8 Kasım’da Sinop Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) seçimleri gerçekleştirilecek. Nerede yaşarsak yaşayalım, doğup büyüdüğümüz bu kentin ticari ve ekonomik geleceğini doğrudan etkileyen gelişmelere duyarsız kalmamız mümkün değil. TSO seçimleri, yalnızca bir kurumun yönetimini belirleme süreci değil; kentin iktisadi lokomotifinin hangi yöne sürükleneceğinin de tercihidir.

Mevcut tabloda yarış iki ana eksende yürütülüyor: Sedat Sever liderliğindeki Beyaz Liste ve Salim Akbaş önderliğindeki Mavi Liste.

Her iki listede yer alan isimlerin büyük bir çoğunluğunu yakından tanıyor, kent için verdikleri emekleri takdir ediyorum. Fotoğraflar son derece estetik, kadrolar saygın, renk seçimleri şık... Ancak vitrinin ötesine geçtiğimizde, sormakla mükellef olduğumuz temel bir soru beliriyor: Bu seçimde yarışan nedir? Renkler mi, zevkler mi, kişisel kariyerler mi; yoksa kentin geleceğini inşa edecek bir vizyon mu?

Her iki kanadın söylemlerine bakıldığında ortak bir payda öne çıkıyor: "Her şey Sinop için, Sinop’un kalkınması için varız." Fakat bu temenninin altını dolduracak somut stratejiler nerede?

Sinop’un lojistik ve ulaşım kısıtlarından havaalanı aktarmalarına, denizel ve balıkçılık ekonomisinin geliştirilmesinden inşaat, ticaret ve turizm sektörlerinin yaşadığı tıkanıklıklara kadar uzanan kronik sorunlarda henüz netleşmiş bir eylem planı veya sosyo-ekonomik Proje Manifestosu göremedik.

Seçime sayılı günler kala, kentin iktisadi aklı sayılan TSO seçmeninin zihnindeki net sorular şunlardır:

* Sandıkta renklerin cazibesine göre mi oy verilecek?

* Sosyal statülere ve kariyerlere göre mi oy verilecek?

* Yoksa kentin geleceğine yön verecek somut projelere ve stratejilere göre mi oy verilecek?

Kentin ekonomik aktörleri kararını vermeden önce açık ve net bir yanıt beklemektedir:
Neden oy verelim? Neye göre oy verelim? Niçin oy verelim?

Şirvan Ünal

UHAD - Uluslararası Hak Arama Derneği Almanya Genel Başkanı