İstanbul’a nihayet kar yağdı. Uzun süredir beklenen beyaz örtü, Bağcılar başta olmak üzere birçok ilçeyi süsledi.

Ancak ne yazık ki bu güzellik kısa sürede bir kâbusa dönüştü. Henüz 5 santimetreyi bile bulmayan kar, İstanbul’un yollarını kilitledi.

Ana arterlerde araçlar ilerleyemedi, köprü ve tünel bağlantılarında trafik durma noktasına geldi.

Tramvay seferleri bile gecikmeli yapıldı.

Avrupa Yakası’nda Beylikdüzü’nden Zeytinburnu’na kadar uzanan D-100 kara yolunda zincirleme yoğunluk yaşandı.

Sefaköy ve Bahçelievler’de meydana gelen kazalar ise trafiği daha da ağırlaştırdı.

İstanbul’un Kronik Trafik Hastalığı

İstanbul’un karla imtihanı yeni değil. Her yıl aynı tabloyla karşılaşıyoruz.

“Kar küreme araçları yetersiz, tuzlama çalışmaları yapılmıyor.” dediğinizi duyar gibiyim. Kusuru yalnızca belediyelere atmak işin kolayıdır. Peki ya biz? Olumsuz hava koşullarına karşı ne kadar hazırlıklıyız?

- Plansız sürücüler: Zincirsiz, kış lastiği olmadan yola çıkan araçlar trafiği kilitliyor.
- Toplu taşıma aksaklıkları: Otobüsler zamanında hareket etse de, yolda kalan özel otomobiller seferleri aksatıyor.
- Metro ve tramvay gecikmeleri: Raylarda sorun yok, elektrik kesintisi yok. Buna rağmen seferler gecikiyor. İşte bu durumun nedenini anlamak zor.
- Ticari taksiler: Kendi başına hareket eden taksiler düzeni daha da bozuyor. Geriye alternatif ulaşım imkânı kalmıyor.

Bu tablo İstanbul’un kronik bir hastalığının göstergesidir: Bilinçsizlik ve plansızlık.

Avrupa şehirlerinde kar yağışı hayatın doğal bir parçasıdır. İnsanlar işe zamanında gidiyor, toplu taşıma düzenli işliyor. Bizde ise birkaç santimetrelik kar, milyonların hayatını felç ediyor.

“Avrupalılar Gibi” Olmak

Zaman zaman bu köşede bizim de yakındığımız oluyor. Toplumumuzda sıkça dile getirilen bir serzeniş var: “Ne zaman Avrupalılar gibi tedbirli olacağız?”

Avrupa şehirlerinde karla mücadele, önceden planlanan bir süreçtir. Meteoroloji uyarıları dikkate alınır, belediyeler gece boyunca yolları açık tutar. Vatandaş da üzerine düşeni yapar: Kış lastiği takar, toplu taşımayı tercih eder, kurallara uyar.

Bizde ise çoğu zaman “Tüm yollar benim, Allah kerim” anlayışı hâkimdir. Kar yağınca zincirsiz araçlar yola çıkar, görevliler sabahı bekler, vatandaş saatlerce trafikte kalır. Bu döngü kırılmadıkça İstanbul, her kar yağışında aynı kaosu yaşamaya mahkûm olur.

Çözüm Nerede?

İstanbul’un karla sınavını geçebilmesi için:
- Öncelikle sürücü bilinci yükseltilmeli; zincirsiz, kış lastiği olmadan trafiğe çıkanlara ciddi yaptırımlar uygulanmalı.
- Toplu taşıma güçlendirilmeli; tramvay, metro ve metrobüs hatları kar koşullarına uygun hale getirilmeli.
- Koordinasyon sağlanmalı; belediyeler, emniyet ve meteoroloji ortak bir kriz yönetimi planı yürütmeli.
- Yetersiz kalması halinde altyapı yatırımları artırılmalı; kar küreme ve tuzlama araçları çoğaltılmalı.

Özetle;
İstanbul’un karla imtihanı aslında bir “medeniyet imtihanı”.

Avrupa şehirlerinde kar, hayatı güzelleştiren bir doğa olayıdır. Bizde ise birkaç santimetre kar, milyonların hayatını felç ediyor.

Bu tabloyu değiştirmek başkalarının değil, bizim elimizde. Yeter ki “tedbir” kelimesini günlük hayatımızın bir parçası haline getirelim.

Kar, İstanbul’a güzellik katıyor. Ama biz hâlâ bu güzelliği yaşamayı değil, onunla mücadele etmeyi öğrenemedik.

Ne zaman Avrupalılar gibi tedbirli oluruz?

İşte asıl sorumuz bu.