30 Ekim 1961... Sirkeci Garı’ndan kalkan trenlerin çığlıkları arasında, elde tahta bavullar, yürekte buruk bir sıla sevdasıyla başlayan o büyük yolculuğun üzerinden tam 65 yıl geçti.

İki üç yıllığına, “Birkaç kuruş biriktirip memlekete dönmek” düşüncesiyle çıkılan o meşakkatli yol, çeyrek asırlık bir insanlık destanına dönüştü. 23 Kasım 1973’te işçi alımlarının resmen durdurulmasına kadar kadınlı erkekli 800 bin insanımız gurbet ellerin yolunu tuttu.

Bu süreçte kimi rızkını kazanıp anavatanına döndü, kimi ise al bayrağa sarılı tabutlar içinde, bir uçağın kargo kompartımanında tamamladı dünya sürgününü...

Geriye dönüp baktığımızda, dünyada eşine az rastlanır ölçekte bir sosyoekonomik hareketlilikten bahsediyoruz. Zira bu süreçte yaklaşık 4,5 ila 5 milyon insanımız, nicelik bakımından kimi devletlerin toplam nüfusunu aşan devasa bir nüfus akışının öznesi olmuştur.

Emekle Yoğrulan Katma Değer ve Haklı Takdir

Gittiği coğrafyada sadece beden gücüyle değil; sadakati, çalışma disiplini ve müteşebbis ruhuyla var olan Türk insanı, yaşadığı ülkelerin kalkınma hamlesinde kilit rol oynamıştır.

1961’den günümüze kadar Almanya başta olmak üzere Avrupa’nın önde gelen devlet adamları, Türk işçisinin emeğini “En zor zamanlarımızda imdadımıza yetişen, eli öpülesi insanlar” ifadeleriyle defalarca takdir etmiştir.

Eş zamanlı olarak anavatan Türkiye de gurbetçisini hiçbir zaman yalnız bırakmamış; döviz girdisinden yatırımlara, sosyal dayanışmadan kültürel bağlara kadar ülke ekonomisinin ve toplumsal yapısının en güçlü sütunlarından biri olarak görmüştür.

Ancak özeleştiri yapmaktan da imtina etmemeliyiz:

İlk göç yıllarında yürütülen diplomasi, ne yazık ki uzun vadeli, stratejik ve vizyoner anlaşmalar temelinde şekillenmemiştir.

Tabiricaizse kaderine ve bireysel imkânlarına terk edilen insanımız, bugün 7,5 milyona ulaşan Avrupa Türk varlığı içinde her bir hakkını dişiyle, tırnağıyla mücadele ederek kazanmak durumunda kalmıştır.

Bireysel Başarıdan Toplumsal İktidara

Eğer bugün Avrupa ölçeğinde kurumsallaşmış bir Türk varlığından ve başarısından söz edebiliyorsak, bu ne tepeden inme lütufların ne de hazır sunulmuş imkânların neticesidir. Bu başarı, gurbette tek başına ayakta kalma mücadelesi veren Türk insanının kendi öz gücünün ve direncinin zaferidir.

Bugün rakamlar açık ve net konuşmaktadır:

  • Avrupa genelinde 150 binin üzerinde Türk girişimci, 500 binden fazla kişiye doğrudan istihdam sağlamaktadır.

  • Bir zamanlar sadece direksiyon başında gördüğümüz taksi şoförlerimizin evlatları, bugün Avrupa siyasetinde, bürokraside, tıp dünyasında, akademide, sanatta ve dev sanayi kuruluşlarının yönetim kademelerinde karar verici konumdadır.

  • Okullarımız, sosyal yardım kuruluşlarımız, hastanelerimiz ve yalnızca Almanya’da 2.800’ü, Avrupa genelinde ise 4.000’i aşan ibadethanelerimizle toplumsal dokunun vazgeçilmez birer parçasıyız.

Misafirlik Paradigması Çoktan İflas Etmiştir!

Bugün, göçün 65. yılında tarihsel bir muhasebe yapmak ve şu soruyu sormak zorundayız: Biz hâlâ misafir miyiz?

Cevap nettir: Misafirlik dönemi kapanmıştır!

Avrupa’da bugün beşinci jenerasyon sahnededir. Karşımızda artık edilgen bir “gurbetçi” kitlesi değil; köklerine sıkı sıkıya bağlı, ancak yaşadığı coğrafyanın asli unsuru hâline gelmiş, özgüvenli bir “Avrupalı Türk” kimliği bulunmaktadır.

Türk toplumu; uyum yeteneğini, girişimci vizyonunu ve aidiyet duygusunu en zor şartlarda dahi muhafaza etmeyi başarmıştır. Şimdi yapılması gereken, bu muazzam potansiyeli siyasi temsil ve kurumsal haklarla tahkim etmektir.

Türkiye ile olan gönül ve vatandaşlık bağlarımız kapsamında elde edilen seçme hakkı, demokrasinin gereğidir. Ancak 3,5 milyonu aşan devasa bir seçmen kitlesi için nihai hedef, temsil adaletini sağlayacak “Avrupa Seçim Bölgesi” statüsünün ihdas edilmesi ve seçilme hakkının tam anlamıyla hayata geçirilmesidir.

65 yıl önce tahta bavullarla gara inenlerin torunları, bugün Avrupa’nın geleceğini şekillendiren ana aktörler arasındadır. Bizler artık geçici konuklar değil; bu kıtanın dününde var olan, bugününü inşa eden ve geleceğinde söz sahibi olan asli unsurlarız!

Şirvan Ünal
UHAD – Uluslararası Hak Arama Derneği Almanya Genel Başkanı