Parlak derisiyle bakar, nefsin kabarır,
Oturan sanır ki taç giydi, bahtı varır.
Koltuk düşünmez, sadece taşır,
Ehil değilse at gibi seni de atar.

Liyakat yoksa kirlenir O kutlu makam,
Ahlak gidince başlar ortalıkta yangım.
Toplumda kargaşa varsa bilin ki,
Koltukta acemi süvari oturmuş tam.

Emanettir koltuk, makam değil sakın,
Oturduğun yer seni yükseltmez, sen yükselt onu.
Veremiyorsan hakkını, binme o ata,
Düşersin, hem kendini hem milleti yersin.

İnsanoğlu tuhaftır.

Boş bir koltuğa dışarıdan bakar. Deri parlaktır, sırtı diktir, makamı belli eder. O an nefs kabarır. "Keşke ben otursam" der.

O koltuk için neler yapılmaz ki?
Ne fedakarlıklar, ne yalakalıklar, ne iftiralar. Dost satılır, ilke çiğnenir, gece uykudan olunur. Tek amaç: O koltuğa oturmak.

Oturunca anlaşılır. *Koltuk başka bir şey düşünmez.* Ne iyiyi ayırt eder, ne kötüyü. Sadece taşır. Adili de taşır, zalimi de.

Ama günümüzde bir dert var:
*Koltuklar liyakat sahibi olmayan, ahlaktan yoksun insanlar tarafından ele geçirilince koltuk kirlendi.*

Liyakat yok. Ehil değil. Sadece "benim adamım" diye oturtuldu.
Ahlak yok. Emanet bilinci yok. Sadece "ben, ben, ben" var.

*Koltuğun hakkını veremeyen, acemi bir insanın ata binmesine benzer.*
Ne dizgin tutar, ne yön bilir. At onu sağa çeker, o sola gider.

Altındakini ezer, üstündekilere boyun eğer.
Hizmet üretmez, bahane üretir. İcraat yapmaz, algı yapar.
Her an düşeceğini bilir ama inmek de istemez. Çünkü inince o parlak deri, o "makam" kalmayacaktır.

*Ve unutmayın: Toplumda kargaşa varsa sebebi bellidir. Koltukta liyakat sahibi olanların olmayışıdır.*

Kargaşa çıkar çünkü işi bilmeyen karar verir.
Kargaşa çıkar çünkü adalet terazisi şaşar.
Kargaşa çıkar çünkü genç "çalışsam ne olacak" deyip küser.

Koltuk kirlenince kurum çürür , halk küser, düzen bozulur.
O koltuktan inince de geride ne eser kalır ne dua. Sadece çamur kalır.

Son söz:
*Koltuk insana değer katmaz. İnsan koltuğa değer katar.*
Veremiyorsan, o ata binme. Düşersin. Hem de milletide düşürürsün.