Bir şehrin gerçek medeniyet seviyesindeki asıl ölçü; o şehirde yürüyen insanların/yayaların ne kadar değer gördüğünde saklıdır.

Çünkü şehirler önce insanlar için vardır. Yol, kaldırım, park ve meydanlar ise insanın hayatını kolaylaştırdığı ölçüde anlam kazanır.

Yıllık iznim dolayısıyla Boyabat'ın cadde ve sokaklarını uzun uzun dolaşma fırsatı buldum.

Çocukluğumun izlerini taşıyan mahalleleri yeniden gezdim.

Değişen yerleri gördüm, değişmeyenleri düşündüm.

Her adımda şehrin nabzını hissetmeye çalıştım.

Gezdiğim yerlerden biri de 75. Yıl Boyabat Devlet Hastanesi çevresiydi.

Hastanenin önünden geçen Erol Demirkol Caddesi'nde belediyenin yürüttüğü yol yenileme çalışmalarını gördüm.

Yoldaki eski taşların sökülmesi, zeminin hazırlanması ve yolun yeni kilit taşlarla oluşturulması, şehrin ulaşım kalitesini artıracak önemli bir hizmettir.

Hiç şüphesiz yollar zamanla eskir; belediyelerin de bunları yenilemesi görevdir. Bu bakımdan yapılan yenileme çalışmalarını takdir etmek gerekir.

Elbette böylesine kapsamlı çalışmalar bir günde tamamlanmıyor. İnşaatın, altyapının ve taşları döşemenin de bir zamanı, bir sabrı vardır. Vatandaşın bu süreçte biraz anlayış göstermesi gerekir.

Kalıcı hizmetler bazen kısa süreli zahmetleri beraberinde getirir.
Ancak yol denildiğinde akla yalnızca otomobiller gelmemelidir. Bir şehirde otomobiller kadar insanların da yolu vardır. Hatta insanın yolu, aracın yolundan daha değerlidir.

Çünkü otomobilin direksiyonundaki kişi de aracından indiğinde bir yaya olacaktır.

İşte bu nedenle yol yenileme çalışmaları planlanırken kaldırımlar da aynı hassasiyetle ele alınmalıdır.

Hastaneler, en fazla yaşlıların, engelli bireylerin, hamile kadınların, çocuklu ailelerin ve sağlık çalışanlarının kullandığı alanlardır.

Böyle hassas yerlerde kaldırımların geniş, güvenli ve engelsiz olması artık bir tercih değil, çağdaş şehircilik anlayışının temel şartıdır.

Adnan Menderes Bulvarı üzerindeki düzenli ve geniş kaldırımlar bunun güzel örneklerinden biridir.

Aynı anlayışın Erol Demirkol Caddesi'nde de uygulanması, yalnız bugünü değil, gelecek yılları da kazanmak anlamına gelecektir.

Kaldırımlar sadece beton ya da taş değildir.

Onlar yaşlı bir amcanın bastonuyla güven içinde yürüdüğü yerdir.

Onlar tekerlekli sandalyesiyle hastaneye gitmeye çalışan engelli vatandaşın özgürlüğüdür.

Onlar bebek arabasını süren annenin huzurudur.

Onlar okuluna yürüyen çocuğun güvenliğidir.

Onlar sabah namazına giden ihtiyar amcaların, akşam işten dönen emekçi işçilerin sessiz yol arkadaşıdır.

Şehir, insanın yürüyebildiği kadar şehirdir. Yürüyemediğiniz bir şehirde yaşamak, aslında o şehrin size tam olarak ait olmaması demektir.

Bugün dünyanın gelişmiş şehirleri artık otomobil merkezli değil, insan merkezli planlanıyor.

Geniş kaldırımlar, bisiklet yolları, gölgelikli yürüyüş alanları, hissedilebilir yüzeyler, engelli rampaları ve dinlenme bankları bir lüks değil; çağdaş belediyeciliğin vazgeçilmez unsurları kabul ediliyor.

Boyabat da bu anlayıştan uzak değildir. Son yıllarda yapılan birçok çalışma bunun işaretlerini vermektedir.

Şimdi bu bakışı biraz daha ileri taşımak mümkündür.

Yol yapılırken kaldırımı da düşünmek…

Kaldırım yapılırken ağacı da unutmamak…

Ağaç dikilirken gölgesinde dinlenecek insanı hayal etmek…

İşte şehircilik budur.

Belediyeler sadece taş döşemez/asfalt dökmez; yaşam kalitesi inşa eder.

Yaptıkları her kaldırım, aslında vatandaşla kurdukları gönül köprüsünün bir parçasıdır.

Temennimiz odur ki Erol Demirkol Caddesi'ndeki yol yenileme çalışmaları tamamlandığında, bu güzelliği geniş, estetik, güvenli ve erişilebilir kaldırımlar da tamamlasın. Çünkü şehirler yollarıyla büyür; kaldırımlarıyla medenileşir.

Unutulmamalıdır ki, bir şehrin en önemli yolcusu otomobil değil, insandır.