Mevlana'nın dediği gibi...
“Ne olursan ol, yine gel.”
Yunus Emre'nin dediği gibi...
“Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım, sevelim, sevilelim; dünya kimseye kalmaz.”
Yılbaşını dünyanın gül bahçesi yapalım derken tam da bunu demek istiyorum.
İSLAMOFOBİ NEDİR VE HIRSIZIN HİÇ Mİ SUÇU YOK?
İslamofobi, İslam'a ve Müslümanlara duyulan akıl dışı korku ve düşmanlıktır. İnsanoğlu ne çektiyse insanlığını kaybetmiş, hastalıklı insanlardan çekmiştir.
Ama her dinde marjinal gruplar vardır. Hristiyanlıkta da, Yahudilikte de, Müslümanlıkta da... Hiçbir din, kendi marjinal grupları üzerinden yargılanamaz.
Fakat bize yapılanlar tam da bir Nasreddin Hoca fıkrasını andırıyor.
Hoca'nın evine hırsız giriyor. Komşular toplanıp Hoca'yı suçlamaya başlıyor. Hoca da diyor ki: “Yahu, kabahatin hepsi benim mi? Hırsızın hiç mi suçu yok?”
Bugün de cami yakılıyor, bizi suçluyorlar. Kur'an yakılıyor, bizi suçluyorlar. Asıl hırsızı, bu korkuyu fabrikada üreten zihniyeti ise kimse konuşmuyor.
Yunus Emre, 700 yıl önce uyarmıştı:
“Bir kez gönül yıktın ise, bu kıldığın namaz değil.”
ASİL SORU: BİZ AMENTÜ'YE NE KADAR UYDUK?
Gelin, iğneyi önce kendimize batıralım. Her gün dilimizde olan Amentü'ye ne kadar uyduk?
Amentü ne diyor?
“Âmentü billâhi ve melâiketihî ve kütübihî ve rusülihî...”
“Kitaplarına iman ettim.” diyoruz. “Ve kütübihî.” Biz Tevrat'a, İncil'e ve Zebur'a gerçekten iman ediyor muyuz? Yoksa onları yok mu sayıyoruz? Başkasının kutsalına hakaret edip sonra da “Bize İslamofobi yapılıyor.” demeye hakkımız var mı?
“Peygamberlerine iman ettim.” diyoruz. “Ve rusülihî.” Biz sadece Hz. Muhammed'e (s.a.v.) mi iman ediyoruz? Hz. İsa'yı, Hz. Musa'yı, Hz. Davut'u ne kadar tanıyoruz ki dünyaya tanıtalım?
İşte asıl sorun burada. Biz kendi Peygamberimizi ne kadar tanıyoruz? O'nun “âlemlere rahmet” olduğunu ne kadar yaşıyoruz? Tanımadığımız için tanıtamıyoruz.
Kur'an ne diyor?
“Biz, Allah'ın peygamberleri arasında hiçbir ayrım yapmayız.” (Bakara, 285)
YÜK EŞEĞE GELMİYORSA, EŞEĞİ YÜKE GÖTÜRELİM
Çözüm korkmak değil, yaklaşmaktır. Atalarımız demiş: “Yük eşeğe gelmiyorsa, eşeği yüke götür.”
Yunus Emre de “Gelin tanış olalım.” diyor. Allah da Hucurât Suresi'nde, “Tanışasınız diye sizi milletlere ayırdık.” buyuruyor. Korkasınız diye değil.
Hristiyan komşumla, Yahudi komşumla tanışmazsam Yunus Emre'nin “Yaradılanı severim, Yaradan'dan ötürü.” sözünü nasıl yaşayacağım?
ACİZANE TEKLİFİM: GELİN, 4 PEYGAMBERİ DÜNYAYA BİRLİKTE TANITALIM
Gelin, öyle bir organizasyon yapalım ki sadece Müslümanlar değil, tüm dünya da bu değerleri tanısın. Yılbaşını dünyanın gül bahçesi yapalım.
Aralık ayının ikinci haftasından itibaren başlayalım:
- Hz. Davut Haftası – Adalet Haftası: Zebur'u ve adaleti anlatalım.
- Hz. Musa Haftası – Özgürlük Haftası: Tevrat'ı ve Firavun'a karşı verilen özgürlük mücadelesini anlatalım. Diyelim ki: “Biz Hz. Musa'yı da kendi peygamberimiz gibi severiz.”
- Hz. İsa Haftası – Merhamet Haftası: Hristiyan dünyası Noel'i beklerken biz de diyelim ki: “Biz de Hz. İsa'ya iman ediyoruz.” Hindi kesmek yerine merhamet dağıtalım, kimsesiz çocuklara hediyeler verelim.
- Hz. Muhammed (s.a.v.) Haftası – Barış Haftası: Yılbaşı gecesini barış ve kardeşlik mesajlarıyla karşılayalım. İsraf, içki ve kumar olmasın. Mevlid-i Şerif okuyalım, Dünya Barış Duası yapalım.
Bu yaklaşım, Osmanlı'yı yıkan o eski oyunu da bozar. Osmanlı'yı yabancı prensesler içeriden çürütmüştü. Şimdi de aynı oyun medya aracılığıyla oynanıyor. Tanışarak, yaklaşarak bu oyunu bozabiliriz.
SON SÖZ
Ey bizi yoktan var eden ve meleklerden üstün kılarak “eşref-i mahlukat” mertebesine yükselten insan!
Biz neyin kavgasındayız?
Aynı Allah'ın kullarıyız, aynı toprağın çocuklarıyız. Kitaplarımız ayrı olsa da kıblemiz aynıdır: Vicdan, merhamet ve adalet.
Bugün insanlık, dinleri yüzünden değil, dinleri çirkinleştiren o katı yüzler yüzünden kan ağlıyor. O yüzler ki sadece camileri, kiliseleri, havraları değil, önce insanlığın vicdanını yaktılar. Onlar insanlığın yüz karasıdır.
Ve Allah, Hucurât Suresi'nde hükmünü vermiştir: “Sizi tanışasınız diye milletlere ayırdık.”
Tanışmak farzdır. Korkutmak değil, tanışmak. Sevmek farzdır. Ötekileştirmek değil.
Ben bir çevre sağlıkçısıyım. Bilirim ki bir yerde hastalık varsa önce mikrobun kaynağını kurutacaksın. İslamofobinin mikrobunun kaynağı cehalet ve tanışmamaktır.
İlacımız bellidir: Amentü'ye uymak, dört peygamberi birlikte anmak ve dünyanın bir gül bahçesine dönüşmesi için hep birlikte dua etmek.
Gelin, Allah'a layık kul, peygamberlere layık ümmet olalım ki insanlık ferahlasın.
Yoksa bu dünya kimseye kalmaz. Ne Haçlılara kaldı ne de IŞİD'e kalacak.
Selam ve saygılarımla.