldır Sinop” sergisi, onun anlatı dilinde yeni bir kırılma meydana getirir. Burada Sinop, Maviş’in bakış açısıyla duyguya dönüşür. Ama bu masalın altı boş değildir. Israrla ve özenle altını çizdiği gibi: Sinop güzeldir, ama yeterince anlatılamamıştır.
– Peki ya hikâye?
İşte burada devreye “Âşklar Adası Sinop” girer. Bu eser, onun sanatında yeni bir evreyi temsil eder. Fotoğrafın yanına anlatı, belgenin yanına duygu eklenir. Sinop artık görülenin dışına taşar ve hissedilen bir yer haline gelir.
Bugün Şevket Maviş’i tek bir kimlikle tanımlamak mümkün değil. Fotoğrafçı, yazar, gazeteci… Onu asıl tarif eden şey, Sinop’a duyduğu derin bağlılık ve sanatla kurduğu ısrarlı ilişkidir. Maviş’in üretimi Sinop’un kültürünü, doğasını ve insanını geleceğe taşıma çabasıdır.
İstanbul’da başarılı bir meslek kariyerini sürdürürken, gurbette Sinop odaklı sivil toplum çalışmalarındaki öncü rolüyle gönüllerde ayrı bir yer edinmiştir. Yıllardır çektiği her kare, yazdığı her satır, bu şehri sevmek, anlatmak, görünür kılmak ve korumak için verilmiş bir emeğin parçasıdır.
O, bu emeğinin karşılığını beklemese de… biz söyleyelim: Sinop’un hafızasına bıraktığı bu iz için minnettarız.
İstanbul’un ardından, şimdi gözlerimiz Sinop’ta açılacak “Âşklar Adası Sinop” sergisinde…


