Günlük hayatta sıkça duyduğumuz “kefenin cebi yok” deyimi, kulağa basit bir söz gibi gelse de aslında insanın yaratılış hakikatine, dünya serüvenine ve ölüm ötesi hayata dair derin bir mesaj taşır. Bu kısa ifade, üzerinde saatlerce konuşulabilecek, sayfalar dolusu yazılar yazılabilecek kadar güçlü bir anlam ifade eder.
Kefen, ölümü simgeleyen bir giysi olarak mevtaya giydirilir. İnsan, dünyadaki yolculuğunu tamamlayıp ebediyet yurduna göçtüğünde, bu gidişinde yanında hiçbir maddî şeyi götüremez. Dünya hayatında biriktirdiği servet, makam, başarı veya güç… Hiçbiri mezara onunla birlikte girmez. İşte bu nedenle “kefenin cebi yok” denmiştir; çünkü insanın hayatı boyunca sıkı sıkıya sarıldığı dünyevî şeylerin tamamı bu dünyada kalır.
Ebedî âlemde insanı karşılayacak olan tek şey, yaşarken yaptığı iyi amelleridir. İnanç, iyilik, merhamet, adalet ve kul hakkına gösterilen hassasiyet… Bunların her biri, ahiret yolculuğunda insanın gerçek sermayesidir. Bu söz, bize yaşamın geçiciliğini ve hakikî değerin gerçekten ne olduğunu hatırlatır.
Kur’ân-ı Kerîm, dünya hayatının cazibesine sık sık dikkat çeker ve bu dünyanın insan için bir imtihan alanı olduğunu vurgular. Dünyanın süsü, malı ve makamı ne kadar büyüleyici görünse de hepsinin geçici olduğuna işaret eder. İnsana dünyanın “aldatıcı bir meta” olduğu hatırlatılır ve asıl yurdun ahiret olduğu defalarca belirtilir. Yine Kur’ân’da, insanların malları ve evlatlarıyla sınandıkları ifade edilir. Bu vurgu, dünyevî sahipliklerin bir değer değil; bir sorumluluk olduğunu hatırlatır. Bu nedenle kişi, malın gerçek sahibinin Allah olduğunu bilerek yaşamalı, sahip olduklarını bir emanetten ibaret görmelidir.
“Kefenin cebi yok” sözü, sadece bir deyim değil; insanın dünyaya bakışını şekillendiren bir hayat dersidir. Yaşarken yapılan her davranışın, her tercih ve her adımın ahiret hayatında bir karşılığı olacaktır. Bu bilinç, hem dünya düzenini güzelleştirir hem de ruhu huzura kavuşturur.
Sonuç olarak, bu deyim bize şu temel hakikati işaret eder: Dünya gelip geçicidir, kalıcı olan ise iyiliklerimizdir. Bu nedenle insan, ömrünü boş bir koşuşturmanın içinde tüketmek yerine, kalpte ve ahirette karşılığı olan güzel amellere yönelmeyi kendine ilke edinmelidir. Vesselam…
