Zaman, Müslümanlar için salt kronolojik bir akış değil, manevi iklimin değiştiği, ruhun derinleştiği, kalbin yumuşadığı dönemlerin iç içe geçtiği kutsal bir yolculuktur.
İşte böylesi dönemlerin en mübareki, en bereketlisi olan üç aylar, yine kapımızı çalmış bulunuyor.
Receb-i Şerif'in müjdeci rüzgârları esmekte, Şaban-ı Muazzam'ın rahmet bulutları ufukta belirmekte, Ramazan-ı Şerif'in nurlu atmosferi ise her geçen gün biraz daha yaklaşmaktadır.
Üç Ayların Manevi Coğrafyası
Geride bıraktığımız Regâib Gecesi ile başlayan bu mübarek yolculuk, bu akşam Miraç Gecesi'yle derinleşecek, Berat Gecesi'yle olgunlaşacak ve nihayet Ramazan'ın bereketli günlerinde zirveye ulaşacaktır.
Her biri ayrı bir manevi durağı temsil eden bu geceler, aslında Müslümanların iç dünyasındaki değişimin, arınmanın ve yükselişin adımlarıdır.
Regâib Gecesi'nde Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa'yı (S.A.V.) anmanın verdiği heyecanı yaşadık. Yine o gece, rahmetin, bereketin, hamdın ve şükrün kainatta yaşayan insanlara yayılması için bol bol duâ ettik.
Biliyorsunuz Regâip Gecesi, o beklenen Nebi’nin anne karnında olduğu bir sürece tevafuk eder. Belki de o sürecin ilk mühim merhalesinin kilometre taşıdır.
Halk arasında anne karnına düştüğü gece olarak bilinen Regâip Kandili, bazı âlimlerce annesi Âmine Hatun’un Peygamberimiz’e hamile olduğunu farkettiği, belirtileri yakaladığı gecedir.
Şimdi ise Miraç Gecesi'ni idrâk etmeye hazırlanıyoruz.
Sınırların Ötesine Yolculuk
Miraç, insanlık tarihinin en olağanüstü hadisesidir. Peygamber Efendimiz'in Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'ya, oradan da Sidre-i Müntehâ'ya, yedi kat göğün ötesine, sınırların sınırına, zaman ve mekânın ötesine yaptığı bu yolculuk, aslında beşer için ulaşılabilir en yüce makamlara yapılan bir davettir.
Bu gece, kulun Rabbine ne kadar yaklaşabileceğinin göstergesidir. Bu yakınlık, salt fiziksel değil, aynı zamanda ruhani, manevi ve kalbîdir.
Miraç, her Müslüman için bir ümittir: Sen de yükselirsen, sen de arınırsan, sen de samimi olursan, sen de çaba gösterirsen, Allah'a yaklaşabilirsin mesajını verir.
Camilere Koşmanın Anlamı
Bu mübarek gecelerde camilere koşmak, sadece bir gelenek değil, aynı zamanda manevi bir ihtiyaçtır.
Camiler, Müslümanların kalp atışlarının eş zamanlı attığı, nefeslerin aynı dua ile yükseldiği, gözyaşlarının aynı hasretle döküldüğü mukaddes mekânlardır.
Bu gecelerde camiler, âdeta dünya ile ahiret arasındaki köprünün en sağlam ayaklarına dönüşür.
Çocuklarımızı, torunlarımızı yanımıza alarak camilere koşmak ise ayrı bir ehemmiyet taşır.
Bir çocuğun dedesinin elinden tutarak camiye gittiği, mihrabın önünde secdeye kapanan büyüklerini gördüğü, Kur'an tilavetlerini dinlediği, toplu duaların heyecanını yaşadığı o anlar, onun belleğine kazınan manevi birer damgadır.
Nesiller Arası Manevi Aktarım
Bugün yaşadığımız en büyük krizlerden biri, nesiller arası manevi aktarımın zayıflamasıdır.
Eskiden dedeler torunlarına namaz kıldırır, nineler kızlarına dua etmeyi öğretir, babalar oğullarını sabah namazına kaldırır, anneler kızlarına Kur'an okumasını talim ettirirdi.
Şimdi ise modernleşmenin ve hızlı yaşamın getirdiği bir koşuşturmaca içinde, bazen en temel değerlerimizi bile aktarmakta zorlanıyoruz.
