Boyabat tarihi denildiğinde akla ilk olarak iki isim gelir: Bunlardan biri eğitimci Bekir Başoğlu, diğeri de veteriner hekim Ahmet Küçükbaş... Bu iki isim, Boyabat'ın tarihinden gelen değil; Boyabat'ın tarihine doğru yelken açan araştırmacılardır.

Onlar, yaşadıkları şehrin yalnızca sakini olmadılar; toprağın hafızasına dönüştüler. Taşına, suyuna, dağına, efsanesine ve insanına tercüman oldular. Geçmiş ile gelecek arasında görünmez köprüler kurdular.

Bu köprülerden belki de en sağlamını Ahmet Küçükbaş inşa etti.

Onu 2000’li yılların başında tanıdım. O yıllarda internet haberciliği henüz emekleme dönemindeydi. Yerel gazetecilik bugünkü kadar yaygın değildi. Ancak Ahmet Küçükbaş, çağın değişen imkânlarını erkenden fark etmiş; bilgisini ve birikimini dijital dünyaya taşımayı başarmıştı.

Kurucuları arasında yer aldığı Boyabat Haber internet sitesi, yalnızca günlük haberlerin yayımlandığı bir mecra değildi. Tarihten kültüre, doğadan turizme, araştırmadan güncel meselelere kadar geniş bir yelpazede içerikler sunan; âdetâ Boyabat’ın dijital arşivi niteliğinde bir platformdu. Yayınlanan haberler, makaleler ve araştırmalar ilçenin sosyal hafızasına katkı sağlıyor; yerel kültürün unutulmaması için önemli bir görev üstleniyordu.

Ben de o dönemde ulusal içerikte kaleme aldığım bir yazıyı kendisine göndermiştim. Yazının ilgi görmesi üzerine aldığım davet, beni son derece mutlu etmişti. Ardından Boyabat ve çevresi üzerine başlayan yazışmalarımız dostluğa dönüştü.

Bir tatil vesilesiyle Boyabat’a gittiğimde, benim için bir tanışma yemeği düzenlediler. O sofrada Boyabat’ın gazetecileri, yazarları ve kültür insanlarıyla buluştuk. O akşam kurulan dostlukların en değerlilerinden biri de Ahmet Küçükbaş ile fizikî tanışıklığımız oldu. Zamanla bu ilişki sıradan bir arkadaşlığın ötesine geçti; abi-kardeş samimiyetine dönüştü.

Ahmet Küçükbaş’ın hayat hikâyesine baktığınızda karşınıza yalnızca bir veteriner hekim çıkmaz. Mesleğini titizlikle icra etmesinin yanında, yaşadığı bölgenin tarihini, kültürünü ve doğal zenginliklerini araştırmayı kendisine görev edinmiş bir gönül insanı görürsünüz.

Emeklilik yıllarını dinlenerek geçirmek yerine Boyabat’ın bilinmeyenlerini ortaya çıkarmaya adayan Küçükbaş, ilçenin tarihi ve kültürel değerlerini kayıt altına almak için yıllarca emek vermiştir. Onun yürüdüğü yollar yalnızca dağ patikaları değil; geçmişe açılan yollar, unutulmuş hikâyelere uzanan izlerdir.

Boyabat Kalesi üzerine yaptığı araştırmalar bunun en önemli örneklerindendir. Yüzyıllardır sessizce ayakta duran kale, onun çalışmalarıyla yeniden konuşmaya başlamıştır. Özellikle kale içerisindeki dehlizler üzerine yaptığı incelemeler, bölgenin tarihine ışık tutmuş; bu birikimini "Boyabat Kalesi Çırabozan Dehlizi" adlı eserinde kalıcı hâle getirmiştir.

Tarih bazen kitapların satırlarında saklanır, bazen de taşların arasında. Ahmet Küçükbaş, taşların dilini dinlemeyi bilenlerdendir.

