19 Eylül…
Yalnızca takvimlerde işaretlenmiş bir gün değildir.
19 Eylül; vatan uğruna yürüyenlerin, gerektiğinde canını ortaya koyanların, bedeninde taşıdığı yarayı bir şeref nişanı bilenlerin günüdür.
Bu toprakları bizlere vatan kılan kahraman gazilerimiz; milletimizin gururu, cesaretin ve fedakârlığın yaşayan timsalleridir.
Gazilik, savaş meydanından sağ dönmenin ötesinde bir anlam taşır. Gazilik; vatan için bedeninden, sağlığından ve ömründen bir parça vermektir. Kimi kolunu, kimi bacağını, kimi gözünün nurunu; kimi de hayatı boyunca taşıyacağı görünmeyen yaralarla huzurunu feda etmiştir.
Ancak hiçbir gazi, yaptığı fedakârlığı bir bedel hesabıyla anlatmaz.
Çünkü onlar için söz konusu vatansa gerisi teferruattır.
Biz Sinoplular, vatan sevgisinin ne demek olduğunu çok iyi biliriz. Karadeniz’in hırçın dalgalarıyla yoğrulan Sinop; tarih boyunca denizcileri, askerleri, hekimleri ve memleket sevdalılarıyla devletinin yanında yer almıştır. Sinop’un köylerinden ve mahallelerinden cephelere uğurlanan nice kahraman, geride gözü yaşlı analar, babalar, eşler ve çocuklar bırakmıştır.
Bazıları geri dönemedi.
Bazıları ise bedenlerinde savaşın izleriyle memleketlerine döndü.
Sinop’un rüzgârında onların hatırası, toprağında ayak izleri vardır.
Gazilerimizi anarken cephede yalnızca silahıyla mücadele edenleri değil; yaralı bir askerin başında sabahlayan askerî hekimleri, sağlık subaylarını, hemşireleri, sıhhiyecileri ve tıbbiyelileri de hatırlamalıyız.
Tıbbiyeliler, tarihimizin en zor günlerinde yalnızca yaraları sarmadı. Gerektiğinde cepheye koştu, salgın hastalıklarla mücadele etti, yaralıları ateş hattından çıkardı. Kimi görev başında yaralandı, kimi sakat kaldı, kimi de şehitlik mertebesine ulaştı.
Onların ellerinde ne yalnızca neşter vardı ne de yalnızca silah…
Bir ellerinde insanı yaşatma yemini, diğer ellerinde vatanı yaşatma iradesi bulunuyordu.
Çünkü hekimlik insana hizmettir; gazilik ise vatana adanmışlıktır. Bu iki yüce değer aynı yürekte birleştiğinde ortaya yalnızca bir meslek mensubu değil, milletin vicdanını temsil eden bir kahraman çıkar.
Bugün bizlere düşen görev, gazilerimizi yalnızca 19 Eylül’de hatırlamak değildir. Onlara duyduğumuz minneti yılın her günü davranışlarımızla göstermeliyiz.
Gazilerimize sahip çıkmak bir lütuf değil, millet olarak namus borcumuzdur.
Çocuklarımıza gaziliğin ne anlama geldiğini öğretmeliyiz. Ay yıldızlı bayrağımızın gökyüzünde kendiliğinden dalgalanmadığını, bu vatanın bizlere kolaylıkla bırakılmadığını anlatmalıyız.
Bugün özgürce konuşabiliyor, ezanlarımızı dinleyebiliyor ve bayrağımızın gölgesinde yaşayabiliyorsak, bunu şehitlerimizin ve gazilerimizin fedakârlığına borçluyuz.
Başta Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, vatan uğruna mücadele eden bütün kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyorum.
Ebediyete irtihal eden gazilerimizi, aziz şehitlerimizi ve insan hayatını kurtarmak için cepheden cepheye koşan tıbbiyeli kahramanlarımızı rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.
Vatan için bedeninden bir parça veren bütün gazilerimizin önünde saygıyla eğiliyorum.
19 Eylül Gaziler Günü kutlu olsun.
Prof. Dr. İbrahim BAŞAĞAOĞLU
İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi E. Öğretim Üyesi
Türk Tıp Tarihi Kurumu E. Başkanı
