Sinop’ta rüzgârın sesi eksik olmaz. Kimi zaman denizden gelir, kimi zaman bir sokağın köşesinde yüzümüze dokunur. Bir yıldır şehrimizin kültür ve sanat hayatında başka bir esintiyi daha hissediyoruz. Şiirin, hikâyenin, hatıranın ve düşüncenin esintisini… Her mevsim yeni bir sayıyla okurunun kapısını çalan Dilburan, beşinci sayısıyla birinci yaşını kutluyor.

Geçen sonbaharda başlayan bu güzel yolculuk, kıştan, bahardan ve yazdan geçerek yeniden sonbahara ulaştı. Mevsimler birbirini izlerken sayfalar birikti. Birbirinden değerli kalemler aynı kapak altında buluştu. Bir yıl önce ilk sayısıyla merhaba diyen Dilburan, bugün devam etmenin, birlikte üretmenin ve edebiyata inanmanın sevincini yaşıyor.

Bu köşede Dilburan’dan ilk söz ettiğimde, Sinop’ta doğan bir edebiyat girişiminin heyecanını paylaşmıştım. Bugün, yazılarımla da katkıda bulunduğum derginin birinci yaşına ulaşması, o heyecanı daha anlamlı kılıyor. Çünkü bir başlangıcın zaman içinde nasıl karşılık bulduğunu, verilen emeğin nasıl sayfa sayfa çoğaldığını görmek insana iyi geliyor. Kendi şehrinde yazılan, hazırlanan ve ülkemize seslenen bir derginin varlığı, insanın yaşadığı yere duyduğu bağı da güçlendiriyor.

Bir şehrin kültür hayatı, insanların birbirinin sözüne ayırdığı dikkatle gelişir. Bir şiir yüreğinize dokunduğunda, bir öyküde kendimizden bir şey bulduğumuzda, okuduğumuz bir düşünceyi dostlarımızla tartıştığımızda o hayatın içine katılırız. Dilburan’ın Sinop’a taşıdığı esintiyi biraz da burada arıyorum. Bizi birbirimizin dertlerine, sevinçlerine yaklaştırmasında. Gündelik telaşın arasında okumaya, düşünmeye ve konuşmaya yer açmasında…

Dilburan, bu yerel birikimi edebiyatın geniş dünyasıyla buluştururken usta kalemlerin tecrübesinden de besleniyor. İlk sayısında Hüseyin Akın, Ali Ural, Necati Tonga ve Erol Erdoğan gibi isimlerin yer alması, bu buluşmanın niteliğine ilişkin güçlü bir işaretti. Yıllar içinde incelmiş bir dilin, okuma ve yazmayla olgunlaşmış bir bakışın aynı sayfalarda bulunması, okur için olduğu kadar yazmaya yeni başlayanlar için de kıymetli. Dilburan dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Şimşek ile imtiyaz sahibi ve Yazı İşleri Müdürü Osman Öztürk, “Yazmayı bırakanları tekrar yazıyla barıştırmak ve genç kalemlere yol açmak istiyoruz” sözlerinin arkasında güçlü şekilde durarak, genç yazarların ilk adımlarını bu dergide atmalarına öncü oldular. Bir gencin sözüne yer vermek, onun dünyaya bakışını dikkate almaktır; nitekim ülkemizin en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri de budur.

Elbette bütün bunlar emekle mümkün oluyor. Bir derginin kapağını açtığımızda, tamamlanmış sayfaları görüyoruz. O sayfaların arkasında ise okunan metinler, üzerinde yeniden düşünülen cümleler, düzeltmeler ve hazırlıklar var. Her yeni sayıda aynı özeni göstermek, ilk günün heyecanını çalışma disiplinine dönüştürmek gerekiyor. Beşinci sayıya ulaşmanın değeri de burada beliriyor.

Osman Öztürk ve Ahmet Şimşek başta olmak üzere, yayın kurulunda yer alan Hüseyin Akın, Erol Erdoğan ve İsmihan Şimşek’in; yazılarıyla, tasarımıyla, hazırlığıyla dergiye katkı sunan herkesin emeğini anmak gerekiyor. Bir dergi, farklı insanların zamanından ve dikkatinden pay ayırmasıyla okuruna ulaşıyor. Kapağında tek bir ad duruyor; sayfalarında birçok insanın emeği birbirine ekleniyor.

Dilburan’ın ilk yılında bu emeğin başardığı şey açık: Başlangıçtaki heyecan, her mevsim yenilenen bir buluşmaya dönüştü. Sinop’un kültür ve sanat hayatına düzenli bir yayın, yazmak isteyenlere bir imkân, okurlara yeni karşılaşmalar kazandırdı. Birlikte çalışıldığında bir düşüncenin nasıl kalıcı bir işe dönüşebileceğini gösterdi.

Şimdi bu emeğin okurun dikkatiyle büyümesine ihtiyaç var. Dilburan’ın yeni yaşına verebileceğimiz en güzel armağanlardan biri, sayfalarına zaman ayırmak. Sevdiğimiz bir yazıyı başka bir okurla buluşturmak, bir şiir üzerine konuşmak, dergiyi yazmaya hevesli bir gence ulaştırmak… Edebiyatın çevresinde kurulan yakınlık, böyle küçük ve içten hareketlerle genişliyor.

Bir yıl önce açılan sayfalar, bugün yeni cümleleri bekliyor. Dilerim Dilburan’ın nice yaşlarını birlikte kutlarız. Bu şehrin sözünü, hatırasını ve hayalini yazıya taşıyanların sayısı çoğalır. Her yeni mevsim, daha önce duymadığımız bir sesi getirir.

İyi ki doğdun Dilburan.