Kırkkızlar efsanesi başta olmak üzere Boyabat’ın halk anlatıları, unutulmaya yüz tutmuş hikâyeleri ve tarihi gizemleri üzerine yaptığı çalışmalar, bölgenin kültürel hafızasına önemli katkılar sunmuştur. Yerel basında yayımlanan yazıları, belgesellerde yaptığı rehberlikler ve video projelerinde üstlendiği kaynak kişilik görevi sayesinde Boyabat’ın tanıtımına büyük hizmetlerde bulunmuştur.

Onun anlatımlarında tarih kuru bir bilgi olmaktan çıkar; yaşayan bir hatıraya dönüşür. Kale surlarında yankılanan sesleri, mağaralarda saklı kalan izleri, köylerde dilden dile dolaşan hikâyeleri yeniden gün yüzüne çıkarır.

Bir başka yönüyle Ahmet Küçükbaş gerçek bir doğa sevdalısıdır. Bugün birçok kişinin adını bile duymadığı patikaları, kaya oluşumlarını, tarihi geçitleri ve doğal güzellikleri yıllar önce yürüyerek keşfetmiş, fotoğraflamış ve kayıt altına almıştır. Boyabat Kalesi’nin dehlizlerinden Bazalt Kayalıkları’na, Salar Köyü Kaya Mezarı’ndan dağların arasında saklı güzelliklere kadar pek çok değerin tanıtılmasında öncü rol üstlenmiştir.

O yalnızca gezen biri değildir; gördüğünü anlamaya, anlattığını korumaya çalışan bir araştırmacıdır.

Memleket sevgisi ise onun karakterinin temel taşlarından biridir. Vatanını seven insan çoktur; ancak yaşadığı toprağın geleceği için yıllarca emek verenlerin sayısı azdır. Ahmet Küçükbaş, Boyabat’ın gelişmesi, tanıtılması ve hizmet kalitesinin artırılması için pek çok öneri ortaya koymuştur. Ne yazık ki bu görüşlerin tamamı yeterince değerlendirilememiştir.

Oysa bazı insanlar yaşadıkları dönemin değil, gelecek yılların insanlarıdır. Söyledikleri sözlerin değeri zaman geçtikçe daha iyi anlaşılır.

Ahmet Küçükbaş’ın en belirgin özelliklerinden biri de Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlılığı, Cumhuriyet değerlerine olan sadâkati ve güçlü memleket sevgisidir. Millî meseleler karşısındaki duyarlılığı, ülkesine ve milletine olan bağlılığı onu tanıyan herkes tarafından bilinir.

Bugün geriye dönüp baktığımda Ahmet Küçükbaş’ın şahsında yalnızca bir veteriner hekim görmüyorum. Bir kültür emekçisi, bir araştırmacı, bir doğa yürüyüşçüsü, bir yazar, bir gönül adamı görüyorum. Sıcak, samimi, anlayışlı, kucaklayıcı...

Bazı insanlar yaşadıkları şehirden iz bırakmadan geçip giderler. Bazıları ise yaşadıkları şehrin hafızasına dönüşürler.

Boyabat’ın tarihi sokaklarında dolaşırken, kalenin surlarına bakarken, bazalt kayalıklarının sessizliğini dinlerken veya eski bir efsaneyi hatırlarken Ahmet Küçükbaş’ın emeğine rastlamak mümkündür. Çünkü o, ömrünün önemli bir bölümünü bu toprakların hikâyesini anlatmaya adamıştır.

İnsanlar gelir geçer; fakat geriye bıraktıkları eserler, araştırmalar ve hatıralar kalır.

Ahmet Küçükbaş da Boyabat’ın hafızasında yerini almış, yaşadığı coğrafyaya değer katmış, sessiz fakat kalıcı izler bırakmış kıymetli insanlardan biridir.

Böyle insanlar, bir ilçenin nüfus kayıtlarında değil; gönüllerde ve tarih sayfalarında yaşamaya devam ederler.

Son yıllarda göçmen kuşlar misali, bir Boyabat'ta, bir Samsun'da, bir İstanbul'da olduğunu öğrendiğim kıymet ağabeyciğime; sıhhat, afiyet ve saadet dolu nice yıllar diliyorum.