İşte bu mübarek geceler, kaybolan bu geleneği yeniden ihya etmek için birer fırsattır.
Torunumuzu yanımıza alıp camiye gittiğimizde, ona sadece ibadet etmeyi değil, aynı zamanda cemaatle beraber olmanın, omuz omuza durmanın, zengin-fakir, yaşlı-genç ayrımı yapmadan aynı safta durmanın değerini de öğretmiş oluruz. Ona, hayatın sadece maddeden ibaret olmadığını, ruhun da gıdaya ihtiyacı olduğunu göstermiş oluruz.
İbadet ve Terbiye
Miraç Gecesi'nde yapılacak ibadetler elbette önemlidir. Namaz kılınacak, Kur'an okunacak, dua edilecek, istiğfar edilecektir. Ancak bunların hepsinden öte, bu gecenin bize kazandırması gereken şey, bir hayat tarzı değişikliğidir.
Miraç'ın mesajı, yükseliştir. Yükselmek ise, sadece o gece değil, her gün, her an, her nefeste Allah'a doğru yönelmekle mümkündür.
Peygamber Efendimiz Miraç'ta beş vakit namazı hediye olarak getirmiştir ümmetine. Bu, tesadüf değildir. Çünkü namaz, kulun günde beş kez Allah ile buluştuğu, dünyevi meşgalelerden sıyrılıp manevi âleme yükseldiği bir miracıdır.
Her namaz, küçük bir yükseliştir. Her secde, Rabbimize daha çok yaklaşmaktır.
Çocuklarımıza Emanet
Çocuklarımızı ve torunlarımızı yanımıza alarak camilere koşarken, onlara bırakacağımız en değerli miras maddi varlıklar değil, iman ve takva hazineleridir.
Bir çocuğun zihninde oluşacak "Miraç Gecesi'nde dedemle camiye gitmiştik" anısı, ileride onun manevi kişiliğinin temelini oluşturacak taşlardan biridir.
Bu vesileyle, çocuklarımıza bu gecelerin kıymetini anlatmalı, ancak bunu yaparken de onları bunaltmamalı, zorlamamalıyız.
Din, sevgiyle öğretilir, güzellikle anlatılır.
Bir çocuğa camiye gitmesini emreden bir baba değil, camiye giderken elinden tutan, ona caminin güzelliklerini anlatan, namaz kılarken yanında olmanın huzurunu hissettiren bir baba olmalıyız.
Dua ve Niyaz
Miraç Gecesi'nde yapacağımız dualar, sadece kendimiz için değil, bütün insanlık için olmalıdır.
Zulüm altında inleyen mazlumlar, savaşların pençesindeki çocuklar, açlık ve sefalete mahkum edilmiş toplumlar, haksızlığa uğramış kimselerin hepsi dualarımızda yer bulmalıdır. Çünkü Müslüman, kendi derdinden öte, bütün insanlığın derdini taşır kalbinde.
Bu gece, ailelerimiz için, evlatlarımız için, milletimiz için, İslâm âlemi için dua edelim.
Gençlerimizin doğru yolda yürümesi için, yaşlılarımızın hüsn-ü hatimeyle göçmesi için, hasta ve muhtaçlarımızın şifa bulması için Allah'a yalvaralım.
Özetle;
Üç aylar, Müslümanlar için manevi bir bahar mevsimi gibidir.
Nasıl ki bahar geldiğinde doğa yeşerir, çiçek açar, hayat yeniden canlanırsa, bu mübarek aylar da gönülleri yeşertir, kalpleri ferahlatır, ruhu yeniden diriltir.
Regâip'le başlayan bu yolculuk, Miraç'la devam edecek, Berat'la olgunlaşacak ve Ramazan'la zirveye ulaşacaktır.
Gelin, bu akşam camilere koşalım.
Gelin, çocuklarımızı, torunlarımızı yanımıza alalım.
Gelin, bu mübarek gecenin feyizlerinden nasibimizi alalım.
Gelin, yükselişe niyetlenelim. Çünkü Miraç'ın mesajı budur: Yükselmek, yakınlaşmak, Allah'a ulaşmak için çaba göstermek.
Rabbimize, bu mübarek geceye bizleri ulaştırdığı için hamd edelim.
