İncil’de anlatılan ibretlik bir olayda, zina yaptığı iddia edilen bir kadın, taşlanmak üzere Hz. İsa’nın huzuruna getirilir. Öfkeli kalabalığa bakan Hz. İsa, “İçinizde kim günahsızsa, ilk taşı o atsın.” diyerek insanları kendi vicdanlarıyla baş başa bırakır. Herkes kendi kusurunu hatırlar ve taşlar birer birer yere düşer.
Bu kıssa, insanın başkasını yargılarken kendi hatalarını unutma eğilimini açıkça ortaya koyar.
Bugün aynı sahne, taşlar yerine kelimelerle, meydanlar yerine sosyal medyada yaşanıyor. İnsanlar doğrulanmamış iddialarla, eksik bilgilerle veya kasıtlı çarpıtmalarla yargılanıyor; itibarlar birkaç cümleyle zedelenebiliyor. Oysa insan hata yapabilir, öğrenebilir ve değişebilir. Adalet ise önyargı değil, araştırma ve vicdan ister.
Kur’an-ı Kerim bu konuda açık uyarılarda bulunur:
“Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır…”
(Hucurât, 12)
“Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme…”
(İsrâ, 36)
Hz. Muhammed (s.a.v.) ise şöyle buyurur:
“Zandan sakının. Çünkü zan sözlerin en yalanıdır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın.”
(Buhârî, Müslim)
Sosyal medya çağında bu uyarılar çok daha büyük önem taşımaktadır. Çünkü yanlış bir bilgi, saniyeler içinde binlerce kişiye ulaşabilmekte; masum insanların hayatında derin yaralar açabilmektedir. Bu durum bireysel travmalara, toplumsal güvensizliğe ve kutuplaşmaya neden olmaktadır.
Siyasi çıkarlar adına yapılan her türlü iftiralar toplumda büyük kırılmalar oluştururken, kutuplaşmaları tetiklemekte; dünyanın giderek savaş ortamına sürüklendiği günümüzde birlik ve beraberliğe olan ihtiyacı her zamankinden daha da artırmaktadır. Bu nedenle sosyal medya üzerinden yapılan her paylaşım, sadece bireysel bir düşünce değil, toplumsal sonuçlar doğurabilecek bir sorumluluk taşımaktadır.
Özellikle dinî değerler üzerinden yapılan karalama kampanyaları ise daha ağır bir sorumluluk doğurur. Çünkü din; adalet, merhamet ve hakkaniyet üzerine kuruludur. Yalan ve iftira ise bu değerleri zedeler.
Kur’an bu gerçeği şu ayetle hatırlatır:
“Kim zerre kadar hayır yapmışsa onu görür. Kim zerre kadar şer işlemişse onu görür.”
(Zilzâl, 7-8)
Bu ilahi ölçü, her sözün ve her paylaşımın bir sorumluluk taşıdığını gösterir. Sosyal medyada yapılan bir karalama; sadece bireyi değil, ailesini, çevresini ve hatta gelecek nesilleri etkileyebilir. Bu nedenle toplumun huzurunu korumak adına herkesin daha dikkatli ve sorumlu davranması gerekir.
Unutulmamalıdır ki;
İlk taşı atmak kolaydır, zor olan adaletli olmaktır. ⚖️
Suçlamak kolaydır, zor olan araştırmaktır.
Yargılamak kolaydır, zor olan merhametli olmaktır.
Toplumsal barışın korunması için her birey, paylaşmadan önce düşünmeli, yargılamadan önce araştırmalı ve konuşmadan önce vicdanına danışmalıdır. Çünkü adalet, taş atmakla değil; hakkı gözetmekle sağlanır.
Huzurlu, barış dolu, iftiralar dan uzak bir yaşam dileğiyle.
