Ahlak; bireylerin toplum içerisinde uyması gereken, iyi ile kötü, doğru ile yanlışı ayırt etmelerini sağlayan manevi nitelikler, huylar, karakter özellikleri ve davranış kuralları bütünüdür. Bireyin toplum içerisindeki her türlü hâl ve hareketini etkileyen değerler bütünü de diyebiliriz. Ahlak anlayışı, şahısların toplum içerisinde olup olmamasını gerektirmemektedir. Bu bazen tek başınayken yolda yürürken bir hayvanın su içerken şahsın yolunu değiştirmesi, hiç kimsenin olmadığı bir yerde yerdeki çöpü alıp çöpe atması da bir ahlaktır.
Benim bu hafta esas bahsetmek istediğim nokta, ülkemizde milyonları ekrana çeken en önemli etkinliklerin başında gelen futboldur. Gençlerin, çocukların en sevdiği hobilerin başında futbol vardır. Geçtiğimiz hafta dünyanın en büyük futbol derbilerinden biri olarak kabul edilen Galatasaray-Fenerbahçe maçını izledik. Milyonların ekrana kilitlendiği, stat içerisinde binlerce insanın olduğu, en ufağından en büyüğüne kadar bir heyecan fırtınası vardı. Maç, Galatasaray'ın üstünlüğü ile sona erdi. Benim burada esas anlatmak istediğim, maçın sonrasında insanlara bırakmış olduğu izlenimdir. İki takımın maddi değeri milyon dolarlarla ölçülüyor; fakat manevi değeri acaba milyon dolarlarla ölçülebilir mi? Sizlere soruyorum: İki takımın futbolcularını hayranlıkla izleyen insan kitlesine, acaba bu insanların toplum içerisinde yapmış olduğu hareketlerden dolayı nasıl bir izlenim bırakıyor? Bir düşünelim.
Özellikle de küçük çocukların, gençlerin defterlerinde, kitaplarında hayallerini kurduğu, bu futbolcuların çıkartmalarını yapıştırdığı bu gençlerimize, çocuklarımıza örnek olacak davranışlarda bulunabiliyorlar mı? Bu konuda düşünmek gerek! Sahaya baktığımızda, içerisinde ve dışında binlerce polis memuru bulunmaktadır. Aslında sahanın içerisinde dünyanın hiçbir yerinde bu kadar polis memuru bulunmamaktadır. İnsanların nezih bir ortamda maç güvenliğini sağlamak için polis memurları sabahın erken saatlerinde toplumun faydası için buralara gidip güvenliği sağlayarak maç izlenmesini sağlamaktadır. Fakat izlediğimizde, bu derbi maçlarında sürekli bir agresiflik, sürekli bir kavga, gürültü ve olaylar olduğunu son yıllarda görüyoruz. Bunların topluma çok büyük olumsuz etkileri oluyor.
Şimdi, oynayan iki takım futbolcularının isimleri önemli değil; geçtiğimiz haftaki maçta, maç bittikten sonra sahanın içerisinde birbirlerini bir boks müsabakası gibi yumruklamaları, kavga etmeleri ekranda canlı olarak gören insanlarımız oldu. Sizce bunlar doğru mu? Futbolculara soruyorum: Sizler insanların örnek aldığı şahsiyetlersiniz! Hele hele çoluk çocuğun gözünün önünde yapmış olduğunuz bu hareketler, davranışlar sizce mantıklı mı? Sizce toplum için uygun hareketler mi? Bence bu hareketlerin hiçbiri yakışmıyor, sizler örnek insanlarsınız! Sizler toplumun takip ettiği, hele hele tekrar söylüyorum, çoluk çocuğun hayranlıkla izlediği kişilersiniz. Çünkü çocuklar algıladıklarını gelecekte de yansıtırlar; bu çok önemli bir olaydır. Benim hayat tecrübemde kazanmış olduğum en büyük kazanımlardan bir tanesi; karakterin ister zengin ol, ister fakir ol, ister okumuş ol, ister okumamış ol, insanların son nefesini verene kadar karakterinin değişmeyeceği tezine varmamdır. Bu konuda olarak da bu olayların karşısındayım.
Bu sadece futbol olayında kalmamalı, diğer spor olaylarına da yansımalıdır. Bizim toplumumuzda spor çok önemli bir yere sahiptir. Gerçekten toplum için çok büyük öneme sahiptir. Gazi Mustafa Kemal ne demiştir: "Sporcunun zeki, çevik, aynı zamanda ahlaklısını severim." Yani bizlerin de en birinci özelliği ahlaklı nesiller yetiştirmemizdir. Buradan bu ve bunun gibi spor müsabakalarında sportmenliğe aykırı hareket edenlere katı suretle en ağır cezaların verilmesinden yanayım. Taşıdığın formanın ağırlığını bileceksin! Ağırlığını kaldıramıyorsanız kaldırmayı öğreneceksiniz! Unutmayacaksınız: Spor sadece skordan ibaret değildir!
Saygılarımla